![]() |
| Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nin Kasr-ı Arifan'daki türbeleri. Özbekistan'ın Buhara şehrindedir. |
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri, orta boylu, mübarek yüzü değirmi olup, yanakları kırmızıya yakın idi. İki kaşı arası açık. gözleri sarı ile kestane rengi karışımı olan elâ renginde idi. Sakalının beyazı siyahından çok idi. Ne hızlı, ne de yavaş yürürdü. Konuşmaları Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) konuşması gibi tane tane idi. Konuştuğu kimseye yönünü dönerek konuşurdu. Kahkaha ile gülmez, tebessüm ederdi. Kimseyi küçük ve hakîr görmez, dâima güler yüzle karşılardı. Ancak celallendiği zaman kaşlarını çatardı. Bu zamanda heybetinden karşısında durulmaz olurdu. Şemaili, birçok bakımdan Resûlullâh Efendimiz'e (s.a.v.) benzediği gibi, işleri ve bütün hareketleri sünnet-i seniyyeye uygun idi.
Talebelerinden Alâeddîn-i Attâr Hazretleri hocasını şöyle anlatır:
Hâce Behâeddîn Nakşibend Hazretleri o derece fakir idi ki, evlerinde kış günleri namaz kılmak için yere eski bir kilim serip, onun üzerinde namaz kılarlardı. Maişet ve geçimlerine bir çekirdek bile haram karıştırmazlardı. Kendilerinin ve aile efradının helâl yemesine çok dikkat ederdi. Şüphelendiği herhangi bir şeyden uzak dururlardı. "İbâdet on kısımdır. Dokuzu helâl rızık aramaktır. Diğer kısmı sâlih ameller ve ibâdetlerdir." hadîs-i şerifini bildirirlerdi.
