16 Haziran 2012 Cumartesi

Arapların Cüneyt Arkın'ı... Dünyayı kurtaran adam; Usame bin Ladin... O, bir CIA ajanında başka bir şey değildi...


Arapların Cüneyt Arkın'ı... Dünyayı kurtaran adam; Usame bin Ladin... O, bir CIA ajanında başka bir şey değildi...
Arapların Cüneyt Arkın'ı... Dünyayı kurtaran adam; Usame bin Ladin... O, bir CIA ajanında başka bir şey değildi...



11 Eylül sabahı, haber kanalı CNN tarafından Dünya Ticaret Merkezi'nin kulelerinden birinin alevler içindeki ilk görüntüleri yayınlanmıştı. Bunun kaza mı, yoksa bir saldırı mı olduğu henüz bilinmezken, CNN spikerleri, Üsame Bin Ladin'in bu olaydan sorumlu olabileceğin­den bahsetmişlerdi. Zamanla bu hipotez, insanî açıdan kabul edilebilir tek açıklama olarak benimsenmiştir. Böylesi barbarca saldırıların, yalnızca, medenî dünyaya tamamen yabancı olan, Batıya karşı akıl almaz bir nef­retle dolu ve elleri kanlı birisinin eseri olabilirdi.

Bu ca­navar çoktan belirlenmişti bile: ABD'nin bir numaralı düşmanı Üsame Bin Ladin. Söylenti, ilk önce "genelde iyi bilgilere sahip" veya "soruşturmaya yakın kaynaklar­ca" basına verilen gizli bilgilerle beslenmiş, Colin Powell kamuoyu karşısında Bin Ladin'i "zanlı" olarak nite­lediğinde resmileşmiş ve George W. Bush onu suçlu ola­rak gösterdiğinde de dogma haline gelmiştir.

Bugüne kadar bu suçlama kamuoyu önünde açıklanmamıştı. Amerikan otoriteleri, Üsame Bin Ladin'in kendilerince itiraf niteliğindeki video kasetini yayınladıklarında, bu­nun yeterli olduğunu düşünerek, ispatlama ihtiyacı duymamışlardı.

Usame Bin Ladin1, 1931'de Saudi Binladin Group'un (SBG) kurucusu olan şeyh Muhammed Bin Ladin'in elli dört çocuğundan birisidir. Suudi Arabistan'ın en büyük holdingi olan bu holding, cirosunun yarısını inşaat ve kamu işlerinde, diğer yarısını da mühendislik, gayri menkul, dağıtım, telekomünikasyon ve yayın alanların­dan elde ediyordu. Holding, İsviçre Yatırım Şirketi olan SİCO'yu (Saudi İnvestment Company) kurmuştur. Bu şir­ket de, Suudi National Commercial Bank'ın şubeleriyle birlikte birkaç şirket açmıştır. SBG, General Electric, Nortel Networks ve Cadbury Schvveppes'de önemli katı­lım paylarına sahiptir. ABD'deki sanayi faaliyetlerini, Muhammed el-Fayed'in eski kayınbiraderi Adnan Kaşık­çı temsil etmektedir. Holdingin parasal malvarlığı ise Cariyle Group tarafından idare edilmektedir.

Dr. Goebbels'in vasiyeti uygulama görevlisi, terörist Carlos'un koruyucusu ve Binladin Group'un danışmanı Nazi ban­kacı François Genoud, 1996'ya kadar Holding'in şubele­rini kurma işlerini gerçekleştirmişti. Binladin Group, Suud-Vehhabi rejiminin ayrılmaz bir parçasıdır; öyle ki çok uzun bir süre Mekke ve Medine gibi kutsal mekanların onarımının tek ve resmi müteahhidi olmuştur. Aynı şe­kilde Suudi Arabistan'daki ABD askeri üslerinin yapımı­nı ve Körfez Savaşı’ndan sonra Kuveyt'in inşaatını üst­lenmiş, Bağımsız Devletler Topluluğu pazarının büyük bir kısmını o almıştır. Şeyh Muhammed Bin Ladin'in 1968'de kaza sonucu vefatından sonra büyük oğlu Salem işlerin başına geçmiştir. Salem Bin Ladin de, 1988'de Teksas'ta vuku bulan bir uçak kazası sonucu vefat et­miştir. Artık Binladin Group, kurucusunun ikinci oğlu Bekr tarafından yönetilmektedir.


1957'de doğan Üsame, Kral Abdulaziz Üniversitesi İk­tisadi ve İdari Bilimler mezunudur. Zeki bir işadamı ola­rak bilinmektedir. Üsame Bin Ladin, Aralık 1979'da vasi­si Prens Türki el-Faysal el-Suud (1977’den 2001'e kadar Suud gizli servisleri müdürü) tarafından CIA'nın Afganis­tan'daki gizli harekatını, parasal olarak yönetmek için çağrılmıştır. On yıl içinde CIA, Sovyetler Birliği'ni başarı­sız kılmak için Afganistan'a 2 milyar dolar para yatırmış­tır; bu harekat, CIA'nın bugüne kadar gerçekleştirdiği en pahalı harekat olmuştur. Suud ve ABD servisleri, mili­tanları toplamış, bunları eğitmiş, silahlandırmış, Sovyetler'e karşı verilen savaşı bir cihad adı altında manipüle edip kullanmıştır.2 Üsame Bin Ladin, bu kural dışı dün­yanın ihtiyaçlarını "el-Kaide" (tam anlamıyla "üs") siste­mi üzerinden idare etmiştir.

Rusya'nın yenilgisinden sonra ABD, Kızıl Ordu'ya kar­şı savaşmak için Arap-İslam aleminin her bölgesinden topladıkları savaş liderlerinin ve mücahidlerin eline bı­raktıkları Afganistan'a karşı tamamen ilgisiz kalmıştır. Üsame Bin Ladin, o andan itibaren CIA için çalışmayı bı­rakmış ve bu savaşçıları kendi çıkarları için bir araya toplamıştır. 1990'da Suud Krallığı'na, laik Saddam Hüse­yin mürtedini, Kuveyt'ten çıkarmak için el-Kaide'yi kullan­mayı teklif etmiştir. Suudi Arabistan'ın, Baba Bush, Dick Cheney (o zamanlar Savunma Bakanı) ve Colin Powell (o zamanlar Genel Kurmay Başkanı) tarafından yönetilen ko­alisyonu tercih etmesinden hiç hoşlanmamıştır.

O andan itibaren İslamcılar iki gruba ayrılmışlardır: Amerikan-Suudi müttefiki ve muhalifi. Üsame Bin Ladin, Sudanlı lider Hassan el-Turabi'nin yönettiği ve araların­da Yaser Arafat'ın da bulunduğu Amerikan muhalifi gru­bun içinde yer almıştır. Birlikte Hartum'da Arap ve İslam Halkları Konferansı'na katılmışlardır.

1992'de ABD, BM'nin himayesi altında "umudu geri ge­tirmek" için (Restore Hope) Somali'ye çıkartma yapmış­tır. Birkaç eski Afganistan savaşçısı US GI'lere karşı ateş açmıştır. Düzenledikleri bu harekatta 18 Amerikan askeri ölmüştür. ABD, Usame Bin Ladin'i bu hadisenin so­rumlusu olarak göstermiş ve bunun üzerine ABD ordu­su, apar topar bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştı. Arap-İslam kolektif tahayyülünde Bin Ladin, Sovyetleri yendikten sonra Amerikalıları da hezimete uğratan bir sembol haline gelmişti.


Tüm bunlardan sonra Üsame Bin Ladin, Suud vatan­daşlığından çıkarılmış ve Sudan'a yerleşmiştir. Aile bağ­larını koparmış ve 300 milyon dolar civarında olduğu dü­şünülen miras hakkını almıştır.3 Bu parayı, birkaç banka, tarım-gıda ve yerel dağıtım şirketlerini kurmak için kul­lanmıştır.

Önce Albay Ömer Hasan el-Beşir'in sonra da Hassan el-Turabi'nin desteğiyle, Sudan'da çeşitli şirket­ler kurmuş, bir havaalanı ve bir çok yol inşa etmiş, bir boru hattı projesini hayata geçirmiştir. Bu dönemde Arap zamkı üretiminin çoğunluğunu denetlemekteydi. Bu yaptığı yatırımlara rağmen, Üsame Bin Ladin'i Başba­kan Hüsnü Mübarek'e yönelik suikast düzenlemekle suç­layan Mısır'ın baskısı sonucu 1996'da Sudan'dan sınır dı­şı edilmiştir. O da Afganistan'a dönmüştür.

Haziran 1996'da Suudi Arabistan'da Hobar Askeri Üssü'ne yapılan bir saldırıda 19 Amerikan askeri, hayatını kaybetti. ABD, Usame Bin Ladin'i bu eylemin finansörü olarak göstermiştir. Buna cevap olarak Üsame Bin La­din, ünlü "Arap yarımadasından putperestleri çıkartın" sözüyle Cihad silahını Amerika ve İsrail'e karşı çevir­miştir. (Burada yazar meşhur sözü derken "Onların sizi yurtlarınızdan çıkardığı gibi siz de onları yurtlarından çıkarın" şeklindeki ayeti kastediyor olabilir, çev.)

Böylece C1A ile birlikte Afganistan'da Rusya'ya karşı kullandığı "işgal altında bulunan İslam toprakları­nı kurtarmak, her Müslüman'ın kutsal görevidir" argü­manını bu kez ABD'ye karşı kullanmıştır. Tabi burada Sovyetlerin kanlı Afganistan işgaliyle Suudi Arabis­tan'daki ABD askeri üslerinin, yönetimin onayıyla yer­leşmiş olmasını birbiriyle mukayese etmek biraz güç­tür.

Milyarderin çağrısı Müslüman halklarda pek yankı bulmadığı için 1998'de Mısır lideri Eymen el-Zavahiri ile birlikte Yahudi ve Haçlılara Karşı Uluslararası İslami Cephe'yi kurdu.

7 Ağustos 1998'de iki saldırı, Darü's-Selam (Tanzan­ya) ve Nairobi (Kenya) Amerikan Büyükelçiliklerini yer­le bir etti; saldırı sonucunda 290 kişi öldü ve 4 bin beş yüzden fazla kişi yaralandı. Olayların hemen akabinde ABD, Üsame Bin Ladin'i bu saldırıları emretmekle suçla­dı. Saldırılara cevaben Başkan Bill Clinton, Afganis­tan'daki Celalabad'daki Hoşt kamplarına ve Sudan'daki El-Şifa İlaç Fabrikası'na savaş gemilerinden 75 füze fırlat­tı. Tüm bu gelişmeler üzerine FBI, Bin Ladin'i suçlu ilan etti ve başına beş milyon dolarlık bir ödül koymakla kal­mayıp bütün parasal mal varlığını dondurdu.


12 Ekim 2000'de, patlayıcı yüklü bir botla yapılan sal­dırıda Yemen'in Aden Körfezi'nde yolda kalan US Cole destroyeri zarar gördü, 17 asker öldü ve 39'u da yaralandı. ABD, Usame Bin Ladin'i saldırıyı emretmekle suç­ladı.

8 Mayıs 2001'de Donald Rumsfeld, ABD'nin Bir Numa­ralı Düşmanı' nın bakteriyolojik ve kimyasal silahlara sa­hip olduğu gibi bir atom bombası hazırlığı içinde oldu­ğunu ve uzaya bir uydu göndereceğini açıkladı.


Frontline (PBS) Dergisi4 ile mülakat yapan Milton Bearden (Seksenli yıllarda Sudan'da eski CIA görev başkanı ve ClA'nın Afganistan'daki gizli harekatlarının önemli sorumlularından.) şüphelerini şöyle ifade etmiştir: "Her şeyi böylesine aşırı bir şekilde basitleştirmek ve onunla [Usame Bin Ladin], son on yılda vuku bulan bütün terörist ey­lemler arasında ilişki kurmak, birçok Amerikalının [zekasına] hakarettir. Bu da müttefiklerimizin bizi bu konuda ciddiye almalarını pek sağlamıyor."

1994'de emekliliğe ayrıldığında tekrar konuşma özgürlüğüne kavuşan Milton Bearden, şöyle devam etmektedir:

"Bütün bu söyle­nenlerde birçok hayal ürünü unsur bulunuyor. Üsame Bin Ladin mitolojisidir bu. Şovun bir parçasıdır. Ulusal bir düşmanımız yok. "Kötülük İmparatorluğu"nun [Rusya] 1991'de yıkılmasından beri ulusal bir düşmanı­mız yok. Ve sanıyorum bunu seviyoruz. Hepimiz [gerçek terörizmin] dramatik bir şekilde karakter değiştirdiği bir dönemde, bu gizemli ve tuhaf uluslararası terörizmi se­viyoruz."


Her ne olursa olsun "the show must go on" 5: ABD, Usame Bin Ladin'i 11 Eylül saldırılarını emretmekle suç­ladı.

Şansölyeliklerin şüpheci yaklaşımı karşısında (NBC) televizyonunda yayınlanan Meet the Press adlı programın davetlisi olan Dışişleri Bakanı Colin Powell şunları ifade etmiştir: "Bütün adli bilgileri ve haberleri birleştirmek için çok gayret sarf ediyoruz. Sanırım yakın bir gelecekte, Bin Ladin'in bu saldırılarla ilişkisi olduğu­nu gösteren kanıtları açıkça ortaya koyan bir dokümanı yayınlayabileceğiz."6 Bir çok kez bahsi geçen bu dokü­man hiç yayınlanmadı.


4 Ekim, İngiltere Başbakanı Tony Blair, Avam Kama­rasına Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen te­rörist canavarlıkların sorumluluğu başlıklı bir rapor sundu.7 Raporda argüman olarak şunu okuyabiliriz: "Usame Bin Ladin'in yönettiği El-Kaide örgütü dışında 11 Eylül saldırılarını gerçekleştirebilecek ve bunun için nedenle­ri olan başka hiçbir örgüt bulunmamaktadır."

Aynı gün Pakistan Dışişleri Bakanı Riyaz Muhammed Han, Amerikalıların, hükümetlerine ilettikleri "kanıtla­rın" "[Bin Ladin'i] adalet karşısına çıkarmaya yetecek te­melleri sunduğunu" açıkladı. Bu "kanıtlar" Savunmasının (Secret-Defence) olarak görüldüğü için hiçbir zaman kamuoyuna açıklanmadı.

7 Ekim, Amerikan ve İngiliz Büyükelçileri, ülkelerinin Afganistan'da başlattığı askeri harekatı BM'ye haber verdi.8 Olayla ilgili olarak John Negroponte (ABD) şöyle yazdı: "Hükümetim, Afganistan'da Taliban rejimi tarafın­dan desteklenen El-Kaide örgütünün saldırılarda önemli rol oynadığını gösteren açık ve tartışılmaz bilgiler elde etmiştir." Bu "açık ve tartışılmaz" bilgiler, Güvenlik Kon­seyine hiçbir zaman sunulmadı.


10 Kasım, Sunday Telegraph, Üsame Bin Ladin'in saldı­rıları üstlendiği bir video-kasetin (20 Ekim'de çekilmiş) varlığını açıkladı: "İkiz kuleler meşru hedeflerdi. Ameri­kan ekonomik gücünün temel direklerinden birini oluştu­ruyordu. Bu olaylar, her açıdan muhteşemdi. Yok edilen yalnızca ikiz kuleler değil; aynı zamanda ülkenin morali­dir."

Bin Ladin video kasette Amerikan Başkanını ve İngil­tere Başbakanını tehdit ediyordu: "Bush ve Blair, şiddet­ten başka bir şeyden anlamıyorlar. Bizi her öldürdüklerinde, biz de onları öldürüyoruz, bunu da güçler arasında bir denge oluşması için yapıyoruz."

Avam Kamarası'na kasetin bir numunesini seyrettiğini bildiren Tony Blair, aynı gün bu açıklamaları doğruladı. Bu gizemli kaset, Bla­ir raporunun güncelleştirilmiş versiyonunda zikredilmiş­tir.9 Aslında bu, El-Cezire haber kanalının gerçekleştirdiği ve CNN'in Ocak 2002'de yayınladığı bir mülakattır.


Fakat beklenmedik bir olay vuku buldu: 9 Aralık, Was­hington Post, yeni bir video kasetin varlığını "manşetten" haber verdi.10 Bir numaralı düşmanın bir yakını tarafın­dan 11 Eylül günü çekilmiş olan kasette Usame Bin La­dinin olaylara gösterdiği tepkiler görüntülenmiş, böyle­ce saldırıların planlanmasındaki sorumluluğu ABD'nin gözünde kesinleşmişti. Adı verilmeyen resmi bir şahsi­yetin sözlerini aktaran Reuter'e göre El-Kaide'nin lideri, kasette hava korsanlarının birçoğunun kamikaze olma­dıklarını ve öleceklerini bilmediklerini söylemiştir.


This Week"in (ABC) misafiri oları Savunma Bakanı Yardımcısı Paul WoIfowitz şu yorumu getirmiştir: "İğ­rençlik. Demek istiyorum ki binlerce masum insanı öl­dürmekten kıvanç duyan ve hoşlanan bir adam bu. Bun­lar onun hakkında bildiğimiz her şeyi teyit ediyor. Bura­da yeni veya şaşırtıcı bir şey yok. Sadece bir teyittir. Di­lerim bu da ABD'nin veya başka birisinin suçlu olduğu­nu söyleyen komplo teorisi saçmalıklarını tamamen susturacaktır.” 11


Bu kaset Pentagon tarafından 13 Aralık 2001'de yayınlandı. Üsame Bin Ladin bu kasette gerçeklerden çok uzak olduğunu bildiğimiz olayların resmi versiyonuna noktası noktasına uygun olan "itiraflar"da bulunur.

"Uçağın yakıtında meydana gelen yangının [Dünya Ti­caret Merkezi’nin] metalik yapısını eriteceğini ve çarpış­manın olduğu yeri ve üst katlarını yıkacağını düşünmüş­tüm. Bu kadarını umut ediyorduk. (...) 0 gün için işimizi bitirmiş ve radyoyu açmıştık. (...) Washington'dan ha­ber almak için radyo kanalını değiştirmiştik. Haber prog­ramı normal yayınına devam ediyordu. Saldırıdan sade­ce programın sonunda bahsedildi. O zaman gazeteci, bir uçağın Dünya Ticaret Merkezi'ne vurduğunu haber ver­di. (...) Bir süre geçti, sonra Dünya Ticaret Merkezi'ne ikinci bir uçağın çarptığını söyledi. Haberi duyan kardeş­ler mutluluktan çılgına dönmüştü. (...) Eylemi yapan kar­deşlerin bildikleri tek şey şehit olacakları bir eylem dü­zenleyecekleriydi ve her birinden Amerika'ya gitmeleri­ni istedik, ama eylem hakkında hiçbir şey bilmiyorlardı, tek bir kelime bile. Eğitim görmüşlerdi. Ama onlara ey­lem hakkında uçaklara binene kadar hiçbir şey söyleme­dik. (...) Birinci uçak binaya çarptığında delice sevindiler ve onlara şöyle dedim: "Sabırlı olun" (...). Kuleye çarpan birinci uçak ile ikinci uçak arasındaki süre yirmi dakika­lıktı ve birinci uçak ile Pentagon'a düşen uçak arasında­ki zaman bir saatti."12


Ajan Bin Ladin hem yakıttan dolayı kulelerin yıkılma­sını, hem kamikaze ekip hikayesini, hem de Pentagon'da vuku bulan crash'ın(çarpmanın) hikayesini doğrulamış ve apaçık olanı yalanlamak için büyük özen göstermiştir. Video kaset, arkadaşının şu yorumuyla bitmiştir: "[Amerikalılar] kor­kudan donmuşlardı ve bir darbe olduğunu sanmışlardı". Bunu, ABD'nin bir numaralı düşmanı söylüyorsa artık...


11 Eylül saldırılarında sabıkalı Üsame Bin Ladin'in suçluluğu artık kuşku uyandırmamaktadır; çünkü olma­mış eylemleri bile itiraf etmiştir. Bizi burada ilgilendiren Bin Ladin CIA ile ilişkilerini gerçekten kesmiş miydi ve Amerika'nın düşmanı olmuş muydu?

1987'den 1998'e kadar El-Kaide savaşçılarının eğitimi, ABD ordusuna girmiş olan Mısırlı subay Ali Muhammed tarafından yönetilmekteydi. Muhammed, nüfuz ağlarının -yani staybehind- en gizli üyelerinin eğitim aldıkları John Kennedy Special Warfare Center and School'da ve aynı zamanda da ilginç bir şekilde özel US Force subay­larına ders vermekteydi.13

Amerikan Gizli Servisleri Gü­venlik Kurallarını iyi bilen -ki bu kurallar ajanların birbir­lerini sürekli denetlemesini öngörmektedir- Ali Muhammed'in, anlaşılmadan aynı anda hem ABD'deki bir aske­ri üstde hem de Sudan'da ve Afganistan'da El-Kaide kamplarında çalışabilmesi mümkün müdür? 1998 sonla­rında Ali Muhammed'in medyatik bir şekilde tutuklan­ması, stay-behind'in El-Kaide savaşçılarını eğittiğini ört-bas etmeye kafi olmamıştır. Dolayısıyla Usame Bin La­din'in en azından 1998'e kadar CIA adına çalıştığı ortaya çıkmıştır!


Üsame Bin Ladin efsanesinin baştan sona CIA tarafın­dan üretilmiş bir paravan olduğunu görmemek mümkün mü? Böylece bizlere, Bin Ladin'in yirmi kişilik bir savaş­çı grubuyla dünyanın en güçlü ordusunu Somali dışına postaladığına inandırmaya çalışmışlardır!

Nairobi ve Darüs-Selam saldırıları Amerika karşıtı ey­lemler olarak sunuldu. Oysa Darüs-Selam'da ölen 11 ki­şiden hiçbiri Amerikalı değildi ve Nairobi'de ölen 293 ki­şiden sadece on ikisi Amerikalıydı. Bu sahte Amerika karşıtı saldırıları düzenleyenler, bunun sonuçlarını baş­kalarına ödetmekte itina göstermişlerdir.14

Aslında CIA, Sovyetler'e karşı yaptığı gibi Rus etkisine karşı Usame Bin Ladin'in hizmetlerine başvurmaya devam etmiştir. Başarı gösteren bir ekip tabi ki değişti­rilmez. 1999'da Belgrat dikta rejimine karşı Kosova is­yancılarını desteklemek için "Arap birliği" El-Kaide'yi kullanmıştır.15 New York Times'ın16 da teyit ettiği gibi bu örgüt en azından Kasım 200l'e kadar Çeçenistan'da iş­levseldi. Bin Ladin'in Amerika'ya karşı sözüm ona düş­manlığı, Washington'un bu karışık işlerdeki sorumluluk­larını inkar etmesini sağlamıştır.


CIA ile Bin Ladin arasındaki ilişki, 1998'de kesilmedi.


Bin Ladin, ciddi bir hastalık sonucu 4-14 Temmuz tarih­leri arasında Dubai'deki Amerikan hastanesinde tedavi görmüştür. "Hastanede bulunduğu sürede ailesinden üyeler, Suud ve Emirlikler'den önemli şahsiyetler [onu] ziyaret etmiştir. Yine bu dönemde Dubai'de birçok kişi­nin tanıdığı CIA bölge temsilcisinin, Üsame Bin Ladin'in odasına gitmek üzere büyük asansöre bindiği görülmüş­tür." diye yazmıştır Le Figaro17

"11 Eylül saldırılarından bir gece önce Üsame Bin La­din Pakistan'da bulunuyordu. (...) Diyaliz makinesine girmek için gizlice Ravalpindi'deki askerî bir hastaneye alınmıştır." diye aktarmıştır CBS'in muhabiri.18



ABD'ye ve İsrail'e karşı Cihad ilan etmiş olan, FBI'in başına 5 milyon dolarlık bir ödül koyduğu, Afganistan terörist eğitim kamplarında bulunduğu düşünülerek sa­vaş gemisinden gönderilen füzelerle üzerine bombalar yağdırılan adam, CIA bölüm şefi ile görüştüğü bir Ame­rikan hastanesinde tedavi görmüş ve Rawalpindi'de Pa­kistan ordusunun koruması altında diyaliz makinesine girmiştir.


Bu üçkağıtçılık, Bin Ladin'in yakınlarını ve El-Kaide'nin savaşçılarını da kuşatmaktadır. Örneğin Ameri­kan resmi versiyonuna göre El-Şifa İlaç Fabrikası (Su­dan), Bin Ladin tarafından toplu ölümlere neden olacak kimyasal silahlar yapmakta kullanılmıştır. Bu yüzden 1998'de US Air Force, fabrikayı bombalamıştır. Oysa, yı­kıntıları incelemeye giden uluslararası gözlemciler, bu fabrikanın aspirinden başka bir şey üretmediğini göz lemiemişlerdir. Bu fabrika, Usame Bin Ladin ve Salah Idris'e aitti. CIA, Salah İdris'i kimyasal silah üretmekle ve Mısır'daki İslamî Cihad'ı parasal olarak desteklemekle suçlamıştır. Salah Idris'in maddi varlığını dondurmuş­tur, fakat Mayıs 1999'da gizlice bu cezayı kaldırmıştır. Günümüzde "Terörist" Salah İdris, offshore şirketi Glo­bal Security Systems aracılığıyla, İES Digital Systems'in % 75'ine ve protec'in % 20'sine sahiptir. Bununla bera­ber Baron Cox'un meclise bildirdiği gibi İES Digital Systems, şu an, İngiliz hükümetsel ve askeri alanların video denetimini sağlamaktadır.19 Protec de 11 İngiliz nükleer santralinin güvenliğini sağlamaktadır.


FBI'nın, 11 Eylül kamikaze komandolarının başı ol­makla suçladığı ve banka hesabı aracılığıyla eylemleri fi­nanse ettiği söylenen Muhammed Atta'ya gelince, onun da ilginç bir şekilde Pakistan gizli servislerinin (İSİ) -ki bu servis CIA'nın şubesi olarak kabul edilir- ajanı olduğu ortaya çıkmıştır.20

"Temmuz 2001'de İSİ'nin Müdürü Ge­neral Ahmed Mahmud, Muhammed Atta'ın Amerika’da­ki hesabına 100 bin dolar havale etmiştir." diye bildir­miştir Times of İndia.21

Bu açıklama, ABD'de hiçbir soru­ya neden olmamıştır. En fazla general Mahmut'tan emekliliğe ayrılması istenmiştir; üstelik kendisinin yeri­ne geçecek kişiyi seçme hakkı bile tanınmıştır.

ABD'nin Bin Ladin'e karşı aldığı tedbirler ise yukarıdaki bilgilerden daha inandırıcı değildir. El-Kaide eğitim kamplarına ve El-Şifa Fabrikası'na, askeri gemilerden atı­lan 75 füze22, 21 İslamcı savaşçıyı öldürmüştür; bu da Nairobi ve Darüs-Selam’da ölen iki yüz doksan sekiz ki­şiye göre pek orantılı bir zayiat değildir.

"Soğuk Savaş döneminden beri Washington, bilinçli olarak Usame Bin Ladin'i desteklemiş ve aynı zamanda da FBI'nın en çok aranan kişiler listesine koymuştur. Oy­sa, mücahidler, ABD adına Balkanlar'da ve eski Sovyet Rusya'da silahlı ayaklanmalara katılırken FBI'ya da, Usa­me Bin Ladin'i tutuklayıp ABD'ye götürme ve terörizme karşı mücadele etme görevi verilmiştir. Açıktır ki burada hem birbirine ters düşen olaylar hem de vatandaşlara karşı yalancı bir siyasetin izlenmesi söz konudur; çünkü CIA, Rusya-Afganistan savaşından beri gizli harekatları aracılığıyla uluslararası terörizmi desteklemektedir."23 diye yazmıştır Ottowa Üniversitesi Profesörü Michel Chossudovsky.


Bir yandan Üsame Bin Ladin ABD'nin düşmanı değil de ajanıdır; diğer yandan da Bush Aailesinin de önemli ticari ortağı olan kendi ailesiyle asla bağlarını koparmamıştır. 24


Saudi BinLadin Group'un (SBG) parasal mal varlığı­nın Cariyle Group tarafından idare edildiğini daha önce söylemiştik.

1987'de kurulmuş olan Cariyle Group, 12 milyar do­larlık bir sermayeyi yönetmektedir. Seven Up'da (Cadbury, Schvveppes'in şişelenmesini sağlamaktadır), Fede­ral Data Corporation'da (örneğin Federal Aviation Admi-nistration'un sivil hava trafik denetim sistemini donatmıştır) ve United Defence Industries INC.'de (Amerikan, Türk ve Suud ordularının en önemli donatıcısıdır) önem­li hisselere sahiptir. Denetlediği şirketler aracılığıyla Cariyle Group, Amerikan silahlanma şirketlerinin 11. sı­rasında yer almaktadır.

1990'da Cariyle Group, zorla fon almakla suçlanmıştı. Cumhuriyetçi partinin bir lobicisi olan Wayne Berman, Bush'un seçim kampanyasını finanse etmek için şantaj yaparak Amerikan emeklilik fonlarından para almıştır; bu fonlardan biri, Connecticut dahilinde kamu sözleş­mesi elde etmek için Cariyle Group'a 1 milyon dolar ver­meyi kabul etmişti.


Bu idare fonu, Frank C. Carlucci (eski CIA müdür yar­dımcısı, sonra da Savunma Bakanı olmuştur) tarafından yönetilmektedir. Danışmanı James A. Baker III (Başkan Reagan'nın kabinesinin eski bakanı, sonra Hazine'de Ba­kan, son olarak da Baba George Bush döneminde Devlet Bakanı) ve Richard Darman'dır (Bütçe eski müdürü). Dış ülkelerde kendini temsil etmek için Cariyle Group, John Major'a25 (eski ingiltere Başbakanı) ve Baba George
Bush'a26 (CIA'ın eski müdürü, sonra da ABD Başkanı) başvurmuştur.

Cariyle Group'un diğer yöneticileri arasında Halid Bin Mahfuz'un vekili Sami Mübarek Baarma'ya ve Talat Osman adında birine rastlamaktayız. Bu iki kişi şu anki ABD Başkanı'na doğrudan bağlıdırlar.

George W. Bush, kişisel servetini, Harken Energy Corporation'un başındayken elde etmiştir.27 Bu küçük Teksas petrol şirketi, Başkan Baba George Bush döneminde pazarlığı yapılan Amerikan-Kuveyt sözleşmelerinin iade komisyonları (retrocommission) olarak Bahrain'ın pet­rol imtiyazlarını almıştır.28 Bu işlem tabi ki tamamen il­legaldi.

Halid Bin Mahfuz, Harken'de % 11,5 oranında hisse­dardı. Hisseleri vekillerinden biri olan Abdullah Taha Bamhsh tarafından "idare edilmekteydi". Talat Osman idareciydi. Usame Bin Ladin'in ağabeyi Salem ise Harken yönetim kurulunda Amerikan vekili James R. Bath ile temsil edilmekteydi.

Bu küçük âlem (Bush ailesi, siyasi minnettarları ve bunların finans ortaklan ve olmazsa olmaz CIA), ilk manipülasyonlarını gerçekleştirmekteydiler. 90’lı yılların devasa banka skandalının merkezinde buldular kendile­rini: BCCI'nin iflası29

Bank of Credit and Commerce İnternational (BCCI), 73 ülkede mevcut olan İngiliz-Pakistan ortağı bir kuru­luştu. Üç büyük aile bu bankanın sahipleriydi: Çokallar (Pakistan), Bin Mahfuzlar (Suudi Arabistan) ve Geith Pharaon30 (Abu Dabi).

Bu şirket, Ronald Reagan tarafından, İran hükümetini yozlaştırmak amacıyla Tahran Büyükelçiliği'nde tutulan rehinelerin serbest bırakılmasını geciktirip Jimmy Carter'in, başkanlığının son dönemini sabote etmek için kul­lanılmıştır ("Ekim Sürprizi" adı verilen operasyon). Son­ra ClA'nın eski müdürü ve eski Başbakan Baba George Bush'un dolduruşuna gelen Reagan yönetimi, Suudi ba­ğışlarını Nikaragua'nın Conra'larına ve CIA'nın paraları­nı da Afganistan'daki mücahidlere aktarmak için BCCI'yi kullanmıştır. BCCI aynı zamanda Suriyeli trader Sarkis Sarkenalian'ın silah kaçakçılığına, ABD'deki Keatinga skandalına, trader Marc Rich meselesine, Ebu Nidal grubunun finansmanına, vs. bulaşmıştır.

Sonuç olarak Medellin kartelinin parasını da akladığı ortaya çıkınca ban­ka batmıştır. Banka kapılarını kapattığında 1 milyon mudiyi dolandırmıştır.
BCCI'nin CIA tarafından manipüle edilmiş olması ve­ya yaratılmış olması şaşırtmamalıdır, iş hukukçuları ve Wall Street courtierleri tarafından OSS'nin kuruluşun­dan beri Amerikan gizli servislerinde uzun bir banka ge­leneği vardır. CIA'nın iki eski müdürü Richard Helms ve William Casey, aynı zamanda CIA'nın iki ünlü eski ajanı Adnan Kaşıkçı31 (Suudi BinLadin Group'un ABD temsil­cisi) ve Manucher Ghobanifar (Irangate meselesinin ola­yının en önemli aracısı), BCCI ile çalışmıştır. Burada Ke­mal Adham'dan (Kral Faysal'ın kayınbiraderi ve 1977'ye kadar Suud gizli servisleri şefi), Prens Türki el-Faysal el-Suud'dan (1977'den Ağustos 200l’e kadar Suud gizli ser­visleri şefi ve Üsame Bin Ladin'in koruyucusu) ve Abdui Rauf Halil'den (Suud gizli servisleri müdür yardımcısı) hiç bahsetmeyeceğiz.


BCCI'nin Fransa'da da karanlık bir rol oynadığını bu­rada hatırlatalım. BCCI, Amerikan-Fransız nükleer tekno­lojisinin Pakistan'a akmasını ve rehinelerin serbest bıra­kılması için yapılan ödemeyi gizlemeye yaramıştır. Char­les Pasqua'ya yakın bir işadamı olan Dominique Santini, dışarıda BCCI'de oynadığı rolden32 dolayı suçlu bulun­muştur. Aynı zamanda Fransa'da Elf-Thinet olayıyla ilgi­li olarak sorgulanmıştır. Bankanın parçalanmasından üç yıl sonra, Sawari-II sözleşmesi düzenlemesi esnasında aracılık rolünü bankanın eski yöneticileri üstlenmiş ve Edouard Balladur'ün Cumhurbaşkanlık seçimlerini fi­nanse edecek bir iade komisyon (retrocommission) sis­temini geliştirmişlerdir. Suudi Arabistan'a yapılan bu hücumbotlarının satışıyla ilgili ortaya çıkan sorular, Jacques Chirac'ı Elysee'ye çıkar çıkmaz, Edourd Balladur döneminde Savunma Bakanı olan François Leotard'ı din­lemeye almaya itmiştir.

BCCI, Saudi BinLadin Group'un İsviçre Şubesi SİCO33 ile sıkı ilişkiler içindeydi ve bu şirketin yöneticileri arasında Usame Bin Ladin'in kardeşlerinden biri olan Salem bulunmaktaydı.

BCCİ'nin iflasının sorumlusu olarak kabul edilen Halid Bin Mahfuz, ABD'de, 1992 yılında ceza almıştır. 1995'de kendisine verilen suç kanıtlarını kaldırmak için bankanın alacaklılarına 245 milyon dolar vermeyi kabul etmiştir.


Birçok yüksek Amerikan görevlisinin öne sürdüğü gi­bi Bin Ladin ailesi, Üsame Bin Ladin ile ilişkide kalmaya ve siyasi faaliyetlerini finanse etmeye devam etmekteyse, bu demektir ki Saudi BinLadin Group'un parasal ya­tırımlarını idare eden Cariyle Group da delit d'inite/bilen kişi suçlarına karışmıştır.

Baba George Bush, 11 Eylül 2001 borsa manevralarından yararlanan mutlu kişi­lerden biridir. Bu da FBI'ın ve IOSCO'nun soruşturma­nın parasal bölümünü kapamaları için iyi bir bahane­dir.

Kaynak: Dehşetengiz Hile / Pentagon’a uçak düşmedi, Thierry Meyssan, medcezir yayınları



Dipnotlar;

1-Bir kaç eser Üsame Bin Ladin'in hayatını konu almıştır. Birçoğu ciddi bir ince­lemeden ziyade daha çok propaganda mahiyetinde veya sansasyon yaratmayı amaçlamaktadır. Yossef Badansky'nin [Bodansky aynı zamanda Kongrede danışmandır] Bin Laden, the Man who Declared War on America (Prima Publishing yay., 1996) veya Roland Jacquard'ın Au nom d'Oussama Ben Laden (Jean Picollec yay.. 2001) gibi kitaplar, istihbarat servislerinin yayınlanmamış ve dolayı­sıyla teyit edilemez bilgileri temel almaktadır. Daha ciddi eserlerse şunlardır: PBS'nin Frontline magazini, Hunting Bin Laden (2001) ve İnside the Tenor Net-work (2002). Bu metinlerin tamamı için bkz.: http://www.pbs.org/wgbh/pages/frontline/shows


2- bkz. Les Dollars de la terreur, les Etats-Unis et les islamistes, Richard Laberı viere (Grasset yay., 1999) ve Jihad, expansion et dedin de l'islamisme, Gilles Kepel (Gallimard yay., 2000).


3-Üsame Bin Ladin'in finans yatırımları için bkz. Ben Laden, la Verite interdıte, Jean-Charles Brisard ve Guillaume Dasquie (Denoel yay., 2001). Türkçeye bu kitap "Yasaklanmış Gerçek: Bin Ladin" ismiyle çevrilmiştir. Anka Yayınları, 2 Mayıs 2002




4- Hunting   bin   Laden,   Frontline  (PBS,  2001):  http://www.pbs.org/wgbh/pages/frontline/shows


5-"Şov devam etmeli".

6-Meet   the   Press,    NBC,   23    Eylül   2001:   http://www.state.gov/secretary/rm/2001/index.cfm?docid=5012


7-Responsability for the Terrorist Atrrocities in the United Staies, 11 September
2001, yazan Tony Blair (birinci versiyonu): http://www.number10.gov.uk/evidence.htm

8-Büyükelçi Negroponte'un Güvenlik Konsey başkanına gönderdiği mektup.
ONU S/2001/946 nolu doküman. Bkz. Büyükelçi Eldon"un mektubuna ONU
S/2001/947.


9- Responsability for the Terrorist Atrrocities in the United Staties. 11 September 2001, yazan Tony Blair (ikinci versiyonu): http://www.pm.gov.uk/file.asp7file-id=2590
10-   -New Take Points to Bin Laden, yazan Walter Pincus ve Karen DeYoung. in The Washington Post. 9 Aralık 2001: http://www.washintgonpost.com

11 -The Week, ABC, 9 Aralık2001.



12-İçişleri Bakanlığı tarafından verilen kasetin transkripsiyonu kitabımızın ekinde yer almaktadır.


13-The Masking of a Militant, yazan Benjamin Weiser ve James Risen, in The New York Times, 1 Aralık 1998.

14-Terrorism: US Response to Bombing in Kenya and Tanzania, a New Policy Direction?, Yazan Raphael Perl, Congressional Research Service (The Library of Congres, 1 Eylul 1998): http://www.house.gov/crstmp/98-733.pdf; ve Signifi­cant Incidents of Political Violence Againts Americans, içişleri Bakanlığı (1998): http://www.ds-osac.org/publications/documents/sig1998.pdf

15-Osamagate. yazan Michel Chossudovsky, Center Research on Globalisation, 9 Ekim 2001: http://www.globalresearch.ca/articles/CHO110A.html ve Les Sol-dats de Ben Laden en Bosnie et au Kosovo, yazan Kosta Christich. in Balkans-info. Ekim 2001.

16-War on Terror Casts Chechen Conflict in a New Light, yazan Michael Wines, in The New York Times, 9 Arahk 2001: http://www.nytimes.com


17- La CIA a rencontre Ben Laden a Dubai en juillet yazan Alexandra Richard, in Le Figaro, 31 Ekim 2001

18- Hopital Worker: I Saw Osama, yazan Barry Petersen, CBS, 29 Ocak 2002:
http://www.cbsnews.co


19-Terror links TV's guard UK, yazan Antony Barnett ve Conal Walsh, The Ob­server, 14 Ekim 2001 ve ayni yazarlardan inquiry Call Over Compagny Guarding UK Nuclear Plant, The Observer, 4 Kasim 2001. http://www.observer.co.uk.

20-Pakistan's Inter-Service intelligence (ISI), yazan B. Raman, South Asia Analysis Group, Paper 287, 1 Agustos 2001, http://www.saag.org. 21-india Helped FBI Trace ISI-Terrorist Link, Times of India, 9 Ekim http://www.timesofindia.com


22-BGM-1009 Tomahavvks füzeleri, General Dynamics ve McDonnell Douglas tarafından üretilmektedir. Modellere göre Amerikan ordusuna 600 000 ve 1 200 000 dolar civarında fatura edilmektedir. Bu operasyonda kullanılan cephanenin maliyeti 45 ve 90 milyon dolar civarındadır.

23-Oui est Oussama Ben Laden? Yazarı Michel Chossudovksy, L'Autre Journal, Ekim 2001. Bu makaleyi şu adreste bulabilirsiniz: http://www.globalrese-arch.ca/articles/CHOl 09E.html.

24-Bu ilişkileri ayrıntılı olarak şu makalemizde inceledik: Les liens financier oc-cultes des Bush et des Ben Laden, in Notes d'information du Reseau Voltaire, 16 Ekim 2001. Bu anketimiz Meksika'da şu başlıkla yayınlanmıştır: Lazos finan-cieros unene a las familias Bush y Bin Laden, Proceso, 21 Ekim 2001. http://www.proceso.commx/1303/1303n19.html.


25- John Majör Link to Bin Laden Dynasty. in Sunday Herald, 7 Ekim 2001.


26-Bush of Arabia, in The Nation, 27 Mart 200 ve Elder Bush in Big GOP Cast Toiling for Top Equity Firm, in The New York Times, 5 Mart 2001. 27-Harken Energy Corparation'un onceki adi Arbusto.

28-Fuel for Fantasy, in Forbes 3 Eylul 1990; ve Ex-Bush Aide Turns to Stumping for Kuwait.. While Jr. Reaps Oil Windfall, in The Guardian, 12 Aralik 1990. 

29-BCCI skandalı bir çok kitabın konusu olmuştur. Biz daha çok şu kaynaklardan yararlandık: The BCCI Affair, report by Sen. Joseph Kerry (D-Mass) and Sen. Hank Brown (R-Colo) to the Senate Committee on Foreign Relations, Subcom­mittee on Terrorism, Narcotics and International Operations, 30 Eyliil 1992. Metnin tumunu şu adreste bulabilirsiniz: http://www.fas.org/irp/congress/1992_rpt/bcci.
Bir de bkz. Evil Money, Encounters along the Money Trial, yazan Rachel Ehrenfeld (Harper Buisiness yay., 1992), False Profits, The inside Story of BCCI, The World's Most Corrupt Financial Empire, yazan Peter Truell ve Larry Gurwin (Houghton yay., 1992), A Full Service Bank, How the BCCI Sto­le Billions Around the World (Simon & Schuster yay., 1992), The Outlow Bank, A Wild Ride into the Secret Heart of BCCI, yazan Jonathan Beaty ve S.C. Gwynne (Random House yay., 1993) ve Bankrupt, the BCCI Fraud, yazan Nick Kochan & Bob Whittington (Victor Gollacz ltd. yay., 1991).

30-Gaith Pharaon'un Fransa temsilcisi Farid Djouhri Ekim 2001 doneminde Le Figaro ve Le Monde gazetelerinde iki reklam sayfası satin almştır. Bu iletişim operasyonu Gaith Pharaon ile Usame Bin Ladin arasmda ki ilişki bulunmadıgını göstermeyi amaçlamaktaydı. Bununla beraber Gaith Pharaon BCCI olayından beri FBI ve IRS tarafından tutuklanma emri altında bulunmaktadır. Eski başbakan Carlos Menem'in de bulaşş bulundugu bir silah kaçakçılığı meselesinden dolayı Arjantin'de de aranmaktadır. Bkz. Gaith Pharaon s'offre la presse franga-ise, in Intelligence Online, 18 Ekim 2001. http://www.intilligenceOnline.fr.


31 -Adnan Kashoggi, The Richest Man in the World, yazan Ronald Kessler (War­ner Books Inc. Yay. 1986)

32- L'enigme Pasqua, yazan Th. Meyssan (Golias yay., 2001)

33-SICO'nun ilk adi CYGNET idi.









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin bağlıları (Süleymancılar) hangi partiye oy verecek? | Hangi parti tercih edildi? | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

Cemaat merkezi ( Muhterem Alihan Kuriş Beyağabey ) kararını açıkladı: KESİNLİKLE OY YOK! Kesinlikle AKP'ye ve MHP'ye oy ve...