24 Haziran 2011 Cuma

NASA Astronotu Kelly: "Uzayda hayatın kanıtları var"

NASA Astronotu Kelly: "Uzayda hayatın kanıtları var"


Discovery uzay mekiğinin Amerikalı komutanı Mark Kelly, uzayda hayat olduğuna ilişkin bazı kanıtlar gördüklerini söyledi.

Kelly, Discovery mürettebatı ile geldiği Japonya'nın başkenti Tokyo'da düzenlediği basın toplantısında,"Geçmişte Mars'ta hayat olabileceğine ilişkin kanıt görmüştük, dolayısıyla bütün evrende hayat olması muhtemel" dedi.

Uzaylıların dünyayı ziyaret etmemesinin basit bir sebebinin bulunduğunu, yolculuğun zor olduğunu belirten Kelly, "Deneyimlerimizden uzayda yolculuk çok zor ve ben uzaylıların dünyayı ziyaret etmediğini düşünüyorum" dedi.

Astronot Kelly'nin söz ettiği başka canlıların Dünya'ya "geliş zorluğu", şundan kaynaklanıyor:

Uzayda bizden başka hayatlar / alemler var...

Uzayda bizden başka hayatlar / alemler var...


NASA, uzayda kaç gezegen olduğu hakkında kesin bir bilgi veremiyor ve üç yüz milyar civarında gezegen olabileceği tahmininde bulunuyor... Akıl almaz sayıdaki bunca gezegenlerde acaba bizim dünyamız gibi başka dünyalar ve yaşayan hayat sahipleri olabilir mi? Bizim dünyamızda oldukça sulandırılan ve seviyesizleştirilen bu konuda İslami kaynaklar, başta Kur'an ve Hadis-i Şerifler ve sonra İslam alimlerinin bunlar hakkındaki yorumları neler söylüyor? Ülkemizde bu konuda ciddi bir bilgi eksikliği olduğu muhakkak. Biz de bu yazıda "uzayda hayat var mı?" sorusunun cevabına bu açıdan bakalım istedik...

Uzayda (Melekler ve cinler haricinde de) hayat olduğuna işaret eden ayet ve hadisler;

" Gökleri, yeryüzünü ve bunlar içinde üretip yaydığı canlıları yaratması da Onun (varlığının ve yüceliğinin) delillerindendir. O, dilediği zaman bunların hepsini bir araya toplamaya da güç yetirir.[Şûra, 42/29]

"İnsanlar Ay'a gitmek yerine Merih'e (Mars'a) gidebilselerdi oradaki mümin kardeşleri ile tanışacaklardı" (Süleyman Hilmi Tunahan kuddise sirruh)

****

“Gün gelecek sûra üflenecek, Allah’ ın dilediği dışında, göklerde ve yerde olan herkes müthiş bir korkuya kapılacak. Hepsi boynu bükük vaziyette O’nun huzuruna varacaklar.” (Neml, 27/87)

****

“Sûra üflenir; Allah’ ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde kim varsa çarpılıp cansız yere düşer. Sonra ona bir daha üflenir: Bir de bakarsın bütün insanlar, kabirlerinden ayağa kalkmış, etrafa bakınıp duruyorlar”(Zümer, 39/68).

****


“De ki: “Hamd O Allah' a olsun ki size er-geç alâmetlerini gösterecek siz de onları tanıyacaksınız. Senin Rabbin, sizin yaptıklarınızdan habersiz değildir”(Neml, 27)93)
mealindeki ayetin açıklaması;

Kafirler birinci kat semayı keşfettikleri zaman, orada Vahy'in indiği yeri ve ayet-i kerimelerde haber verilen bazı emareleri görürler. Dünyaya gelip gördükleri o hakikatleri bütün insanlara haber verdiklerinde herkes "La ilahe illallah" diyerek imana gelir. Lakin hiç birinin imanı kabul olmaz. Çünkü imanın şartı gayba iman etmektir.
(gayb, gözle görülemeyen, akılla anlaşılamayan, duyu organları ile hissedilemeyen şeylerdir.)

Bu dünyaya en uzak yıldız ne kadar mesafede ise, oradan birinci kat semaya da o kadar mesafe vardır. Fenciler henüz birinci kat semayı keşfedemediler. Ne zaman bu Türkiye'nin büyüklüğü kadar ayna yaparlarsa, belki o zaman birinci kat semayı öğrenebilirler. Batıl bir görüş olan "sonsuz uzay boşluğu" iddialarının ne kadar yanlış olduğunu gözleri ile görürler.

(Süleyman Hilmi Tunahan ) kuddise sirruh

Mucahid’e göre, “size er-geç alâmetlerini gösterecek siz de onları tanıyacaksınız” mealindeki ayetin ifadesi dünyaya bakar. Yani, asırlar boyunca hem göklerde hem de yerde bütün kâinat çapında; Kur’an’da bildirdiği hakikatlerin doğruluğunu gösteren, ona şahit olacak belgeler gösterecek ve siz de o doğruluk belgelerini anlayıp tanıyacaksınız(krş. Maverdî, ilgili ayetin tefsiri).

****

“Evet, Biz ileride onlara delillerimizi gerek dış dünyada, gerek kendi öz varlıklarında göstereceğiz; öyle ki Kur’ân’ın, tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğu onlar tarafından da iyice anlaşılacak. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?”(Fussilet, 41/53).

Ermenistan'ın İlk Başbakanı Herşeyi İtiraf Etmiş; "Tehcir Kararı Doğruydu."

Ermenistan'ın İlk Başbakanı Herşeyi İtiraf Etmiş; "Tehcir Kararı Doğruydu."

İstanbul Ticaret Odası Ermenistan’ın ilk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni’nin 1923 parti konferansına sunduğu raporu Türkçe, İngilizce, Almanca ve Fransızca olarak neşrederek çok hayırlı bir hizmette bulunmuştur. Şimdi bu kitaptan bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum:
“Bu kitap ne bir hikâye, ne bir roman, ne de bir kurgudur. Tam anlamıyla bir belgeseldir. 1915 Ermeni Meselesine ilişkin tüm gerçekleri, dönemin önemli bir şahidinin kaleminden gözler önüne seren tarihî bir belgedir.

İlk Ermeni Başbakanının bu tarihî raporu Ermenistan’da yasaklanmıştır. Yayınların Avrupa’daki kütüphanelerde Taşnaklar tarafından toplatıldığı da biliniyor. Kitabın çeşitli dillerden yayımlanan basımları, Avrupa kütüphanelerinden toplatılmıştır. Kitabın kataloglarda adı var, ancak raflarda bulunmuyor.
Kaçaznuni, raporuna başlarken özellikle belirtiyor. Bu değerlendirmelere ağır bir düşünce süreci sonunda varmıştır. Ulaştığı sonuçlar, yüzeyselliğin ve iradesizliğin ürünü değildir ve birçoklarını kızdıracağını bilmektedir. Kaçaznuni, Taşnaksutyun Konferansına katılan delegelerden, önyargılardan sıyrılarak, kendisini sabırla dinlemelerini rica ederek şu tespitlerde bulunuyor:

23 Haziran 2011 Perşembe

Ermeniler Bir Milyon Müslümanı Katlettiler... Büyük Ermeni Soykırımı

Ermeniler Bir Milyon Müslümanı Katlettiler... Büyük Ermeni Soykırımı


1915 tarihli Ermeni Tehcir'ini (zorunlu göçünü) Ermeni soykırımı olarak görmek mümkün müdür? Bu konuda Ermenilerin ve Batılı bazı yazarların iddialarına nasıl cevap verebiliriz?

Meseleyi bir kaç yönden açıklamak gerekmektedir.

Birincisi; Tarih boyu Ermeniler, millet-i sâdıka sıfatıyla Osmanlı ülkesinde zimmî tabir edilen statüde yani Müslüman bir ülkenin gayr-i müslim vatandaşı sıfatıyla yaşamışlar ve Osmanlı Devleti, vatandaşlarına tanıdığı bütün hak ve hürriyetleri onlara da tanımışlardır. Şunu belirteyim ki, 1071'den yani 909 seneden beri, şayet bu uzun tarih dönemeci içerisinde biz Müslüman Türkler, azınlıkların hak ve hürriyetlerine saygı göstermeseydik, bugün Türkiye'de az da olsa azınlıklardan söz edilebilir miydi? Aynı tarih dilimi içerisinde İspanya'da Müslüman azınlıktan eser kalmaması, Avrupalılar, daha doğrusu Hıristiyan milletler ile bizlerin yani Müslümanların, bu konudaki gerçek tutumlarını göstermektedir. Ermenilere temel hak ve hürriyetler tanındığı gibi, İslâm Dininin koyduğu prensipler ışığında din ve vicdan hürriyeti de tanınmıştır. Tanzimat'tan sonra ve özellikle de İttihâdcılar zamanında, siyasi haklar, Müslümanlar kadar Ermeniler için de kabul edilmiştir. Hatta II. Abdülhamid, maalesef Ermeni katili diye itham bile edilmiştir. II. Abdülhamid döneminde Agop Paşa, Hazine-i Hâssa Nâzırıdır. İttihâdcılar ise Osmanlı Devleti'ne ihanet eden Gabriel Noradungiyan'ı Hâriciye nâzırı(Dış İşleri Bakanı) yapacak kadar basiretsizleşmişlerdir.

Osmanlı Devleti'nin bu davranışlarına karşılık Ermeniler, Rusya'nın tahriklerine kapılarak ve Berlin Muahedesinin 61. maddesine dayanarak devlete isyan etmeye başlamışlardır. Asla çoğunluk teşkil edemedikleri Doğu ve Güneydoğu Vilâyetlerinde Müslüman insanları ve özellikle Müslüman Kürtleri kesmeye başlamışlardır. 1886’ da kurulan Hınçak Cemiyeti ve bunun gibi bir Ermeni komitesi olan Taşnak Cemiyeti üyeleri, Osmanlı ülkesinde terör estirmeye başlamışlardır. Bu terörü Hamidiye Alayları ile durduran Abdülhamid, Kızıl Sultân diye itham edilmiştir. 1894'de Sason'da isyan eden Hamparsum Boyacıyan Harput Milletvekili olarak İttihâdcılar tarafından Meclis'e bile getirilmiştir. Abdülhamid'i bomba olayı ile yok etmek istemeleri, İstanbul'da arka arkaya patlayan Ermeni ayaklanmaları, onların dış güçlerin emriyle hareket ettiklerini açıkça ortaya koymuştur.

Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin bağlıları (Süleymancılar) hangi partiye oy verecek? | Hangi parti tercih edildi? | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

Cemaat merkezi ( Muhterem Alihan Kuriş Beyağabey ) kararını açıkladı: KESİNLİKLE OY YOK! Kesinlikle AKP'ye ve MHP'ye oy ve...