zihin/Beyin Kontrolü - Telegram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zihin/Beyin Kontrolü - Telegram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2012 Perşembe

İşte derilerinin altında mikroçip taşıyan aile

İşte derilerinin altında mikroçip taşıyan aile
İşte derilerinin altında mikroçip taşıyan aile

ABD'de ilk defa bilgisayar tarafından okunabilen deri altı kimlik çipleri, Floridalı bir aileye takıldı. ‘‘VeriChip’’ adı verilen pirinç tanesi büyüklüğündeki çipler, Jeff ve Lesie Jacobs ile 14 yaşındaki oğulları Derek'in kollarına küçük bir cerrahi müdaheleyle yerleştirildi.

Florida'daki Applied Digital Solutions Inc. firması tarafından üretilen çiplerin deri altına takılması işlemi bir dakika kadar sürdü ve sadece lokal anestezi yapıldı. Daha önce başlarından bir sürü hastalık geçen Jacobs ailesi, bundan sonra karşılaşacakları herhangi bir sağlık sorununda daha önceden geçirdikleri hastalık bilgilerini anında doktorlarına ulaştırabilecekler. Deri altına fark edilmeyecek bir şekilde yerleştirilen çip, radyo frekansı yollayan tarayıcı tarafından algılanıyor ve 200 dolara satılıyor. Çipteki bilgileri okumaya yarayan tarayıcının fiyatının ise 1000 ile 3000 dolar arasında olduğu belirtildi.

Lessie Jacobs, vücutlarına çip taktırmaya 48 yaşındaki kocasının başından geçen bir sürü hastalık ve ameliyattan sonra karar verdiklerini belirtti. Bayan Jacobs, ‘‘Kocam kanser oldu, trafik kazası geçirdi, kronik göz bozukluğu, omurilik zedelenmesi gibi çok büyük problemleri oldu. Çipleri kendi güvenliğimiz için taktırdık. Şu anda kendimizi çok daha iyi hissediyoruz’’ dedi.

Jacobs ailesine takılan çiplerde geçirdikleri hastalıklar ve gerekli sağlık bilgilerinin yanı sıra kimlik bilgileri ve telefon mumaraları da bulunuyor. VeriChip takılan kişi, konuşamayacak kadar yaralandığı, hastalandığı veya hafızasını yitirdiğinde, çip sayesinde tıbbi verilerine anında ulaşılabiliyor.


Brezilya’da bakanlara takılması düşünülüyor

Deri altı çipi ve benzeri teknolojilerin, insanları hakimiyet altına almak isteyen illuminatinin bir planı olduğu iddia ediliyor

Deri altı çipi ve benzeri teknolojilerin, insanları hakimiyet altına almak isteyen illuminatinin  bir planı olduğu iddia ediliyor
Deri altı çipi ve benzeri teknolojilerin, insanları hakimiyet altına almak isteyen illuminatinin
 bir planı olduğu iddia ediliyor

Chipimizi Okuyacaklar

Dünya kamuoyuna 'artık cüzdan devri bitecek' başlığı ile lanse edilen deri altı çip teknolojisi göründüğü
kadar masum bir teknoloji mi yoksa İncil'de yer verilen ' efendisinin mührünü alnında yada sağ
bileğinde taşımayan sokağa çıkamayacak' kehanetinin gerçekleşmesi mi ? Kendi ellerimizle derimizin
altına yerleştireceğimiz çipler bizim vericimiz mi olacak ?

Merkezi Florida'da bulunan ADS teknoloji firması tarafından üretilen "VeriChip" Amerikan Gıda ve İlaç
Dairesi (FDA)nin onayını bekliyor. Firma tarafından 'Dünyanın ilk kimlik çipi' olarak lanse edilen ve deri
altına yerleştirilecek pirinç tanesi büyüklüğündeki bu chiple kimlik ve sağlık bilgileriniz her an yanınızda
olacak. 200 dolara satılacak çipe ad, kan grubu ve alerjik reaksiyonlar gibi kimlik bilgileri yüklenecek.
Firma çipi, taşıyıcının yerini ve sağlık bilgilerinin de uygu aracılığı ile incelenmesine imkan sağlayacak
şekilde geliştirmeye çalışıyor. Çipin havalimanı, nükleer tesis gibi yoğun güvenlik gerektiren yerlerde:
kaybolanların , kaçırılanların ve suçluların bulunmasında kullanılması düşünülüyor. ADS firması
Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi tarafından onayı beklerken tartışmalarda Amerikan kamuoyunda devam
ediyor.


Nasıl kullanılacak ?

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Sinir sistemine çip takıldı

Sinir sistemine çip takıldı
Sinir sistemine çip takıldı

Profesor Kevin Warwick yıllar süren çalışmaların ardından bileğine sinir sistemine bağlı bir çip yerleştirdi.

İnsan ve makine arasındaki çizgiyi test etmek için dört yıl önce vücuduna ilk çipi takan İngiliz profesör Wareick, bir adım dahab ileri gitti: Warwick yıllar süren çalışmaların ardından bileğinin altındaki sinirlere bağlı bir çip takdırdı. Çip duyuları aktaran ve kaslarını hareket ettiren sinir kodlarını dinleyecek ve kaydedecek.

Reading Üniversitesi sibernetik profesörü, deneylerinin takma kol ve bacak gibi organların gerçek organlarla eş tepkiler vermesini sağlamasını amaçlıyor. Çiplerin sinir sistemini taklit etmesiyle ortaya çıkabilecek buluşlar aynı zamanda felçliler için de bir çözüm getirebilir. Ancak Warwick’in kendisi bile deneylerden ne tür bir sonuç alınacağı konusunda henüz kesin bir fikre sahip değil.

       “Bu safhada, gerçekten başarılı olup olmayacağımızı bilemiyoruz” diyen Warwick’in testlerdeki temel amacı elektrik devreleriyle vücudun sinir sistemini biraraya getirerek cyborg üretimine giden yolda ilk adımı atmak. Kendisini bir cyborg kobayı olarak kullanmayı kafasına koyan Warwick daha önce hiçbir araştırmacının gidemediği kadar ileriye gidiyor.
       
CYBORG 1.0’DAN 2.0’A 

İnsanlara çip takılması onaya kaldı


Pirinç tanesinden biraz büyük olan çiplere veri yüklenebiliyor. Bir iddiaya göre vücuduna bu çiplerden takılan canlılar bir robot gibi kontrol de edilebiliyor
İnsanlara çip takılması onaya kaldı


Pirinç tanesinden biraz büyük olan çiplere veri yüklenebiliyor. Bir iddiaya göre vücuduna bu çiplerden takılan canlılar bir robot gibi kontrol de edilebiliyor.

***

ABD’nin Florida eyaletindeki bir firma, deri altına takılacak çip için hükümete onay başvurusunda bulundu.

Applied Digital Solutions şirketinin baş teknoloji yöneticisi Keith Bolton, parmakları arasında VeriChip adı verilen çipi tutuyor.

Florida’da bulunan bir teknoloji firması, ABD hükümetine başvurarak, insanların derilerinin altına yerleştirilerek, kimlik belirlemesinde kullanılacak bir bilgisayar çipinin pazarlaması için onay istedi. Havaalanları, nükleer santraller ve diğer güvenlik öncelikli mekanlarda faydaları hızlı bir şekilde hissedilecek çipler, aşılması neredeyse imkansız bir güvenlik sistemi sağlayacak. Ancak sivil toplum örgütleri çipin, sivil özgürlükleri ciddi olarak sınırlayacağı uyarısında bulunuyor.Deri altına yerleştirilecek çipler, bilimkurgu fikirlerinden birinin daha gerçeğe görüştüğünü gösteriyor. İnsan vücuduna çip yerleştirilmesini savunanlar, kolaylıkla taklit edilebilen kimlik kartlarının ve onlarca güvenlik görevlisiyle korunan mekanların, bu teknolojinin kullanımıyla birlikte tarih olacağını savunuyorlar. Bir pirinç tanesi büyüklüğündeki bilgisayar çipi kolaylıkla deri altına monte edilecek, ancak çıkarılması ve taklit edilmesi zor olacak.

Bu teknolojinin diğer kullanım alanları da ufukta yavaş yavaş görünüyor. Ufak bir cihaz eklenmesiyle, her hangi bir kişinin uydular sayesinde dünya üzerindeki her hareketini izlemek mümkün olabilecek, bu izleme sırasında kişinin medikal bilgilerine kadar yüzlerce detay bir veri tabanına aktarılabilecek. Kaçırma olayları ve sağlık sorunu olan kişilerin tıbbi destek alması gibi konularda bu teknoloji çığır açacak.

VeriChip adı verilen yeni çipin, 11 Eylül’den sonra, bilim dünyasının güvenlik sorunları konusunda daha yoğun çalışmasının sonuçlarından bir olduğuna dikkat çeken sivil toplum örgütleri bununla birlikte sivil özgürlüklerin bu furyada unutulmaması gereğine dikkat çekiyorlar

Electronic Frontier Foundation isimli sivil toplum örgütünde görüşlü avukatlardan Lee Tien, “Problem, her zaman bu aracın yarın hangi amaçlar için kullanılacağını düşünmek zorunda olmaktan geçiyor. Biz buna fonksion kayması diyoruz. Önceleri bir araç hepimizin iyi olduğunu kabul ettiğimiz amaçlar için üretiliyor ve kullanılıyor, ama bir süre geçince yavaş yavaş amacını aşan işlerde de kullanılmaya başlıyor” diyerek bu teknolojinin kullanımı konusunda gelecek için duyduğu korkuyu dile getiriyor.

BAKANLIK ONAYI BEKLİYOR

İspark Atları Mikroçip İle İzleyecek. Bir müddet sonra insanlar da mikroçiplenecek mi?

İspark Atları Mikroçip İle İzleyecek. Bir müddet sonra insanlar da mikroçiplenecek mi?
İspark Atları Mikroçip İle İzleyecek. Bir müddet sonra insanlar da mikroçiplenecek mi?

İSPARK, Büyükada’da turistik ve ulaşım amaçlı kullanılan faytonlarda çalıştırılan atların sağlık durumlarından çalışma koşullarına kadar her şey artık mikroçip ile takip edilecek.

İSPARK’ın öncülüğünde Büyükada’da faytonlarda çalıştırılan atlara, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü tarafından “mikroçip” uygulaması başlatıldı. Veteriner hekimler tarafından atların deri altına yerleştirilen mikroçipler, hayvana ait yaş, ırk, cinsiyet, sağlık durumu, tedavi ve aşı bilgilerinin yanı sıra hayvan sahibine ait adres, telefon ve kimlik bilgilerini de içeriyor. Uygulanan mikroçipler içerdiği bilgiler ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hizmetleri Müdürlüğüne ait “VETİSTANBUL” programına girilerek elektronik ortamda kayıt altına alınacak.

Kedi ve köpeklere mikroçip geliyor! Bir sonraki hedef insanlara çip takmak mı?

Kedi ve köpeklere mikroçip geliyor! Bir sonraki hedef insanlara çip takmak mı?
Kedi ve köpeklere mikroçip geliyor! Bir sonraki hedef insanlara çip takmak mı?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, hastalıklarının kontrolünü daha etkin sağlamak amacıyla, sahipli ve sahipsiz tüm kedi ve köpeklere mikroçip takmayı planlıyor...

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, hastalıklarının daha etkin kontrolünü sağlamak amacıyla, kedi ve köpeklerin kimliklendirilerek kayıt altına alınması ve kayıtlarının düzenli tutulması ile ilgili usul ve esaslarının belirlendiği yönetmelik taslağını görüşe açtı. ”Kedi ve Köpeklerin kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması yönetmelik” taslağa göre hayvanların kimliklendirilmesi, veteriner hekimler tarafından mikroçip ile yapılacak. Yeni doğan hayvanların kimliklendirilmesi, doğumdan itibaren en geç 4 ay içinde gerçekleştirilecek. Mikroçip takılarak pasaportdüzenlenen hayvanlar 7 gün içinde veri tabanına kaydedilecek. Veri tabanına kaydedilmiş hayvanlara ait aşı uygulaması, sahip değişikliği gibi pasaporttaki ve veri tabanındaki bilgilerin değişmesi halinde en geç 7 gün içinde yeni bilgilerin kaydedilmesi gerekecek.

16 Mayıs 2012 Çarşamba

İnsanlık kozmik kontrol altında. Savaş artık cephelerde değil insanların hatta bütün canlıların beyinlerinde...

İnsanlık kozmik kontrol altında. Savaş artık cephelerde değil insanların hatta bütün canlıların beyinlerinde... 


Sosyal Siyaset Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Maranki, insan beyinlerinin çeşitli yöntemlerle kontrol edildiğini ve yönlendirildiğini söyledi.

Takdim
Uzun yıllardır dünyada olduğu gibi Türkiye'de de beyin kontrolü ve yönlendirilmesi konusunda ciddi tartışmalar yaşanıyor. Kamuoyu tarafından da tam olarak anlaşılamayan bu konuyla bağlantılı olarak kozmik bilincin ne olduğu, bu konuda yapılan araştırmalar, deneyler, geliştirilen yöntemler, ulaşılan sonuçlar üzer­ine Prof. Dr. Ahmet Maranki ile söyleştik.

Kozmik Bilinç alanında çalış­maları bulunan, son olarak "Kozmik Bilinç" adında bir kitap yazan ve Azerbaycan'da bu konularda önemli kuruluşlarda görev yapan Prof. Dr. Maranki, kozmik bilincin evrendeki bilim olduğunu belirterek, insanların beyinlerinin kontrol altında tutulabildiğini ve yönlendirilebildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Maranki, 10 yıl BM'nin Rusya'daki kalkınma program­larında (UNDP) uzman olarak çalıştı. Kozmik araştırma merkez­lerinde bulundu. Halen Rus Bilimler Akademisi'nin Bilim ve Buluş Adamları Cemiyeti'nin Genel Sekreterliği'ni yapıyor.



-Son zamanlarda Kozmik bi­linçten çok söz ediliyor, Siz birkaç televizyon programında bahsettiniz. Hatta "Kozmik Bilinç" isimli bir kitap hazırladığınız biliniyor, Nedir "Koz­mik bilinç?"

-Peygamber Efendimiz (sav)'in "İl­min yarısı sormaktır" şeklinde bir hadisi şerifi vardır. Biz de sormaktayız ve bu­nun cevabını kâinatta aramaktayız. Kozmik bilinç de kâinatta olan hadi­selerin nasılını, niçinini, nedenini araş­tırmaktır. Kozmik bilinç, "evrendeki bi­lim" demektir. Felsefeciler Ay'ı, yıldızı, Güneşi, Satürn'ün halkalarını araştırır­lar. Ama Ay'ı, yıldızı, Satürn'ü birbirine bağlayıp onu döndüren ve niçin dön­düğünü izah eden şeyi açıklamazlar. İşte kozmik bilinç kâinatı, hayvanatı, nebatatı idare eden tek bir merkezi güç olduğunu ve merkezin de bize ne­ler bildirdiğini araştırıyor. Yani "kozmik bilinç" kâinat kitabını araştırır.

Bir Kur'an ve bir de kâinat kitabı var­dır. Dünya insanlığı artık şunu bilmeli; yaşananlar ayrıdır. bilinenler ayrı. Bazı şeyler için bilimsel izah gerekir deniyor ama bu, bilimsel değil gerçektir. Çünkü bugün bizim konuştu­ğumuz, duyduğu­muz ses dalgaları bütün ses dal­gaları içerisin­de bir iğne ucu kadar yer tutar. Yi­ne gördüğümüz bütün renkler, renk boyutları içinde iğne ucu kadar yer tu­tar. Bizim algıladığımız renkler sadece kırmızı ile mor arasıdır. Yine algıladığı­mız kokular, hisler, duygular bizim öl­çülerimize göredir. Ama bunun ötesin­de başka âlemler, boyutlar vardır. İşte kozmik bilinç bunu araştırır.

ETRAFIMIZDA KATRİLYONLARCA CANLI VAR

-Gördüğümüz renklerin ötesinde renkler var mı? Duyduğumuz ses dalgalarının Ötesinde ses dalgaları var mı?
- Vardır ve bilim bunu ispat etmiştir. Psikokinezi, yani maddenin mânâ ile izahı. Bilim bugün bunun nasıl olduğu­nu araştırmaktadır. Biz bunun mânâ boyutuna çok fazla girmeyeceğiz. Bu­na binlerce kitapta girilmiş ama bir şey anlaşılmamış ki, insanlık bugünkü zor durumda. Bilimin mevcut yöntemlerinin dışında akıl yürütme, tahayyül dediğimiz ikinci aşaması, sezgi, yoğunlaşma, hissetme yani kozmik boyutu vardır. İşte kozmik bilinç bu "ötelerden" bah­sediyor. O öte de Hablullah (Allah'ın ipi) dediğimiz bir iple merkeze bağlıdır. Bilgisayarlardaki kablo gibi kâinattaki bütün nesneler fiiliyatlarında, hareketle­rinde tek merkeze bağlıdırlar. Kâinatta cansız yoktur. Taş, toprak da canlıdır. Kur'an-ı Kerim'de zîhayat, zîruh ve zî-şuur sahipleri olarak adlandırılan ve ar­tık bugün bunda tereddüt edilmeyen bir yaratık silsilesi var. Ama bu silsile­nin dışında yine ilahi kitaplarda buyurulduğu gibi "sizin görmediğimiz benim görevlilerim vardır dünyada" deniyor.
  
İşte bunu gâvur dediğimiz Rus bi­lim adamları ölçmüş. Gâvur kim, tartı­şılır!.. Her şeyi kabul edip bunların dışı­na çıkmayıp at gözlüğüyle meseleye bakanlar mı, yoksa din, milliyet vs... adına bunları araştırmayıp bizi bu hale düşürenler mi?

Ruslar "insan aurası" dediğimiz enerjisinin etrafında 10 üzeri 16 milyon canlının yaşadığını görüntülemiş. Yani her an bir santimle bir metre kadar et­rafımızda bizi kalkan gibi "koruyan ve­ya zarar veren" yani hayatımıza, fiiliya­tımıza, halet-i ruhiyemize bağlı olarak katrilyonlarca canlı var. Bunlara "nariler, nuriler"de denilebilir. Biriyle tokalaştığınız zaman halsizleşirsiniz veya birisi size baktığı zaman yıkılırsınız. Ya da ilim meclislerinde bulunduğunuz za­man müsbet enerji yüklenirsiniz. Kötü meclislerde, kötü insanların yanında bulunduğunuz, kötü fikirlerle beslendi­ğiniz zaman fiziki olarak da bir şeyler kaybedersiniz. İşte kozmik bilinç bütün bunları araştırıyor ve akılları gözlerine veya mi­delerine inenlere anlatmaya çalışıyor.

İNSANLARIN BEYNİ KONTROL ALTINDA

20 Şubat 2012 Pazartesi

İstenilen kişi biyonik bir robota dönüştürülebiliyor. İnsanların zihinleri, düşünceleri, duyguları, rüyaları ve hareketleri kontrol edilebiliyor

İstenilen kişi biyonik bir robota dönüştürülebiliyor. İnsanların zihinleri, düşünceleri, duyguları, rüyaları ve hareketleri kontrol edilebiliyor. Zihin kontrolü


Alanı insan zihinleri olan savaş!

9/11 saldırıları bugüne kadar kullanılan; ancak açıklanmayan bir kısım bilimsel tekniklerin de birer birer açıklanmasına yol açıyor. Bugüne kadar “komplo teorisi” olarak adlandırdığımız bir kısım teknikler artık terör hareketlerinin önceden haber alınabilmesi amacıyla kamuya açık alanlarda da kullanılmaya başlandı!

Washington Times’ın dünkü nüshasında havaalanlarına yerleştirilecek güvenlik tarayıcılarıyla yolcuların beyinlerinin okunacağı ve teröristlerin bu şekilde deşifre edileceği belirtiliyor. Sistem şöyle işleyecek:

Sistem, beyin dalgalarını ve kalp atış ritimlerini alacak, analiz edecek ve böylece tehdit olabilecek yolcular ortaya çıkarılacak.

Bu haberi okuyunca beyin dalgalarım otomatik olarak Aydoğan Vatandaş adına kilitlendi. Onun bu konularda yazdığı kitaplara Türk halkının ilgisi çok yüksek. Özellikle “Agharta– Elektromanyetik savaş başladı” (Timaş Yayınları) adlı kitabı altı baskı yaptı. Bu kitap 11 Eylül saldırılarından önce yazılmıştı. Ama yayınlanması 11 Eylül saldırısından bir hafta sonraya tekabül etti.

Bir kere beyin dalgalarının frekanslarının da tıpkı parmak izleri gibi her insanda farklı olduğu ve birbirine asla benzemediğini, bunun da işleri çok kolaylaştırdığını belirtelim. Beyin dalgalarının görüntü haline dönüştürülmesi ile insanların ne düşündüğünü görme çabası bu tekniğin varacağı son nokta.

Yalnız bu sistem sadece terör eylemlerini ortaya çıkarmak için değil, bizzat teröre de hizmet edebilme potansiyelini taşıyor. Hatta 11 Eylül saldırılarının beyin kontrolü yoluyla yapıldığı bile iddia ediliyor.

Bize çok uçuk geliyor; ama bu konudaki çalışmalar her geçen gün hayatımıza daha fazla girmeye başladı. Tehlikesi şu: Elektromanyetik dalgalar gönderilerek insanlara rüya gördürülebiliyor, olmayan bir şey varmış gibi hayal gördürülebiliyor, sanal bir kısım görüntüler sürekli insan beynine gönderilebiliyor ve insan istem dışı bir kısım eylemlere yönlendirilebiliyor vs.

Düşünceler ve Rüyalar Bilgisayara kayıt edilebiliyor. Düşüncelere ve rüyalara müdahale edilebiliyor

Düşünceler ve Rüyalar Bilgisayara kayıt edilebiliyor. Düşüncelere ve rüyalara müdahale edilebiliyor. Zihin/Beyin Kontrolü



Uzaktan Nöral Denetim

Bir süre önce NASA tarafından uzaydaki astronotlar için DÜŞÜNCELERİN BİLGİSAYARA KAYDEDİLMESİ ile ilgili bir makale yayınlandı. Merak edenler bu makaleye göz atabilirler. (Makale adı : SUBSPEECHES)

Bu teknoloji ile ilgili ayrıntıları web üzerinde bir çok kaynakta bulabilirsiniz. Ancak en bilinenleri GEORGE FARQUAR ve PROJECT FREEDOM, Prof.Dr. Jose DELGADO ve Zihin Kontrolü çalışmalarıdır.

Projenin başlangıcı 2.Dünya Savaşında Yahudi Bilim adamları tarafından BERGSTRASSE denilen bölgedeki labaratuarlarda başlatılmış, savaşın sona ermesi ile proje ABD Askeri
Laboratuarlarına taşınmıştır. Şu an için bu projenin 250 farklı versiyonu üzerinde dünya üzerine yayılmış bir çok tıbbi ve teknolojik laboratuarlarda devam ettirilmektedir.

Hatta proje bir ara o kadar ses getirdi ki, MEL GIBSON ve JULIA ROBERTS"ın oynadığı CONSPIRACY THOERY – KOMPLO TEORİSİ filmine konu oldu.

Ancak, ZİHİN KONTROLÜ projesi ile HASSAS TAKİP konusunu birbirinden
kesinlikle ayırmakta yarar görüyoruz.

İlkinde duruma göre kişi yada gruplara yönelik ağır ve şiddetli bir psikolojik baskı, psikolojik faktörler kullanılarak bilinen sorgu metodları uygulanmaktadır. Bu şekilde ağır psiko-şiddete uğrayan kişi yada gruplara her an “SENİ İZLİYORUZ” mesajı değişik obje,
ekipman ve personel kullanımıyla devam ettirilmektedir.

19 Şubat 2012 Pazar

ABD robot ordusunu kuruyor. Pentagon, zihin gücüyle yönetilen robot ordusu için kolları sıvadı

ABD robot ordusunu kuruyor. Pentagon, zihin gücüyle yönetilen robot ordusu için kolları sıvadı



ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yakın gelecekte asker kayıplarını minimuma 
indirmekiçin, Hollywood filmlerinden ilham alıyor. Pentagon'un teknoloji geliştirme birimi olan "Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı" (DARPA), askerlerin düşünce gücüyle istedikleri görevi yaptırabilecekleri insansı robotlar geliştirilmesi için çalışmalarına başladı.

ÇALIŞMALAR BAŞLADI

Hedefi itibarıyla James Cameron'ın gişe rekortmeni filmi 'Avatar'da kullanılan uzaylı-insan melezi bedenleri hatırlatan projenin araştırma-geliştirme çalışmaları için DARPA'nın 7 milyon dolar bütçe ayırdığı belirtiliyor.

Proje ile geliştirilecek robotların, temizlik, devriye, tıbbi müdahale gibi görevleri de üstlenmesi öngörülüyor.

4 BACAKLI ASKERLER

17 Şubat 2012 Cuma

Adana'lı Kardeşler Düşünce Gücü İle Komut Alan Robot Geliştirdiler

Adana'lı Kardeşler Düşünce Gücü İle Komut Alan Robot Geliştirdiler


Düşünce gücü ile çalışan robot yaptılar

Adana'da biri makine, diğeri bilgisayar mühendisi olan iki genç, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından sağlanan 100 bin lira ve KOSGEB'den aldıkları 75 bin liralık hibe desteğiyle düşünce gücüyle hareket edebilen servis robotu geliştirdi
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Makine Mühendisliği Bölümü mezunu Ali Özgün Hırlak, yaptığı açıklamada, Atılım Üniversitesi BilgisayarMühendisliği mezunu çocukluk arkadaşı Burak Özdemir (27) ileGaziantep'te geçirdikleri çocukluk yıllarında robot yapmak için elektronik malzemelerle uğraştıklarını söyledi.
Yıllar sonra çocukluk hayallerini gerçekleştirmek için arkadaşı Özdemir ile bir araya geldiklerini ve bir şirket kurup, robot üretimi için ÇukurovaTeknoloji Geliştirme Merkezi'nde çalışmaya başladıklarını anlatan Hırlak, ilk etapta Sanayi ve Ticaret Bakanlığından 100 bin lira destek aldıklarını ifade etti.

Servis Robotu çalışmalarının olgunlaşması üzerine Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı'ndan da (KOSGEB) 75 bin liralık hibe desteği aldıklarını kaydeden Hırlak, şöyle devam etti: “Üzerinde çalışmamızı sürdürdüğümüz robot alışveriş merkezleri, kafeler, okullar, oteller ve lokanta gibi işletmelerde kullanılabilir. Gelen müşterilerle ilgilenebilecek, müşterileri kapıda karşılayıp, siparişlerini alabilecek kapasitedeki robot, 1.5 saatlik şarj süresine sahip ve bir kilograma kadar hassas yük taşıyabiliyor. Müşteriler robotun gövde kısmındaki dokunmatik ekrandan yemek menüsü hakkında bilgi alabilecek. Elinde tepsi ile yemek taşıyabilecek. Çocukları eğlendirmek için de yardımcı olabilir.

DÜŞÜNCE GÜCÜ İLE ÇALIŞIYOR

ABD havaalanlarında zihin okuyan cihaz - Teröristler niyetleri/zihinleri okunarak belirlenecek

ABD havaalanlarında zihin okuyan cihaz - Teröristler niyetleri/zihinleri okunarak belirlenecek


ABD havaalanlarına terör şüphelilerini "niyetlerini okuyarak" belirleyecek yeni bir güvenlik sistemi yerleştirileceği bildirildi. "Kötü niyeti" saptayacak yeni teknolojinin ABD İç Güvenlik Bakanlığı tarafından test edildiğini belirten Daily Telegraph'a göre, yeni vücut tarayıcısı, bir kişinin suç işlemeye yönelik niyetini açığa vuran ancak gözle görülmeyen ip uçlarını algılama yeteneğine sahip. Tarayıcı, şüphelinin vücut sıcaklığı, nefes alma sıklığı ve kalp ritmini belirleyebiliyor. MALINTENT adı verilen sistemde söz konusu verileri uzaktan algılayabilen sensör ve görüntüleyiciler yer alıyor. Tarayıcı ayrıca kişinin yüz ifadesini de analiz ederek bir saldırı hazırlığı içinde olup olmadığına karar verebiliyor.

IBM: "İnsan beyni gibi çalışan çip yaptık"

IBM: "İnsan beyni gibi çalışan çip yaptık"

Amerikan bilişim devi IBM, bilgisayarların deneyimlerinden öğrenmelerini, kuramlar geliştirmelerini ve sonuçlardan ders çıkarmalarını sağlayacak insan beyninin çalışmasını taklit eden devrim niteliğinde bir yonga geliştirdiğini açıkladı.

IBM şirketi yaptığı açıklamada, bu yongalarla yapılacak ”düşünen” bilgisayarların bugünün geleneksel bilgisayarlarıyla aynı şekilde programlanmayacağını belirterek, bu bilgisayarların deneyimlerinden öğreneceklerini, bağlantı kuracaklarını, kuramlar geliştireceklerini, anımsayacaklarını ve sonuçlardan ders çıkaracaklarını kaydetti.

Bu tip iki yonganın üretildiğini ve şu anda test edildiğini belirten şirket, her iki yonganın da silisyum yalıtkan üzerinde 45 nanometre kalınlığında olduğunu ve 254 nörona (sinir hücresi) eşdeğer kapasiteleri bulunduğuna işaret etti.

Masonik Örgütlerin Bilinçaltı Mesaj Tuzağı - Subliminal Mesaj Yöntemi ve 25. Kare (Video)

Masonik Örgütlerin Bilinçaltı Mesaj Tuzağı - Subliminal Mesaj Yöntemi ve 25. Kare

Videoyu izlemek için "devamı" tuşuna basınız. Ve lütfen paylaşınız...

Matrix filmi gerçek oldu. Eğitimde yeni dönem geliyor. Bilgi, insan beynine topluca ve doğrudan gönderilecek

Matrix filmi gerçek oldu. Eğitimde yeni dönem geliyor. Bilgi, insan beynine topluca ve doğrudan gönderilecek


Matrix mucizesi gerçek oluyor! Beyine çip geliyor!


Beyine dışarıdan bilgi yükleyebilen makine geliyor!

Matrix filminde Neo karakterinin sadece birkaç saniye içerisinde Kung Fu öğrendiği sahne gerçek oluyor. Bilim adamları beyne dışarıdan sinyal göndererek beyin aktivitesini etkilemeyi başaran bir makine geliştirdi

Önce Duke Üniversitesi’nde görevli Amerikalı bilim adamları, beynine mikroçipler takılan bir maymuna istenilen bilgiyi göndermeyi başardıklarını duyurdu. Ardından Rus bilimadamı Vitali Valtsev, düşünme yeteneği olan ve bir bebek gibi eğitilmezse suçluya dönüşebilecek bilgisayar icat ettiklerini öne sürdü. Tüm bu gelişmeler gişe rekorları kıran The Matrix filminde Keanu Reeves’in canlandırdığı Neo karakterinin bir bilgisayara bağlanıp birkaç saniye içinde milyonlarca sayfa bilgiyi ve beceriyi kazandığı o sahneyi akıllara getirdi. Dün Boston Üniversitesi uzmanlarıyla ortak çalışan Kyoto Nörobilim Akademisi’nin Japon bilim adamları bu rüyanın gerçek olmaya çok yakın olduğunu açıklayınca birkez daha bilim dünyasında heyecan yaşandı.

Hafıza hapı da geliyor

Beyin Kontrolü Nasıl Yapılıyor ? İşin Uzmanı Ahmet Maranki Anlatıyor...


Beyin Kontrolü Nasıl Yapılıyor ? İşin Uzmanı Ahmet Maranki Anlatıyor...

Kozmik bilimler uzmanı Ahmet Maranki dünyadaki çeşitli devletlerin beyin/zihin kontrolünü nasıl yaptıklarını anlatıyor. Saddam'ın 400 bin muhafızına ne olduğunu, Skorsky helikopterlerinin neden bu kadar alçaktan uçtuğunu sorguluyor.
Düşük frekansta ses dalgaları kullanarak sivrisinekleri kovan ve 15 TL'ye satılan sistemlerin daha gelişmişleri ile insan zihnine de müdahale edilebileceğini iddia ediyor.

KOBAY TÜRKLER ! Şişli Etfal Hastanesi Beyninde Çip Tespit Etti

KOBAY TÜRKLER ! Şişli Etfal Hastanesi Beyninde Çip Tespit Etti zihin kontrol


Batılı ülkelerde yaşayan ve hapishaneye düşen bir çok Türk, devlet kurumlarınca çeşitli testlerde kobay olarak kullanılıyor.

-Beyinler kontrol altına alınıyor

Ömer Özkaya’nın kaleme aldığı “CIA Belgelerine Göre Zihin Kontrolü” kitabında, uzun süre İsveç’te yaşayan bir Türk vatandaşına İsveç polisi tarafından uygulanan “kobay muamelesi” teferruatlıca anlatılıyor. Özellikle Batı gizli servisleri, hükümetlerin kontrolünde yürütülen “insana tam hakim olma” projesini bütün acımasızlığı ile denemeye başladılar. Bu projede baş kobaylar arasında Asya kıtası vatandaşları ile özellikle Türkler geliyor. -İşte çok çarpıcı bir örnek

İbrahim Ariç uzun yıllar Almanya’da yaşamış. Çocukluk ve gençlik yılları Almanya’da geçmiş. Ancak Almanya’da kaldığı süre içinde kamu memurları tarafından işkencelere ve tıbbi deneylere tâbi tutulmuş. Haksız yere cezaevine atılmış. Cezaevinde de yoğun şekilde deneyler geçmiş başından. Diyor ki Ariç: “Sürekli olarak bilmediğim gerekçelerle çeşitli ilaç ve deney uygulamalarına tâbi tutuldum. Hastanelerde zoraki ilaç denemelerine tâbi tutulduğuma ilişkin belgeler, bulgular, tarafımdan tevsik edilmiş olup arşivlenmiş şekilde hazırdır.”

Ömer Özkaya’nın kaleme aldığı “CIA Belgelerine Göre Zihin Kontrolü” kitabında, insanların kobay olarak kullanılması ile ilgili ilginç örnekler vardı.

Özkaya, kitabında uzun süre İsveç’te yaşayan bir Türk vatandaşına İsveç polisi tarafından uygulanan “kobay muamelesini” de teferruatlıca anlatmıştı.

Sürekli olarak gelişen teknoloji ve elektronik çağın baş döndürücü hızla yeni buluşlar ortaya koyması, “bu yeniliklerin” insanlar üzerinde denenmesi fikrini de beraberinde getirdi.

Özellikle Batı gizli servisleri, hükümetlerin kontrolünde yürütülen “insana tam hakim olma” projesini bütün acımasızlığı ile denemeye başladılar.

Bu projede baş kobaylar Asya kıtası vatandaşları ve özellikle Türkler.

İbrahim Ariç’in başından geçenleri “belgeleriyle birlikte” öğrenmemiş olsaydım, belki de konunun ciddiyetini ben de fark etmeyecektim.

İbrahim Ariç uzun yıllar Almanya’da yaşamış. Çocukluk ve gençlik yılları Almanya’da geçmiş. Ancak Almanya’da kaldığı süre içinde kamu memurları tarafından işkencelere ve tıbbi deneylere tâbi tutulmuş.

Haksız yere cezaevine atılmış. Cezaevinde de yoğun şekilde deneyler geçmiş başından.

Diyor ki Ariç: “Sürekli olarak bilmediğim gerekçelerle çeşitli ilaç ve deney uygulamalarına tâbi tutuldum. Hastanelerde zoraki ilaç denemelerine tâbi tutulduğuma ilişkin belgeler, bulgular, tarafımdan tevsik edilmiş olup arşivlenmiş şekilde hazırdır.”

İbrahim Ariç’i kobay olarak kullanan Almanlar, daha sonra onun işe yaramayacak hale geldiğini düşünerek 30.09.2004 tarihinde Türkiye’ye iade ederler.

Ariç başından geçen insanlık dışı olayları belgelemek için yoğun bir mücadeleye başlar Türkiye’de.

Bu mücadele sonunda onu şok eden bir belge Şişli Etfal Hastanesi’nden gelir.

Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çektirdiği MR’da, beyninde bir sinyal odağı olduğu tespit edilir.

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Beynin Bir Sırrı Daha

Beynin Bir Sırrı Daha


İngiltere'deki Southampton Hastanesi bilim adamları, ölümün hemen öncesinde yaşananlar üzerine yaptıkları araştırmada, klinik olarak ölü kabul edilen kişilerin de pek çok duyguyu yaşadıklarını tespit ettiler.

Beynin fonksiyonlarını yitirmesinin ardından, yani hastanın klinik olarak ölü kabul edildiği safhada, yaygın inanışın aksine, hastaların çeşitli hisleri bulunduğuna dikkat çeken bilim adamları, bunların başında huzur-mutluluk, hüzün ve keder gibi duyguların geldiğini belirtiyorlar.

Bilim adamlarına göre, bu çeşit hastalar ayrıca zamanın aktığını anlayabiliyor ve ışığı idrâk edebiliyorlar.

Southampton Hastanesi'nden Dr. Sam Oarniea ve Dr. Peter Fenwick'in yaptığı araştırmada, ölümün eşiğinden dönmüş 63 kalp hastasıyla yapılan röportajlardan istifade edilerek bu neticeler elde ediliyor. 4'ü "klinik olarak ölü" kabul edilip sonra da hayata dönmüş 63 hastayla konuştuklarını belirten Dr. Fenwick şunları söylüyor:

"Akıl ve beyni birbirinden bağımsız değerlendirmek mümkünse, bu ölüm sonrasında şuurun hâlâ uyanık kaldığı düşüncesini gündeme getiriyor."

Bilim adamları akıl okumayı keşfetti

Bilim adamları akıl okumayı keşfetti



Bilimadamları beyinde sözcüklerin oluşumunu keşfetti. Çığır açan buluş sözcüklerin beyinde oluşumunu öğrenerek, izlenmesini mümkün kılıyor.

Washington Üniversitesi'nin Nörobilim ve Teknoloji Merkezi başkanı Eric Leuthardt tarafından yürütülen araştırmada epilepsi hastası olan 4 kişinin beynine toplam 64 elektrot yerleştirildi. Araştırma ekibinin asıl görevi epilepsi hastalığının sebeplerini ortaya çıkarmaktı. Ancak bilim adamları çığır açan başka bir buluş keşfetti. Elektrotlar beyinde 40'tan fazla bölgenin İngilizce diline tepki verdiğini tespit etti.

Bu birbirinden farklı sinyaller aynı zamanda akıl okumaya da imkan verecek. Bir bilgisayar programının geliştirilmesiyle birlikte bu sinyaller kullanılarak insanların düşüncelerini okumak mümkün olabilecek.

SABAH 30 Mayıs 2011

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Nasıl bir dünyada yaşadığınızın farkında mısınız?

Nasıl bir dünyada yaşadığınızın farkında mısınız?

- Zihnimize dışarıdan müdahale yapılabilir mi? Elektromanyetik sinyaller gönderilerek beynin doğal elektriğine müdahale edilebilir mi?

- Kişi bu yöntemle, yalnızlık, derbederlik, dikkatsizlik, şuur bulanıklığı, sürekli keyifsizlik, kaslarda uyuşma ve ağırlık, tutarsız artan vücud sıcaklığı, el ve ayak parmaklarında istem dışı hareketler, kısmi hafıza kaybı, spazmlar, sürekli baş ağrıları ve mide krampları ve benzeri sıkıntılı hallere sokulabilir mi? Duygularla oynanabilir mi?

- Zihin kontrolü ile kişi intihara sevkedilebilir mi?

- İnsanlar gibi hayvanların da zihinleri/beyinleri ve dolayısıyla bedenleri/hareketleri kontrol edilebilir mi?

- Zihin kontrol teknikleri bireysel olarak uygulanabildiği gibi toplumsal olarak da uygulanabilir mi?

- CIA ve Rus KGB istihbarat örgütlerinin ulaştığı bu teknolojiler ne zamandan beri ve kimlere uygulanıyor?

- Zihin kontrolü kaç yöntemle yapılabilir?

Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin bağlıları (Süleymancılar) hangi partiye oy verecek? | Hangi parti tercih edildi? | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

Cemaat merkezi ( Muhterem Alihan Kuriş Beyağabey ) kararını açıkladı: KESİNLİKLE OY YOK! Kesinlikle AKP'ye ve MHP'ye oy ve...