kur'aniyyun fırkası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kur'aniyyun fırkası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Allah'a imân, Rasûlüne imân ve itaat ile olur (Peygambersiz, Sünnet-i Seniyyesiz imân olmaz)


Allah'a imân, Rasûlüne imân ve itaat ile olur (Peygambersiz, Sünnet-i Seniyyesiz imân olmaz)
Allah'a imân, Rasûlüne imân ve itaat ile olur (Peygambersiz, Sünnet-i Seniyyesiz imân olmaz)

Allâhü Teâlâ şöyle (meâlen) buyurmuştur:

"...Peygamber size ne emir verirse tutun, nehyettiğinden de sakının..." (Sûre-i Haşir, 7),

"O (Rasûlullâh) hevadan (kendisinin re'yinden, arzusundan) söylemiyor 0(nun sözü) ancak vahy olunan bir vahiydir." (Sûre-i Necm, 3-4)

"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizleri sevsin ve günahlarınızı mağfiretle örtsün..." (Sûre-i Âl-i İmran, 31)

"...Sonra bir şeyde nizâa (ihtilafa) düştünüz mü hemen onu Allâh'a ve rasûlüne arz ediniz, Allah'a ve rasûlüne gerçekten inanır mü'minlerseniz..." (Sûre-i Nisa, 59)

"Şanım hakkı için, Allah'a ve âhiret gününe ümid besler olup Allah'ı çok zikreden kimseler için muhakkak size Rasûlullâh'da pek güzel bir örnek vardır." (Sûre-i Ahzâb, 21)

26 Temmuz 2012 Perşembe

Büyük İslam alimi Abdülvehhâb-ı Şa'râni


Büyük İslam alimi Abdülvehhâb-ı Şa'râni
Büyük İslam alimi Abdülvehhâb-ı Şa'râni


Abdülvehhâb-ı Şa'rânî (k.s.) anlatıyor:

"Haramlardan şiddetle kaçındığım gibi, mubahların fazlasını dahi terk ederdim. Yiyecek bir şeyim olmadığı zaman ot yer, kimseden bir şey istemezdim. Vâli konaklarının ve sultanın adamlarının evlerinin gölgesinden dahi geçmez, yolumu değiştirirdim, öyle bir hâle geldim ki, gelen yiyeceğe bakarak, onun helâl olup olmadığını, Rabbimin bana ihsan etmesiyle anlamaya başladım. 

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Peygamber de bir insandı. O da hata yapabilir. Kur'an'da var mı, Sen ondan haber ver? - Sünnet düşmanlığı

Peygamber de bir insandı. O da hata yapabilir. Kur'an'da var mı, Sen ondan haber ver? - Sünnet düşmanlığı


Bâzı inkarcılar tarafından sünnet aleyhinde, çeşitli iddialar ortaya atılıp, şöyle söylenmektedir: "Peygamber de bir insandı, o da hata yapabilir. Kur'ânda var mı, sen ondan haber ver."

Evet doğru. Peygamber de bir insandır, onlardan da zelle sâdır olabilir. Ancak hiç bir peygamber hata üzere devam ettirilmez. Anında Cenâb-ı Hakk tarafından ikâz olunurlar.

Peygamber Efendimiz bir mesele ile karşılaştığı zaman, önce Cenâb-ı Hak'tan gelecek olan vahy-i zahiri bekler. Bu, âyet-i kerime, hâdls-i kudsi veya hâdis-i şerif seklinde olabilir. Vahy-i zahir gelmeyecek olursa, kendi içtihadıyla amel eder. Eğer içtihadında bir zelle sadır olursa, ânında ikâz olunur. Dolayısıyla yapmış olduğu içtihatları, bizzat Cenâb-ı Hak tarafından tasdik olunmuş olur. {Mir'at'il Usul fi Şerhi Mirkati'l Vusul)

Asırlar önce aynı sual, İmrân bin Husayn'a da sorulmuştu. Onun cevâbı ise şöyleydi: 

"Sen son derece ahmak birisin. Kur'ân-ı Kerim'de, beş vakit namazın nasıl kılınacağını, zekâtın nasıl verileceğini görebiliyor musun? Kitâbullah bunlan farz kılmış, Rasûlullah ise tefsir etmiştir." (Es-Sûnnet Kable't-Tedvin 57)

7 Şubat 2012 Salı

İslamın İkinci Kaynağı: Hadis ve "Bize Kur'an yeter." diyen hadis düşmanları

İslamın İkinci Kaynağı: Hadis...


İslamın İkinci Kaynağı: Hadis…


Bir kimsenin müslüman olması/sayılması için nasıl ki önce “Lâ ilâhe illallah” devâmen “Muhammedün Resûlüllah” demesi şart ise, İslam’ı öğrenmek için de önce Kur’an’a ikinci olarak da hadis-i şeriflere müracaat şarttır. Çünkü İslam’ın ikinci kaynağı Peygamberimiz’in hadisleridir.

İslâmî ilimlerin en eskisi hadis ilmidir. Hadis ilmi, Peygamberimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem zamanında başlayıp zamanla şâhikasına ulaşmış bir ilimdir. İslam’ın parlak dönemlerine paralel olarak hadis ilmi de parlamış, bu hususta güzîde eserler meydana gelmiştir.Meseleyi tersinden ele alacak olursak şöyle diyebiliriz:

Müslümanlar hadis ilmiyle ne zaman daha çok meşgul olmuşlar, Hazreti Resûlüllah’ın sünnetine ne kadar ehemmiyet vermişlerse, Allah da onları diğer milletleri karşısında o derece maddî üstünlüklere kavuşturmuştur.


***

İbni Abbas Radıyallâhü Anhümâ’nın azadlısı İkrime radıyallâhü Anh, Tevbe Sûresinin 112. âyetinde geçen, övgü sadedinde “seyâhat edenler” mânâsındaki “es-sâihûn” kelimesinin “Hadis öğrenmek için yola çıkanlar” demek olduğunu söylemiştir.

6 Şubat 2012 Pazartesi

Ebedi ve Edebi Mucize Olan Kur'an-ı Kerim'in İnsan kelâmının üstünde ilâhî bir üslûbu vardır

Ebedi ve Edebi Mucize Kur'an-ı Kerim
Kur'ân-ı Kerîm kıyamete kadar devam eden bir mucizedir. Gerek lafzı, gerek manası itibarıyla benzerini getirmek beşer kudretinden hariçtir. O ne nesirdir ne de şiirdir. İnsan kelâmının üstünde ilâhî bir üslûbu vardır.

Dirayet ve belâgatiyle kavmi içinde mümtaz bir mevkide bulunan Hz. Ömer, en asabi ve gazablı ânında onun bir sahifesini okuyunca irâdesi elinden gitmiş ve hemen kelime-i şehâdet getirerek hidâyete ermiştir.

İşte bu hususiyettendir ki, müşrikler halkı Kur'ân dinlemekten men ediyorlardı. Çünkü onu işitenler, ruhlar üzeninde yaptığı tesir ile hemen Müslüman oluyorlardı. Bu husus müşrikler için büyük bir derd olmuştu. "Bu şâir sözüdür, kâhin sözüdür" diye halkı kandırmağa çalışıyorlar, fakat bir türlü muvaffak olamıyorlardı. Hatta Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) Mekke'de kalabilmesi için alenen Kur'ân okumamak şartını ileri sürmüşlerdi.

Hadise şöyle olmuştu:

Din, İlmihalden Öğrenilir. Kur'an-ı Kerim Meallerinden Kendince Hükümler Çıkarmak Doğru Değildir

Din, İlmihalden Öğrenilir. Kur'an-ı Kerim Meallerinden Kendince Hükümler Çıkarmak Doğru Değildir


Yeterli din tahsiline sahip olmayan kimselerin, Kur'ân-ı Kerîm mealinden, tefsirden veya hadîs-i şerîflerden din öğrenmesi mümkün değildir. 

Müslümanları, İslâmiyeti öğrenmek için Kur'ân-ı Kerîm meallerine ve tefsirlerine yönlendirmek doğru değildir. İşin başı Kur'ân tercümesi edinmek, okumak değildir. Çünkü, Kur'ân tefsiri bilmek müslümana farz-ı ayın değildir. Bu iş âlimlerin sahasına girer.

Din âlimi olmayan Müslümana İlk önce lazım olan şey, ehl-i sünnet âlimlerinin yazdığı akaid, fıkıh ve ahlâk kitaplarını okuyarak ilmihalini öğrenmektir.

İlmihal öğrenmek her müslümana farzdır. Meselâ, abdest nasıl alınır, namaz nasıl kılınır, zekâtı kim verir vs. gibi.

17 Temmuz 2011 Pazar

Kur'an Müslümanlığı; Peygambersiz, Sünnetsiz ve Mezhepsiz İslam...

Kur'an Müslümanlığı; Peygambersiz, Sünnetsiz ve  Mezhepsiz İslam...




“Size düşen Kur’an’a sarılmaktır. Onun helâl dediğini helâl, haram dediğini haram saydığınızda kurtuluşa erersiniz. Zaten hadislerin çoğu uydurmadır.” (?)

-------



“Kur’an Müslümanlığı”, müsteşrikler ve mezhepsizler

İnsanı yeryüzünde halîfe olarak yaratan Hz. Allah, lûtuf ve kerem hazînesinden, beşere/insanlara dünya ve ukbâ/ahıret saâdetini kazandıracak ilâhi mesajlarını ve bu mesajları; sözleri, fiileri, hal ve hareketleriyle, kısacası hayatıyla tefsîr eden/ açıp açıklayan peygamberleri (aleyhimüsselâm) göndermiştir.

Kur’ân-ı Kerim ve Resûlüllah (s.a.v.) ile bu ilâhi tenezzülât kemâl/olgunluk noktasına ulaşmış... En son ve en mükemmel din olan İslâm, kıyâmete kadar aslî hüviyetini/asıl kimliğini muhafaza edecektir. Bunu Rabbimiz (c.c.) kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de taahhüt etmektedir.

Son birkaç asırdır elde ettiği teknolojik muvaffakiyetlerle sarhoş olan Batı insanı, huzuru dinden ve fıtratten alabildiğine kaçışta bulacağını sanıyordu. Fakat aradığı huzuru bulamadı.

Batı’nın teknolojik başarısı karşısında âdeta şok olan İslâm âlemi, onun bu huzursuzluğunu görmekte ve yavaş-yavaş kendine gelerek ilâhi menbaa/kaynağa doğru koşmaktadır. Haddizatında dünyanın her tarafında islâm’a koşan insanlar, gün geçtikçe artmaktadır.

Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmakta onlara hâkim olan Batı dünyası, oryantalistler (müsteşrikler-İslamı araştırıp yorumlayan batılılar)le İslâmiyeti aslî hüviyetinden saptırmak, bu ilâhî kaynağı bulandırmak için her geçen gün artan bir tempoyla çalışmaktadır. Maalesef memleketimizde de onların bu oyununa gelenler vardır. Müsteşriklerin İslâmiyeti tahrip etmek için neşrettikleri/yayınladıkları zehirlerin pazarlayıcılığını yapmaktadırlar. Bilerek veya bilmeyerek bir takım Müslümanlar da bunların tesirinde kalmaktadır. Müdâfaasını/savunmasını yaptıkları temel düşünce şudur:

“Size düşen Kur’an’a sarılmaktır. Onun helâl dediğini helâl, haram dediğini haram saydığınızda kurtuluşa erersiniz. Zaten hadislerin çoğu uydurmadır.”

“Kur’ân’a sarılalım” mâsum kılıfıyla sünneti, dolayısiyle Peygamberimizi (s.a.v.) devreden çıkarmak istemekte ve bunu da Kur’an adına yaptıklarını iddia etmektedirler. Halbuki Kur’an, onların bu hezeyanını yüzlerine çarparak Resûle ittibâyı/tabi olmayı emretmektedir:

Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin bağlıları (Süleymancılar) hangi partiye oy verecek? | Hangi parti tercih edildi? | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

Cemaat merkezi ( Muhterem Alihan Kuriş Beyağabey ) kararını açıkladı: KESİNLİKLE OY YOK! Kesinlikle AKP'ye ve MHP'ye oy ve...