yavuz sultan selim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yavuz sultan selim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2012 Çarşamba

"Sen böyle giyinirsen anan ne giysin Süleyman?"

"Sen böyle giyinirsen anan ne giysin Süleyman?"
"Sen böyle giyinirsen anan ne giysin Süleyman?"

Yavuz Sultan Selim kıyafetinin sadeliği ile mârufdur. Onun düşüncesine göre süs, kadınlığın, sadelik de, erkekliğin özelliğidir. İşte bundan dolayı, kendisinden sonra (Kanuni) lâkabiyle şöhret bulacak olan sevgili oğlu şehzade Süleyman bir gün pek muhteşem bir kıyafetle karşısına çıkıp elini öpmek isteyince, şöyle azarladığından bahs edilir:

24 Aralık 2011 Cumartesi

Haremeynin (Mekke ve Medine‛nin) Hizmeti Kendisine Verildi, Kalkıp Gelsin!

Haremeynin (Mekke ve Medine‛nin) Hizmeti Kendisine Verildi, Kalkıp Gelsin!

Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri çoğu geceleri sabah namazına kadar kitap okumakla geçirir.Hasan Can da pâdişâhın hizmetini görürdü. Zaman zaman da ona okutup, kendileri dinlerlerdi. Bir gece Hasan Can uyuyakalır ve pâdişâhın hizmetinde bulunamaz. Pâdişâha o gece rüyasında, Hasan isminde bir şahıs vasıtasıyla kendisine bir hizmetin görülmesinin tebliğ olunacağı haber verilir.

Sabah namazı vaktinde uyanan Hasan Can namazını kıldıktan sonra, hemen sultânın hizmetine koşar ve"Bu gece gaflet bastırdı hizmetinizden uzak kaldım." diyerek özür diler. Bunun üzerine pâdişâh: "Öyleyse şimdi anlat bakalım, bu gece nasıl bir rüya gördün?" diye sorar. Hasan Can "Rüya görmedim." diye cevap verir. Pâdişâh: "Hayret doğrusu! Herhalde bir şeyler görülmüştür. Benden gizleme!" diye ısrar eder fakat nafile. Pâdişâh, başını sallayıp; "Tuhaf şey!" der. Hasan Can bu hâdiseye bir mânâ veremez. 
Topkapı Sarayı'nın kapıları, sabah güneş doğduğunda açılır, akşam güneş batınca kapatılırdı. Kapılardan ve sarayın emniyetinden mes'ul zamanın kapı ağası; Hasan Ağa isminde bir muhterem zât idi. Bir ara Hasan Can, Hasan Ağa'nın odasında hazînedârbaşı, kilercibaşı ile saray ağasını sohbet ederken, Kapı Ağası Hasan Ağa'yı ise düşünceli, başını önüne eğmiş, gözü yaşlı oturuyorken bulur ve "Ağa hazretleri, geçmiş olsun!" diye suâl edince, Ağa hâlini gizlemek ister. Hazînedârbaşı; "Kardeş! Ağa bu gece bir rüya görmüş. Daha o rüyanın te'sirindedir" der. 

4 Kasım 2011 Cuma

"Alimin atının ayağından sıçrayan çamur parçası bizim için şereftir " Yavuz Sultan Selim Han

"Alimin atının ayağından sıçrayan çamur parçası bizim için şereftir " Yavuz Sultan Selim Han


HOCAYA - ÖĞRETMENE SAYGI 

•  Fâtih Sultan Mehmed Hân Hazretleri, fetihten sonra İstanbul'a giriyordu. Rum kızları padişah zannedip ellerindeki çiçekleri Akşemseddin Hazretleri'ne uzattılar. Akşemseddin kuddise sırruh, Hz. Fâtih'i işaret ederek:

— Padişah O'dur! dedi. Fâtih Sultan Mehmed Hân Hazretleri de:
— Pâdişâh benim ama, o benim hocamdır. Çiçekleri ona götürün, diyerek kızları geri çevirdi. 

• 1516-1517 yılları... Yavuz Sultan Selim Hân rahmetullâhi aleyhin Mısır seferi... Şeyhülislâm İbn-i Kemalpaşa, Yavuz'un yanındadır. Dönüş yolunda atbaşı giderlerken, Kemâlpaşazâde'nin atının ayağından bir parça çamur, Yavuz'un kaftanına sıçrayıverir. O büyük âlim telaşlanır. Ne yapacağını şaşırır... Onun bu telaşlı hâline karşılık, Yavuz Sultan Selim Hân'ın tarihe geçen şu sözleri pek manidardır:
— Âlimin atının ayağından sıçrayan çamur parçası, bizim için şereftir. Öldüğümde şu çamurlu kaftan üzerime örtülsün!
Bir de Batı'dan örnek verelim...

17 Temmuz 2011 Pazar

Daima Hayırla Yadedilecek Bir Kahraman; Sadrazam Sinan Paşa

Daima Hayırla Yadedilecek Bir Kahraman; Sadrazam Sinan Paşa

"Koca Yavuz, gözyaşlarını saklamaya lüzum görmeden ağlıyordu..."

----

Ridaniye Meydan Muharebesinin en kızgın ânıydı. Sultan Tumanbay'ın kumanda ettiği Memlûk ağır süvarisi, bir an önce neticeye gitmek için Yavuz Sultan Selim Han'ın kumanda ettiği Osmanlı ordusunun merkezine yüklenmişti. Ancak. Yavuz hazırlıklı idi. Aniden topların önüne dizdiği askerlerin iki yana açılmasını emretti. O anda harp sahrasını inim inim inleten müthiş bir gümbürtü yükseldi. Planını bizzat Yavuz'un çizdiği ve dünyada ilk defa Osmanlılar tarafından bu savaşta kullanılan yivli toplar vazifelerini hakkıyle yapıyorlardı. Memlûklüler perişan bir vaziyette geri çekilmeğe başladılar.

Tumanbay'm çekildiğini gören, Memlûklü ordusu kumandanlarından Cânbirdi Gazâlî hezimeti önlemek için Osmanlı.sağ kanadına doğru hücuma kalktı. O tarafta Vezir-i Âzam Sinan Paşa kumandasında Anadolu tımarlı sipahileri vardı. Bu âni Memlûklü hücumu karşısında, şaşıran tımarlı sipahiler, kendilerini toparlamağa bir türlü fırsat bulamamışlardı. Mukavemet edemeyince çekilmeğe başladılar. Bu nâzik anda, Sinan Paşa'nın gür sesi duyuldu:

"Koman yiğitlerim, vurun arslanlarım" diyen' Sinan Paşa, yalınkılıç ileri atılmış, en ön safa geçmiş, kahramanca çarpışmağa başlamıştı. Şanlı kumandanlarının ön saflarda vuruştuğunu gören askerler geriye dönüp, yıldırım gibi Memlûklü askerlerinin üzerine atıldılar.

Sinan Paşa, genç bir yeniçeri gibi döne döne savaşıyor, zaman zaman getirdiği tekbirlerle, attığı naralarla askerleri coşturuyordu. Bu arada birkaç yerinden ağır bir şekilde yaralanmıştı. Fakat yaralarına aldırış etmeden çarpışmağa devam ediyordu. Yavuz, Sinan Paşanın yaralandığını görmüştü, haber göndererek, Sinan Paşa'nın geri çekilmesini emretti. Haberci Padişahın emrini Sinan Paşa'ya aktarınca. Paşa şöyle dedi:

"Bizim Cenâb-ı Zülcelâle ve Devlet-i ali-i Osmaniyeye bir can borcumuz var. Bu can tenden çıkıncaya ve elimiz kılıç tutmaz hale gelinceye kadar burada sebat etmek ve şehit olmak en büyük arzumuzdur. Ben gerilere çekilmek değil, daima ileriye atılmayı yeğ bulurum."

Sinan Paşa bu sözleri söyledikten sonra, 'Ya Allah!" diyerek yeniden en ön saflara doğru atıldı. Söylediği gibi, eli kılıç tutmaz hale gelinceye kadar vuruştu. Aldığı pek çok yaranın tesiriyle harb meydanında şehidlerin arasında uzandı ve oracıkta ruhunu Rahmân'a teslim etti. İ'la-yı kelimetullah(Allah’ın adının ve din-i İslam’ın yüceltilmesi) için, tefrikayı(ayrılığı) kökünden halletmek ve İttihat-ı İslâm'ı (İslam Birliğini) tesis etmek için yola çıkan Padişahla ve ordusuyla aynı ideali paylaşan Sinan Paşa, bu ideal uğruna seve seve canını feda etmişti.

Mısır'ın Osmanlı topraklarına katılmasını netice veren Ridaniye Zaferinde (22 Ocak 1517) Sinan Paşa'nın payı büyüktür.

Yavuz, zaferin ertesi günü harp meydanını dolaşırken, Sinan Paşa'nın şehidler arasında uzanmış yatan cesedini gördü. Bu değerli vezirini kaybettiği için çok üzülmüştü. O gün bütün şehitlerle birlikte Sinan Paşa'nın da cenaze merasimi yapıldı. Cenaze namazları oracıkta kılındı. Yavuz, bu merasim esnasında teessürünü gizlemedi. Koca Yavuz, gözyaşlarını saklamaya lüzum görmeden ağlıyordu...

Meşhurların Son Anları, Burhan Bozgeyik, İstanbul, 1993, Sayfa:241-242

Padişah Her İstediğini Yapabilir miydi?

Padişah Her İstediğini Yapabilir miydi?

Bir defasında Yavuz Sultan Selim Han, Enderûn-u Hümâyûn ağalarından 30-40 kişinin, işledikleri bir suç üzerine derhâl öldürülmelerini emretmişti. Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi durumu öğrenince, acele ile pâdişâhın yanına vararak;

"Şöyle bir haber işittim" dedi. Yavuz da:
"Doğrudur, ancak senin saltanat işlerine karışmaya ne hakkın vardır ki bunu bana sorarsın?" diye sert bir cevap verdi. Zenbilli Ali Efendi;

"Biz âhiret işlerini tanzim etmekle vazîfeli olduğumuzdan, sana şer'î hükümleri bildirmeye geldim" diye cevap verdi. Pâdişâhın;

"Umûmî ahvâlin (Sosyal düzenin) düzelmesi İçin bir fırkanın öldürülmesine cevaz verilmez mi?" sözüne karşılık, Zenbilli:

Yavuz Sultan Selim'in Vefatı

Yavuz Sultan Selim'in Vefatı

Pâdişâhın nedîmi Hasan Can anlatıyor: "Hastalığı sırasında ona hizmet etmek şerefinden bir an mahrum olmadım. Geceleri sabahlara kadar, mum gibi için için yanarak karşılarında dururdum. Bir hizmeti olmadığı zaman, onun arzusu üzerine yanında otururdum. Kâh mübarek elleri elimde, kâh asîl ayakları dizimde idi. Cerrahların müdâhalesi esnasında, kâh omzuma dayanır, kâh cerrahların yaptıklarına bakmaya memur ederdi...

Vefatında Kur'ân-ı Kerîm okumak ve Kelime-i şehâdeti telkinde bulunmak vazifesini ben gördüm. Son nefesine kadar bir an yanından ayrılmadım. Hattâ son nefesini vereceği sırada, bu hakire hitap edip buyurdular ki: "Hasan Can, bu ne hâldir?" Ben de dedim ki: "Sultânım, Allahu Teâlâ ile olacak zamandır."

Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin bağlıları (Süleymancılar) hangi partiye oy verecek? | Hangi parti tercih edildi? | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

Cemaat merkezi ( Muhterem Alihan Kuriş Beyağabey ) kararını açıkladı: KESİNLİKLE OY YOK! Kesinlikle AKP'ye ve MHP'ye oy ve...