4 Kasım 2011 Cuma

" Genç yaşında veliyy-i nimeti uğrunda canını feda etmiştir." Çerkez Hasan Vak'ası

" Genç yaşında veliyy-i nimeti uğrunda canını feda etmiştir." Çerkez Hasan Vak'ası



122 yıl önce bu gece. 1876 senesi Haziran ayının 15'i Perşembe günü. İstanbul aylardır olaylar, söylentilerden doğan bir heyecan içindedir. Sultan Aziz tahttan indirilmiş, kapatıldığı sarayda intihar ederek veya öldürülerek tarih sahnesinden çekilmiş, özel serveti yağma edilmiş ve aklen malul olduğu bilinen Sultan V. Murad tahta çıkarılmıştır. Bilinmektedir ki, yeni padişahın bir fetva ile tahttan indirilmesi söz konusu edilmektedir. Arnavutluk ve Balkan isyanları henüz bastırılamamıştır. 

Üstelik bir de Girit isyanı başımıza bela olmuştur. Bu nedenle hükümet her gece bir nazırın yani bakanın konağında toplanmakta ve durumu yakından izlemektedir. Bu geceki toplantı Sultan Aziz'in hal ve katledilmesinde birinci derece sorumlu sayılan Serasker Hüseyin Avni Pasa'nin da katıldığı Midhat Paşa'nın konağında yapılmaktadir. Oradadırlar.

*** 
Sağ Kolağası Hasan Bey ünlü bir Çerkez ailesinin çocuğudur. Çerkezlerin Zevş kabilesinden Gazi İsmail Bey'in oğludur. Ama bu kadar değil. Azledilen ve sonra hayatına son verilen veya veren Abdülaziz'in dördüncü hanımı Neş'erek Kadın Efendi'nin de kardeşidir. Yani padişah bu yakışıklı, cesur, atılgan ve korkusuz 26 yaşındaki delikanlının eniştesidir. Öyle kolay kolay dokunulacak kimse değildir. Nitekim daha sonra yola çıkacağına dair söz vermiştir. Ama o 15 Haziran gecesi önce enistesi padisahin olumunden sorumlu saydigi Serasker'in Pasalimani'ndaki yalisina gitmis, bulamayinca geri donmus, Sirkeci'de bir meyhanede kafayı çekmiş ve sonra uzerindeki dört tabanca ve bir av bıçağı ile Midhat Paşa'nın konağına gitmiştir.

Peygamberin Gölgesinde Son Türkler

Peygamberin gölgesinde son Türkler, Medine müdafii Fahrettin Paşa


Tarihçi Feridun Kandemir'in "Peygamberin Gölgesinde Son Türkler" isimli eserinden;  

"Fahreddin Paşa'nın bizzat kaleme aldığı hâtırası yoktur. Hâtıralarını yazmasını isteyenlere, 'Herkes sadece ve sadece vatanına karşı borçlu olduğu vazifeyi yapar ve orada işi biter' der. Israr üzerine de, 'Hiç kimse bana, «Bir zamanlar şöyle yaptım, böyle ettim» dedirtemez. Ne yapılmışsa bütün vesikalarıyla tarihe tevcih edilmiştir. Ne diyeceğini kestirerek konuşacak olan odur" cevabını verir." 


Mehmet Akif, Yusuf Akçura'nın Cağaloğlu'ndaki evinde, bir sohbette şöyle der: 

"Hey Allah'ım hey, Türk'ün şu şehâmetine bak! Hangi millet, hangi ümmet peygamberine karşı böylesine bir hürmetle bağlılık göstermiştir? Benim Hicaz'a vazife ile gidişimden pek az sonra, o isyan akameti koptu. Ve bu kıyametle beraber Fahreddin Paşa da doğdu. Talihsizlikle Hicaz'da göremediğim bu ikinci Plevne kahramanını, yazık ki daha sonraları da, o kadar Özlediğim hâlde bir kerecik gözlerinden öpemedim. Ve onun için yazmak istediklerimde nasıl oldu bilmiyorum, kafamdan ve ruhumdan bir türlü çıkıp kâğıda dökülemedi." 

"Alimin atının ayağından sıçrayan çamur parçası bizim için şereftir " Yavuz Sultan Selim Han

"Alimin atının ayağından sıçrayan çamur parçası bizim için şereftir " Yavuz Sultan Selim Han


HOCAYA - ÖĞRETMENE SAYGI 

•  Fâtih Sultan Mehmed Hân Hazretleri, fetihten sonra İstanbul'a giriyordu. Rum kızları padişah zannedip ellerindeki çiçekleri Akşemseddin Hazretleri'ne uzattılar. Akşemseddin kuddise sırruh, Hz. Fâtih'i işaret ederek:

— Padişah O'dur! dedi. Fâtih Sultan Mehmed Hân Hazretleri de:
— Pâdişâh benim ama, o benim hocamdır. Çiçekleri ona götürün, diyerek kızları geri çevirdi. 

• 1516-1517 yılları... Yavuz Sultan Selim Hân rahmetullâhi aleyhin Mısır seferi... Şeyhülislâm İbn-i Kemalpaşa, Yavuz'un yanındadır. Dönüş yolunda atbaşı giderlerken, Kemâlpaşazâde'nin atının ayağından bir parça çamur, Yavuz'un kaftanına sıçrayıverir. O büyük âlim telaşlanır. Ne yapacağını şaşırır... Onun bu telaşlı hâline karşılık, Yavuz Sultan Selim Hân'ın tarihe geçen şu sözleri pek manidardır:
— Âlimin atının ayağından sıçrayan çamur parçası, bizim için şereftir. Öldüğümde şu çamurlu kaftan üzerime örtülsün!
Bir de Batı'dan örnek verelim...

Bazı işler aceleye gelmez

Bazı işler aceleye gelmez


İkinci dünya Savaşı'nın ilk yıllarında, Amerika seferberlik dairesi müdürü Elmer Knudsen, işlerin gerektiği gibi hızlı yürümediğini söyleyerek, kendisini tenkid edenlere şu cevabı vermişti; 

"Unutmayınız ki, bugün bu ülkede, dünyanın en iyi hastanelerine, en iyi anestezi uzmanlarına, en iyi çocuk doğum doktorlarına ve en iyi hastane personeline sahibiz; ama bütün modern bilgilerimize ve tıp alanındaki araştırmalarımıza rağmen, bir çocuğun normal doğumu için 9 ay beklememiz gerekiyor."
  
Evet, bazı şeylerin netice vermesi zamana, kısacası bazı şartların tahakkukuna bağlıdır. Acelecilik: muvaffakiyetsizlikle/başarısızlıkla neticelenebilir. Tıpkı sıhhatli bir doğum için 9 ay süreye ihtiyaç olduğu gibi.

Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin bağlıları (Süleymancılar) hangi partiye oy verecek? | Hangi parti tercih edildi? | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

Cemaat merkezi ( Muhterem Alihan Kuriş Beyağabey ) kararını açıkladı: KESİNLİKLE OY YOK! Kesinlikle AKP'ye ve MHP'ye oy ve...