Bilimsel Konular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilimsel Konular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Türk Bilim İnsanına Avrupa'dan Rekor Destek

Türk Bilim İnsanına Avrupa'dan Rekor Destek
Türk Bilim İnsanına Avrupa'dan Rekor Destek

Türkiye'den iki araştırmacı, ERC araştırma desteğini almaya hak kazandı.


Dünya genelindeki ''yüksek riskli-yüksek kazançlı'' projeleri destekleyen Avrupa Araştırma Konseyi (ERC), Bilkent Üniversitesi'nden Doç. Dr. Mehmet Bayındır ve Koç Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Kerem Pekkan'ın, beş yıl sürecek projelerini destekleme kararı aldı.

Doç. Dr. Mehmet Bayındır, ERC projesi kapsamında, nanoteknolojide yeni bir üretim tekniği geliştirerek ''sonsuz uzunlukta nanotel ve nanotüp dizileri'' üretecek.

8 Haziran 2012 Cuma

Samanyolu galaksisinde en az 50 milyar gezegen bulunuyor

Samanyolu galaksisinde en az 50 milyar gezegen bulunuyor
Samanyolu galaksisinde en az 50 milyar gezegen bulunuyor
NASA gezegen avcısı teleskop Kepler’den elde edilen ilk sonuçlara dayanılarak yapılan tahminlere göre, bu gezegenlerin en az 500 milyonu hayatın varlığına olanak tanıyan ‘ılık bölge’de bulunuyor. Bilim adamları, iki yıldızdan birinin gezegenleri bulunduğunu ve 200 yıldızdan birinin de yaşama olanak tanıyan bölgede gezegenleri olduğunu hesapladı. Samanyolu Galaksisi’nde en az 100 milyar yıldız bulunuyor.

31 Mayıs 2012 Perşembe

Dünyada İlk Katarakt Ameliyatı Ammâr b. Ali el-Mevsılî Tarafından Yapıldı

Dünyada İlk Katarakt Ameliyatı Ammâr b. Ali el-Mevsılî Tarafından Yapıldı



Dünyada bilinen ilk katarakt ameliyatını, asıl ismi Ebu'l-Kâsım Ammâr b. Ali el-Mevsılî(vefatı H. 400/M. 1010) olan ve İslâm târihinde kısaca Ammâr, batıda ise "Canamusalı" olarak tanınan Müslüman tıp âlimi yapmıştır. Ammâr, Musul'da doğduğu için Mevsılî di­ye anılır.

Göz ilmi yani oftalmoloji ilminin babası sayılan el-Mevsılî, Horasan, Filistin ve Harran'ı dolaşmış büyük bir göz cerrahıydı. Yaptığı ameliyatlardaki muvaffakiyeti onu efsâne haline getirmişti. Sultan Hâkim (M. 996-1021) devrinde Mısır'a yerleşen el-Mevsılî, bura­da göz doktorluğu yaptı. Meşhur "Kitâbü'l-Müntehab fî İlâci'l-Ayn ve İlelihâ ve Müdâvâtihâ bi'l-Edviye ve'l-Hadîd" isimli eserini Mısır'da yazdı.

Halk arasında perde olarak da bilinen katarakt, göz merceğinin saydamlığını tamamen veya kısmen yitirmesi, donuklaşması ile ortaya çıkan ve mühim görme kaybına sebep olan bir göz hastalığıdır.

Ammâr, kitabında yaptığı göz ameliyatlarını, yani kendi îcâdı olan altı defa yaptığı katarakt ameliyatını en ufak teferruatına kadar, açık-seçik ve canlı bir tarzda, hatta bugünün okuyucusunun bile rahatlıkla anlayabileceği bir tarzda anlatır.

İslâm âleminin yetiştirdiği en büyük göz hekimlerinden birisi

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Telgrafın Mucidine, Osmanlı'dan Madalya

Telgrafın Mucidine, Osmanlı'dan Madalya

Osmanlı'nın İlim ve Teknolojiye Verdiği Ehemmiyet
Telgrafın Mucidine, Osmanlı'dan Madalya 

Telgraf ilk defa Beylerbeyi Saray’ında Sultan Abdülmecîd Han'ın huzurunda tecrübe edildi ve muvaffak olundu. Sultan Abdülmecîd Han, Prof. Smith'e, Morse'a verilmek üzere kendi imzasını taşıyan bir ihtira berâtı ile murassa bir nişan (kadife bir kutu içinde elmaslı bir madalya) verdi.

Amerikalı ressam Morse ve arkadaşı Chamberlain, 1837'de bir pil, elle kullanılan bir anahtar, made­nî tel ve elektromekanik bir röle kullanmak suretiyle ilk elektrikli telgraf cihazını icâd etmişlerdi. Ancak Morse bu buluşunu pek çok Avrupalı hükümete tek­lif etmişse de bir ilgi göremedi. Bunun üzerine Chamberlain, âleti yanına alarak İstanbul'a geldi. Yalnız âlet henüz kusursuz değildi. Yapılan denemelerin ke­sin bir muvaffakiyetle neticelenmediğini görünce âle­ti alıp, hatâlarını gidermek üzere Viyana'ya gitti. Yol­da, bindiği geminin Tuna'da batması üzerine bu ça­lışması yarıda kaldı.

Sultan Abdülmecîd Han bu buluşu dikkatle tâkib etti. Nitekim pâdişâhın bu alâkasını bilen ve İstan­bul'da jeoloji araştırmaları yapan Amerikalı ilim ada­mı Lawrence Smith, Morse'a bu âletin bir numune­sini sipariş etti. Âlet İstanbul'a geldiğinde ilk tecrübe­si Beylerbeyi Sarayı'nda Sultan Abdülmecîd Han'ın huzurunda gerçekleştirildi ve başarılı olundu. Sultan Abdülmecîd Han, Morse'a verilmek üzere kendi im­zasını taşıyan bir ihtira berâtı ile murassa bir nişan (kadife bir kutu içinde elmaslı bir madalya) verdi. Morse:

"Sultan Abdülmecîd Han, bu nişanı ve tebrikiyle keşfimin değerini anlayan ilk büyük insan olmuş­tur." demiştir.

16 Mayıs 2012 Çarşamba

İnsanlık kozmik kontrol altında. Savaş artık cephelerde değil insanların hatta bütün canlıların beyinlerinde...

İnsanlık kozmik kontrol altında. Savaş artık cephelerde değil insanların hatta bütün canlıların beyinlerinde... 


Sosyal Siyaset Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Maranki, insan beyinlerinin çeşitli yöntemlerle kontrol edildiğini ve yönlendirildiğini söyledi.

Takdim
Uzun yıllardır dünyada olduğu gibi Türkiye'de de beyin kontrolü ve yönlendirilmesi konusunda ciddi tartışmalar yaşanıyor. Kamuoyu tarafından da tam olarak anlaşılamayan bu konuyla bağlantılı olarak kozmik bilincin ne olduğu, bu konuda yapılan araştırmalar, deneyler, geliştirilen yöntemler, ulaşılan sonuçlar üzer­ine Prof. Dr. Ahmet Maranki ile söyleştik.

Kozmik Bilinç alanında çalış­maları bulunan, son olarak "Kozmik Bilinç" adında bir kitap yazan ve Azerbaycan'da bu konularda önemli kuruluşlarda görev yapan Prof. Dr. Maranki, kozmik bilincin evrendeki bilim olduğunu belirterek, insanların beyinlerinin kontrol altında tutulabildiğini ve yönlendirilebildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Maranki, 10 yıl BM'nin Rusya'daki kalkınma program­larında (UNDP) uzman olarak çalıştı. Kozmik araştırma merkez­lerinde bulundu. Halen Rus Bilimler Akademisi'nin Bilim ve Buluş Adamları Cemiyeti'nin Genel Sekreterliği'ni yapıyor.



-Son zamanlarda Kozmik bi­linçten çok söz ediliyor, Siz birkaç televizyon programında bahsettiniz. Hatta "Kozmik Bilinç" isimli bir kitap hazırladığınız biliniyor, Nedir "Koz­mik bilinç?"

-Peygamber Efendimiz (sav)'in "İl­min yarısı sormaktır" şeklinde bir hadisi şerifi vardır. Biz de sormaktayız ve bu­nun cevabını kâinatta aramaktayız. Kozmik bilinç de kâinatta olan hadi­selerin nasılını, niçinini, nedenini araş­tırmaktır. Kozmik bilinç, "evrendeki bi­lim" demektir. Felsefeciler Ay'ı, yıldızı, Güneşi, Satürn'ün halkalarını araştırır­lar. Ama Ay'ı, yıldızı, Satürn'ü birbirine bağlayıp onu döndüren ve niçin dön­düğünü izah eden şeyi açıklamazlar. İşte kozmik bilinç kâinatı, hayvanatı, nebatatı idare eden tek bir merkezi güç olduğunu ve merkezin de bize ne­ler bildirdiğini araştırıyor. Yani "kozmik bilinç" kâinat kitabını araştırır.

Bir Kur'an ve bir de kâinat kitabı var­dır. Dünya insanlığı artık şunu bilmeli; yaşananlar ayrıdır. bilinenler ayrı. Bazı şeyler için bilimsel izah gerekir deniyor ama bu, bilimsel değil gerçektir. Çünkü bugün bizim konuştu­ğumuz, duyduğu­muz ses dalgaları bütün ses dal­gaları içerisin­de bir iğne ucu kadar yer tutar. Yi­ne gördüğümüz bütün renkler, renk boyutları içinde iğne ucu kadar yer tu­tar. Bizim algıladığımız renkler sadece kırmızı ile mor arasıdır. Yine algıladığı­mız kokular, hisler, duygular bizim öl­çülerimize göredir. Ama bunun ötesin­de başka âlemler, boyutlar vardır. İşte kozmik bilinç bunu araştırır.

ETRAFIMIZDA KATRİLYONLARCA CANLI VAR

-Gördüğümüz renklerin ötesinde renkler var mı? Duyduğumuz ses dalgalarının Ötesinde ses dalgaları var mı?
- Vardır ve bilim bunu ispat etmiştir. Psikokinezi, yani maddenin mânâ ile izahı. Bilim bugün bunun nasıl olduğu­nu araştırmaktadır. Biz bunun mânâ boyutuna çok fazla girmeyeceğiz. Bu­na binlerce kitapta girilmiş ama bir şey anlaşılmamış ki, insanlık bugünkü zor durumda. Bilimin mevcut yöntemlerinin dışında akıl yürütme, tahayyül dediğimiz ikinci aşaması, sezgi, yoğunlaşma, hissetme yani kozmik boyutu vardır. İşte kozmik bilinç bu "ötelerden" bah­sediyor. O öte de Hablullah (Allah'ın ipi) dediğimiz bir iple merkeze bağlıdır. Bilgisayarlardaki kablo gibi kâinattaki bütün nesneler fiiliyatlarında, hareketle­rinde tek merkeze bağlıdırlar. Kâinatta cansız yoktur. Taş, toprak da canlıdır. Kur'an-ı Kerim'de zîhayat, zîruh ve zî-şuur sahipleri olarak adlandırılan ve ar­tık bugün bunda tereddüt edilmeyen bir yaratık silsilesi var. Ama bu silsile­nin dışında yine ilahi kitaplarda buyurulduğu gibi "sizin görmediğimiz benim görevlilerim vardır dünyada" deniyor.
  
İşte bunu gâvur dediğimiz Rus bi­lim adamları ölçmüş. Gâvur kim, tartı­şılır!.. Her şeyi kabul edip bunların dışı­na çıkmayıp at gözlüğüyle meseleye bakanlar mı, yoksa din, milliyet vs... adına bunları araştırmayıp bizi bu hale düşürenler mi?

Ruslar "insan aurası" dediğimiz enerjisinin etrafında 10 üzeri 16 milyon canlının yaşadığını görüntülemiş. Yani her an bir santimle bir metre kadar et­rafımızda bizi kalkan gibi "koruyan ve­ya zarar veren" yani hayatımıza, fiiliya­tımıza, halet-i ruhiyemize bağlı olarak katrilyonlarca canlı var. Bunlara "nariler, nuriler"de denilebilir. Biriyle tokalaştığınız zaman halsizleşirsiniz veya birisi size baktığı zaman yıkılırsınız. Ya da ilim meclislerinde bulunduğunuz za­man müsbet enerji yüklenirsiniz. Kötü meclislerde, kötü insanların yanında bulunduğunuz, kötü fikirlerle beslendi­ğiniz zaman fiziki olarak da bir şeyler kaybedersiniz. İşte kozmik bilinç bütün bunları araştırıyor ve akılları gözlerine veya mi­delerine inenlere anlatmaya çalışıyor.

İNSANLARIN BEYNİ KONTROL ALTINDA

26 Mart 2012 Pazartesi

Uzayda Ulaşılan En Son Nokta. Milyarlarca yıldız, 200 binden fazla galaksi (Video)

Uzayda Ulaşılan En Son Nokta. Milyarlarca yıldız, 200 binden fazla galaksi (Video)
Uzayda Ulaşılan En Son Nokta. Milyarlarca yıldız, 200 binden fazla galaksi (Video)



İşte Uzay'da ulaşılan en uzak nokta


Uzayın şimdiye kadar elde edilen en geniş derinlikteki görüntüsü oluşturuldu. İşte Milyarlarca yıldızın yer aldığı 200 binden fazla galaksinin sığdığı inanılmaz manzara:

22 Mart 2012 Perşembe

Yaşanabilir 54 yeni gezegen

Yaşanabilir 54 yeni gezegen
Yaşanabilir 54 yeni gezegen

NASA'nın Kepler teleskobu ile, diğer güneş sistemlerinde, yaşam koşullarına sahip olma olasılığı yüksek 54 yeni gezegen keşfedildi.

Samanyolu galaksisinin 1 yıl boyunca taranması sonucu, diğer güneş sistemlerinde bin 235 adet, gezegen olma olasılığı yüksek gök cismi belirlendi.

Kepler, gezegen olma olasılığı bulunan, bilinen gök cisimlerinin sayısını da böylece üçe yakın oranda katlamış oldu. Bunlardan 54'ünün, kendi güneşlerine, yaşam koşullarına uygun yani ne çok soğuk ne de çok sıcak olabilecek uzaklıkta (yaşanabilir kuşakta) olduğu anlaşıldı.

Kepler projesinin baş araştırmacısı William Borucki, bu keşfin oldukça heyecan verici olduğunu ifade ederek, bugüne kadar, yaşamın desteklenebileceği kuşakta yer alan sadece 2 gezegenin bilindiğini söyledi.

"Diğer gezegenlerde yaşam var." Rusya Bilim Akademisi Uygulamalı Astronomi Enstitüsü Başkanı Finkelstein

"Diğer gezegenlerde yaşam var." Rusya Bilim Akademisi Uygulamalı Astronomi Enstitüsü Başkanı Finkelstein
"Diğer gezegenlerde yaşam var." Rusya Bilim Akademisi Uygulamalı Astronomi Enstitüsü Başkanı Finkelstein



Rusya Bilim Akademisi Uygulamalı Astronomi Enstitüsü Başkanı Finkelstein, “Hayatın ortaya çıkması, atomların bir araya gelmesi kadar kaçınılmaz… Diğer gezegenlerde yaşam var ve 20 yıl içinde başka gezegenlerdeki hayatı keşfedeceğiz” dedi.

Dünya dışı yaşamın araştırılmasını konu alan uluslararası bir forumda konuşan Finkelstein, “Samanyolu Galaksisi’nde bir yıldızın (güneşin) yörüngesinde bulunan gezegenlerin yüzde 10’unun Dünya’ya benzerlik gösterdiğine” dikkat çekti.

Yeni Tür Gezegen Bulundu

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA ve Avrupa Uzay Ajansı ESA’nın yürüttüğü ortak araştırma sonucunda yeni bir gezegen türünün keşfedildiği bildirildi
Yeni Tür Gezegen Bulundu
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA ve Avrupa Uzay Ajansı ESA’nın yürüttüğü ortak araştırma sonucunda yeni bir gezegen türünün keşfedildiği bildirildi

İki kurumun çalışması kapsamında bilindik gezegen türlerinden farklı su buharıyla kaplı yeni bir öte-gezegen keşfedildi. 


19 Mart 2012 Pazartesi

NASA yine fena yakalandı. NASA'dan kafa karıştıran görüntüler (Şok Video)

NASA fena yakalandı. NASA uydusunun Güneş'te görüntülediği hareketli cisim ne kafa karıştıran görüntüler video

Çeşitli gezegenlerden elde ettiği görüntüleri sansürleyerek basına verdiği bilinen NASA ara ara gafil de yakalanıyor... En son, yayınladığı Mars yüzeyine ait fotoğraflardan birinde insan benzeri bir canlının bir kayanın üzerinde oturduğunu fark edememiş olan NASA, bu sefer de Güneş'e dair yayın yaparken araya devasa bir uzay aracının girmesine mani olamadı.

Bilindiği gibi dönem dönem pek çok saygın NASA astronotu uzayda hayatın olduğuna dair kesin deliller gördüklerini hatta bazı astronotlar uzayda yaşayan canlıların kendilerini gördüklerini de iddia etmelerine rağmen NASA bu iddiaları hep yalanlamıştı...


10 Mart 2012 Cumartesi

''Uzayda birileri var!'' Uzaya çıkan ilk İranlı uzay kaşifi Anousheh Ansari

''Uzayda birileri var!'' Uzaya çıkan ilk İranlı uzay kaşifi Anousheh Ansari

Uzaya çıkan ilk İranlı uzay kaşifi Anousheh Ansari, evrenin büyüklüğüne dikkati çekerek, evrende başka canlıların da olduğuna inandığını söyledi

Ansari, 2010 yılında Nevruz'u tanıtmak için ABD'de de kurulan Nevruz Komisyonu'nun bir etkinliği için geldiği İtalya'nın başkenti Roma'da, 2006 yılındaki uzay deneyimini anlattı.
Ansari, dünya dışı yaşama ilişkin soru üzerine, "Orada birileri olduğuna inanıyorum çünkü, oraya baktığınızda evrenin ne kadar büyük olduğunu görüyorsunuz. Milyonlarca yıldız, milyarlarca galaksi var. Bu evrende sadece dünyanın ve bizim olduğumuzu düşünmek, bence bu, çok kibirli bir tutum. Bu biraz eski çağlarda insanlığın, dünyanın her şeyin merkezinde yer aldığını ve her şeyin onun etrafında döndüğünü düşünmesi gibi bir şey. Ben eminim ki bu evrende başkaları da var. Ama ben oradayken kapımı çalmadılar" cevabını verdi.

18 Eylül 2006'da uzaya giden, Uluslararası Uzay İstasyonu'nunda kalan ve bu hareketiyle uzaya çıkan ilk İranlı uzay kaşifi unvanını da alan Ansari, "Uzaya uçuşların başladığı şu son 50 yıllık dönemde uzaya giden 52 kadından biri olduğum için kendimi şanslı addediyorum" dedi.

Yolculuğuna dair hissettiklerini "Olağanüstü bir deneyimdi. Bir hayat değişimi söz konusuydu" sözleriyle dile getiren Ansari, "Bizim evrendeki o kadar şey arasında ne kadar küçük varlıklar olduğumuzu görme fırsatım oldu. Aynı zamanda büyük bir sistemin parçası olmak da harika bir his. Hayata farklı bir yönden bakmanızı sağlayan bir deneyimdi bu" diye konuştu.

22 Şubat 2012 Çarşamba

Birleşmiş Milletler‛in "Uzaylılara Hoş Geldin Komitesi" neyin nesi? Mars'ta canlılar kanıtlandı - Uzayda hayar var

Birleşmiş Milletler‛in "Uzaylılara Hoş Geldin Komitesi"  neyin nesi? Mars'ta canlılar kanıtlandı - Uzayda hayar var


Mars'ta canlılar kanıtlandı!
Çağın en sansasyonel konusu uzaylılar. Bununla ilgili gazete haberleri, bilimkurgu filmleri, kitaplar ve şimdi de BM’nin uzaylıları karşılamak üzere atayacağı elçi meselesi gündemde. 




Espri düzeyinde ele alınan konuyu yıllarca NASA’da çalışan Neva Çiftçioğlu’na sorduk: Uzayla dalga geçilir mi?

Uzayda hayat var mı yok mu? Evrende yalnız mıyız? Bizi ziyarete gelecekler mi, geliyorlar mı, geleceklerse ne zaman? Bize benziyorlar mı? Yoksa tepelerinde bir gözleri ve üç kolları mı var? Renkleri yeşil mi? Her konuşulan şey, ortaya atılan her teori biraz Cem Yılmaz esprisi gibi. Geçen hafta BM’den sızan “uzaylılara hoş geldin komitesi ve elçi atanması” haberi bu kez espri düzeyinde kalmayacak gibi! Hükümetlerin UFO’larla ve uzaylılarla ilgili birimler oluşturduğu, gizli toplantıların yürütüldüğü biliniyor. Habertürk Gazetesi’nde Bilim-Yorum köşesinin yazarı olan, yıllarca NASA’da çalışan değerli bilim kadını Neva Çiftçioğlu, “uzaylılarla görüşecek elçi” haberinin şakaymış gibi sunulmasını tehlikeli buluyor. “Hoş geldiniz uzaylılar” ekibinin kurulmasına ve haberin sonradan yalanlanmasına dair ise, “NASA böylesine bir haberi verip daha sonra geri çekecek kadar amatör bir kurum değil” diyor.

BM, uzaylılarla ilk temas kuracak kişinin astrofizikçi Mazlan Othman olacağını açıkladı. Ancak sonra bu duyuru yalanlandı. İnsanların da kafası karıştı

Maalesef toplumlar Hollywood filmlerinde seyrettikleriyle ve kulaktan dolma bilgileriyle, bir hayal âleminde kendilerine uzayla ilgili bilgi dağarcığı oluşturmuş durumda. Neyin gerçek neyin bilimkurgu olduğu konusunda insanların büyük çoğunluğunun kafası karışık. Dünya dışı yaşamlar gibi ciddi konularla ilgili tartışmalarda; “Uzayda kesinlikle yaşam” vardır diyenler sanki arka bahçelerinde uzaylılar varmış gibi, “Kesin yoktur” diyenler de yıllardır uzay gemileriyle galaksi galaksi hayat aramış da bulamamış gibi konuşuyorlar. Bir insanın herhangi bir teoriye “İnanıyorum” ya da “İnanmıyorum” diyebilmesi için o konunun uzmanı olması ya da bizzat konuyla ilgili kendi tecrübesi olması gerekir. Medya karşısına çıkıp toplumu bilgilendirme sorumluluğunu alarak konuşan kişi en azından uzaydan, yaşam kelimesinin tanımından, kendi gezegeni hakındaki bilgilerden bihaber olmamalıdır.

UZAYDA YALNIZ DEĞİLİZ 

Siz uzaylılara inanıyor musunuz? Yoksa evrende yalnız mıyız?

Bu soruyu yanıtlarken birçok kişi “Olabilir de olmayabilir de” tarzında politik yanıtları tercih ediyor. Ama ben direkt olarak “Uzayda yalnız olduğumuza inanmıyorum” diyebiliyorum. Senelerce NASA Johnson Uzay Merkezi’nde “uzayda hayat araştırma” grubunda, Mars’tan gelen meteoritler üzerinde nanometre boyutlarında mini canlıların olma ihtimalini araştırdık. Bunun doğruluğunu kanıtlayan veriler elde ettik. Dünya dışı yaşamın olabilmesi için pozitif veriler listesi gün be gün uzuyor. Mini canlıların varlığı, makro canlıların varlığına da işaret olabilir. Hem sadece gözlemlenebilir 100 milyarı aşkın galaksiden bahsedilirken bu sistemler içerisinde yalnız olduğumuzu düşünmek bana mantıklı gelmiyor. Ama var olabilecek yaşamların bize veya bizim onlara ulaşabilme olasılığımız, teknolojik kapasitemiz tartışılır.

BAŞKA YAŞAM KRİTERLERİ VAR 

Dünya dışı yaşamlar araştırılırken, neden bildiğimiz yaşam standartları kriter olarak alınıyor? 

20 Şubat 2012 Pazartesi

İstenilen kişi biyonik bir robota dönüştürülebiliyor. İnsanların zihinleri, düşünceleri, duyguları, rüyaları ve hareketleri kontrol edilebiliyor

İstenilen kişi biyonik bir robota dönüştürülebiliyor. İnsanların zihinleri, düşünceleri, duyguları, rüyaları ve hareketleri kontrol edilebiliyor. Zihin kontrolü


Alanı insan zihinleri olan savaş!

9/11 saldırıları bugüne kadar kullanılan; ancak açıklanmayan bir kısım bilimsel tekniklerin de birer birer açıklanmasına yol açıyor. Bugüne kadar “komplo teorisi” olarak adlandırdığımız bir kısım teknikler artık terör hareketlerinin önceden haber alınabilmesi amacıyla kamuya açık alanlarda da kullanılmaya başlandı!

Washington Times’ın dünkü nüshasında havaalanlarına yerleştirilecek güvenlik tarayıcılarıyla yolcuların beyinlerinin okunacağı ve teröristlerin bu şekilde deşifre edileceği belirtiliyor. Sistem şöyle işleyecek:

Sistem, beyin dalgalarını ve kalp atış ritimlerini alacak, analiz edecek ve böylece tehdit olabilecek yolcular ortaya çıkarılacak.

Bu haberi okuyunca beyin dalgalarım otomatik olarak Aydoğan Vatandaş adına kilitlendi. Onun bu konularda yazdığı kitaplara Türk halkının ilgisi çok yüksek. Özellikle “Agharta– Elektromanyetik savaş başladı” (Timaş Yayınları) adlı kitabı altı baskı yaptı. Bu kitap 11 Eylül saldırılarından önce yazılmıştı. Ama yayınlanması 11 Eylül saldırısından bir hafta sonraya tekabül etti.

Bir kere beyin dalgalarının frekanslarının da tıpkı parmak izleri gibi her insanda farklı olduğu ve birbirine asla benzemediğini, bunun da işleri çok kolaylaştırdığını belirtelim. Beyin dalgalarının görüntü haline dönüştürülmesi ile insanların ne düşündüğünü görme çabası bu tekniğin varacağı son nokta.

Yalnız bu sistem sadece terör eylemlerini ortaya çıkarmak için değil, bizzat teröre de hizmet edebilme potansiyelini taşıyor. Hatta 11 Eylül saldırılarının beyin kontrolü yoluyla yapıldığı bile iddia ediliyor.

Bize çok uçuk geliyor; ama bu konudaki çalışmalar her geçen gün hayatımıza daha fazla girmeye başladı. Tehlikesi şu: Elektromanyetik dalgalar gönderilerek insanlara rüya gördürülebiliyor, olmayan bir şey varmış gibi hayal gördürülebiliyor, sanal bir kısım görüntüler sürekli insan beynine gönderilebiliyor ve insan istem dışı bir kısım eylemlere yönlendirilebiliyor vs.

Düşünceler ve Rüyalar Bilgisayara kayıt edilebiliyor. Düşüncelere ve rüyalara müdahale edilebiliyor

Düşünceler ve Rüyalar Bilgisayara kayıt edilebiliyor. Düşüncelere ve rüyalara müdahale edilebiliyor. Zihin/Beyin Kontrolü



Uzaktan Nöral Denetim

Bir süre önce NASA tarafından uzaydaki astronotlar için DÜŞÜNCELERİN BİLGİSAYARA KAYDEDİLMESİ ile ilgili bir makale yayınlandı. Merak edenler bu makaleye göz atabilirler. (Makale adı : SUBSPEECHES)

Bu teknoloji ile ilgili ayrıntıları web üzerinde bir çok kaynakta bulabilirsiniz. Ancak en bilinenleri GEORGE FARQUAR ve PROJECT FREEDOM, Prof.Dr. Jose DELGADO ve Zihin Kontrolü çalışmalarıdır.

Projenin başlangıcı 2.Dünya Savaşında Yahudi Bilim adamları tarafından BERGSTRASSE denilen bölgedeki labaratuarlarda başlatılmış, savaşın sona ermesi ile proje ABD Askeri
Laboratuarlarına taşınmıştır. Şu an için bu projenin 250 farklı versiyonu üzerinde dünya üzerine yayılmış bir çok tıbbi ve teknolojik laboratuarlarda devam ettirilmektedir.

Hatta proje bir ara o kadar ses getirdi ki, MEL GIBSON ve JULIA ROBERTS"ın oynadığı CONSPIRACY THOERY – KOMPLO TEORİSİ filmine konu oldu.

Ancak, ZİHİN KONTROLÜ projesi ile HASSAS TAKİP konusunu birbirinden
kesinlikle ayırmakta yarar görüyoruz.

İlkinde duruma göre kişi yada gruplara yönelik ağır ve şiddetli bir psikolojik baskı, psikolojik faktörler kullanılarak bilinen sorgu metodları uygulanmaktadır. Bu şekilde ağır psiko-şiddete uğrayan kişi yada gruplara her an “SENİ İZLİYORUZ” mesajı değişik obje,
ekipman ve personel kullanımıyla devam ettirilmektedir.

19 Şubat 2012 Pazar

Arabalar Yaprak Yakacak. Yeni bir enerji kaynağı geliyor

Arabalar Yaprak Yakacak. Yeni bir enerji kaynağı geliyor

Fotosentezden sonra karbonhidrat yerine araba ve uçaklarda da kullanılabilecek yakıt üreten yaprak geliştirildi. Yapay yapraklar yakın zamanda alternatif enerjikaynağı olarak kullanılabilir. 

AĞAÇ yaprakları artık romantizm unsurlarından biri olamayacak. Daily Telegraph’ın haberine göre Glasgow Üniversitesi bilim insanları, öyle bir yapay yaprak ürettiler ki, bu yapraktan elde edilen ürünün ne olduğunu duyan şaşırıyor. “Turbo gücünde” diye tarif edilen bu ürünler, aslında bildiğimiz yapraktan farksız olarak, fotosentezle besleniyor. Ancak fark beslenmede değil, üretimde. 

Çevreye zararsız yaprak 

ABD robot ordusunu kuruyor. Pentagon, zihin gücüyle yönetilen robot ordusu için kolları sıvadı

ABD robot ordusunu kuruyor. Pentagon, zihin gücüyle yönetilen robot ordusu için kolları sıvadı



ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yakın gelecekte asker kayıplarını minimuma 
indirmekiçin, Hollywood filmlerinden ilham alıyor. Pentagon'un teknoloji geliştirme birimi olan "Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı" (DARPA), askerlerin düşünce gücüyle istedikleri görevi yaptırabilecekleri insansı robotlar geliştirilmesi için çalışmalarına başladı.

ÇALIŞMALAR BAŞLADI

Hedefi itibarıyla James Cameron'ın gişe rekortmeni filmi 'Avatar'da kullanılan uzaylı-insan melezi bedenleri hatırlatan projenin araştırma-geliştirme çalışmaları için DARPA'nın 7 milyon dolar bütçe ayırdığı belirtiliyor.

Proje ile geliştirilecek robotların, temizlik, devriye, tıbbi müdahale gibi görevleri de üstlenmesi öngörülüyor.

4 BACAKLI ASKERLER

17 Şubat 2012 Cuma

Adana'lı Kardeşler Düşünce Gücü İle Komut Alan Robot Geliştirdiler

Adana'lı Kardeşler Düşünce Gücü İle Komut Alan Robot Geliştirdiler


Düşünce gücü ile çalışan robot yaptılar

Adana'da biri makine, diğeri bilgisayar mühendisi olan iki genç, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından sağlanan 100 bin lira ve KOSGEB'den aldıkları 75 bin liralık hibe desteğiyle düşünce gücüyle hareket edebilen servis robotu geliştirdi
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Makine Mühendisliği Bölümü mezunu Ali Özgün Hırlak, yaptığı açıklamada, Atılım Üniversitesi BilgisayarMühendisliği mezunu çocukluk arkadaşı Burak Özdemir (27) ileGaziantep'te geçirdikleri çocukluk yıllarında robot yapmak için elektronik malzemelerle uğraştıklarını söyledi.
Yıllar sonra çocukluk hayallerini gerçekleştirmek için arkadaşı Özdemir ile bir araya geldiklerini ve bir şirket kurup, robot üretimi için ÇukurovaTeknoloji Geliştirme Merkezi'nde çalışmaya başladıklarını anlatan Hırlak, ilk etapta Sanayi ve Ticaret Bakanlığından 100 bin lira destek aldıklarını ifade etti.

Servis Robotu çalışmalarının olgunlaşması üzerine Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı'ndan da (KOSGEB) 75 bin liralık hibe desteği aldıklarını kaydeden Hırlak, şöyle devam etti: “Üzerinde çalışmamızı sürdürdüğümüz robot alışveriş merkezleri, kafeler, okullar, oteller ve lokanta gibi işletmelerde kullanılabilir. Gelen müşterilerle ilgilenebilecek, müşterileri kapıda karşılayıp, siparişlerini alabilecek kapasitedeki robot, 1.5 saatlik şarj süresine sahip ve bir kilograma kadar hassas yük taşıyabiliyor. Müşteriler robotun gövde kısmındaki dokunmatik ekrandan yemek menüsü hakkında bilgi alabilecek. Elinde tepsi ile yemek taşıyabilecek. Çocukları eğlendirmek için de yardımcı olabilir.

DÜŞÜNCE GÜCÜ İLE ÇALIŞIYOR

Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin bağlıları (Süleymancılar) hangi partiye oy verecek? | Hangi parti tercih edildi? | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

Cemaat merkezi ( Muhterem Alihan Kuriş Beyağabey ) kararını açıkladı: KESİNLİKLE OY YOK! Kesinlikle AKP'ye ve MHP'ye oy ve...