Çok güzel, verimli, herkesin gözünün üzerinde olduğu bir bahçeniz olsa... Bir de komşunuz veya ortağınız olsa.,. Bu adamın her sözü, her hareketi de bahçeyle ilgili olsa... Yatsa bahçeden bahsetse, kalksa bahçeden bahsetse...
Öyle bir bahsediş kî, hayret verici derecede bahçeye aşık olmuş...
Bahçenin kendisinin olduğunu iddia ediyor ve eninde sonunda bu bahçeye sahip olacağını söylüyor.
Satın almaktan değil, kendi hakkı olduğu için doğrudan sahiplenmekten bahsediyor... Bu adamın hali sizi rahatsız etmez mi?
Elbette edecektir ve hiç umulmadık bir zamanda, umulmadık bir gerekçeyle karşınıza çıkabileceğini düşünüp uyanık olmanız şart. İşte İsrail'in "Arz-ı Mev'ud" ideali de aynen bunun gibi.
Hatta bunun gibidir sözü bile hafif kalır.
Onun İçin, Devletçe ittifak ettiğimiz İsrail'in, "Arz-ı Mev'ud", yani "vaadedilmiş topraklar" hakkındaki ideal ve emelini iyi bilmek ve küçümsememek durumundayız.
Çünkü bizim topraklarımızın bir kısmı, onların bu hedefi içinde bulunuyor.
ARZ-I MEV'UD NE DEMEK?
Yahudiler, belirli sınırlar içinde bulunan toprakların, Allah tarafından kendilerine vaadedilmiş olduğuna...
Haksız olarak ellerinden alındığına...
Eninde sonunda bu topraklara sahip olacaklarına inanıyorlar.
Ve bütün çalışmalarını ona yönelik yapıyorlar.
Ele geçirmek için çalıştıkları yerler, Nil-Fırat arasında bulunan topraklardır.
Dolayısıyla, bizim Güneydoğu Anadolu ile Doğu Anadolu'nun bir kısmı.
Bakınız dinlerine çok bağlı olan Yahudilerin inandıkları muharref/bozulmuş Tevrat bu hususta ne diyor:
"Mısır'ın ırmağından (Nil'den) Fırat ırmağına kadar bu diyarı senin zürriyerine verdim" (Tekvin, bab: 15, ayet: 18)
İki-üç ay kadar önce, TV muhabirleri İsraillilere, Filistinliler ile aralarındaki çatışmanın ne zaman sona ereceğini soruyorlardı.
İsrailli bir kadın, bu cevaplar arasında şöyle diyordu;
-Bizim bundan vazgeçmemiz mümkün değil. Çünkü bu topraklar Allah tarafından bize verilmiştir.