ashab-ı kiram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ashab-ı kiram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2012 Pazar

Ashâb-ı Kirâm'ı sevmek vazifemiz

Ashâb-ı Kirâm'ı sevmek vazifemiz


Ashâb-ı Kirâm'ın hepsine hürmet etmek ve onlar hakkında ileri geri konuşmamak vâcibdir. Çünkü Allâhü Teâlâ Kur'ân-ı Kerîm'in birçok âyetlerinde onları medhetmiştir. "O gün ki göreceksin o erkek ve kadın mü'minleri, önlerinde ve sağlarında nurları koşuyor..." (Hadid-12) mealindeki âyet-i kerimesi bunlardandır. Allah'ın Resulü de onları sevmiş ve birçok hadîs-i şerifinde medhetmiştir. "Ashabıma eza eden bana ezâ etmiş olur, bana ezada bulunmuş olan da Allâhü Teâlâ'ya ezâ etmiş gibi olur." hadîs-i şerifi bunlardandır.

Dört mezheb imamlarımız da, Ashâb'ın arasında zuhur eden şeylerin hiçbirisi hakkında konuşmamak îcâb ettiğini bildirmişlerdir. Bu meselelerde diline sahip olmalı ve onların sadece güzel ahlâk ve meziyetlerini anlamaya çalışıp onlara muhabbet etmeli; onların ahlâkı ile ahlâklanmaya çalışmalıdır. Resûlullâh'ın bütün Ashabı hidâyet üzeredir. Onların tamâmı âdildirler; onlardan bizlere her tebliğ edilen şey haktır, doğrudur. Hadîs-i şerifte: "Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidirler, herhangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz." buyurulmuştur.

2 Ağustos 2012 Perşembe

Vahiy kâtibi Hazreti Muaviye

Vahiy kâtibi Hazreti Muaviye
Vahiy kâtibi Hazreti Muaviye

Hz. Muâviye (r.a.). Mekke'nin fethinde babasıyla birlikte Resûlullâh (s.a.v.)'ın önünde îmâna gelmiştir. Hz. Ömer ve Hz. Osman zamanlarında Şâm valisi idi. H.41 (m. 661) senesinde, Hz. Hasan'ın, kendi arzusuyla, Hz. Muâviye lehine feragat etmesi üzerine halîfe oldu. Bütün müslüman memleketleri halkı razı olduklarından o seneye Âmü'l-cemâ'a: Birleşme yılı ismi verildi.

Hilâfeti zamanında batıda Kayrevân'dan, doğuda Buhârâ'ya Yemen'den İstanbul'a, Yemen, Hicaz, Şam, Mısır, Mağrib, Irak, Cezire, Azerbaycan, Anadolu, Iran, Horasan, Cibâl, Deylem ve Mâverâünnehr ülkelerinde bulunan bütün şehirlere İslâm'ın nuru ulaşmıştı.

Resûlullah'ın sohbetinin bereketi sebebiyle dîne aykırı hiçbir iş yapmazdı.

3 Şubat 2012 Cuma

Ashab-ı Kiram'ın Hepsi Müçtehid Değildir. Ashabın Büyük Müçtehid ve Fakihleri

Ashab-ı Kiram'ın Hepsi Müçtehid Değildir. Ashabın Büyük Müçtehid ve Fakihleri


Sahâbe-i gûzîn, peygamberimizin huzurunda bulunmak ni'meti ile kendilerinde pek büyük bir istidat tecelli eylemiş, aralarında yüksek ictihâd kabiliyetini sahip bir hayli zatlar bulunmuştur. Hattâ Hz. Ebû Bekri Sıddîk, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Abdurrahman ibnü Avf, Muâz ibni Cebel, Ammar ibni Yâsir, Hüzeyfetübnü'l Yeman, Zeyd ibni Sabit, Ebudderdâ, Ebû Mûsel Eş'ari, Ubâdetübnû's Sâmit, Abdullah ibni Mes'ud (r.anhüm) zamanı saadette bile Resûl-i Ekrem'in (s.a.v.) emirlerine mebnî fetva verirlerdi:

Ashâb-ı kiram arasında fetvaları kayd ve tesbit edilmiş yüz otuz kadar zât vardır. Bu zâtlar, vermiş oldukları fetvaların sayısına göre üç kısma ayrılmışlardır.

1. kısım, çok fetva vermiş olanlar: Hz. Âişe-i Sıddıka (r.anha), Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah ibni Mes'ûd. Zeyd bin Sabit, Abdullah ibni Abbas, Abdullah ibni Ömer (radıyallahü anhûm) bu yedi zâta "Fukâlıa-i seba" denilir.

2. kısım, vermiş oldukları fetvalar, orta halde bulunan şu yirmi zattır: Hz. Ebu Bekri Sıddîk, Hz. Osman, Hz. Ümmü Seleme, Enes ibni Mâlik, Ebu Saidil Hudri, Ebû Hüreyre, Abdullah bin Amr, Abdullah bin Zübeyr, Ebû Mûsel Eşarî, Sa'd ibni Ebi Vakkas, Selman-ı Farisî, Câbir bin Abdullah, Muaz bin Cebel, Talha, Zûbeyr bin Avvam, Abdurrahman bin Avf, İmran bin Hüseyin, Ebubekre, Ubâdetübnü Sâmit, Muâviye bin Ebi Sûfyan (radıyallahü Teâlâ anhüm).

28 Temmuz 2011 Perşembe

" ALLAH'IM! BEN ONDAN RAZIYIM, SEN DE RAZI OL!"

" ALLAH'IM! BEN ONDAN RAZIYIM, SEN DE RAZI OL!"


Müzeyne kabilesinden Abdullah Zülbicâdeyn (r.a.) amcasının himayesinde bir yetîm idi.

Amcası ona iyilik eder, ihtiyaçlarını verirdi. Müslüman olduğunu işitince yeğenine: "Eğer Muhammed'in dînine uyarsan sana verdiğim her şeyi geri alırım" dedi. Hz. Abdullah (r.a.): "Muhakkak ben Müslümanım" deyince amcası, ona verdiği her şeyi, hatta üzerindeki elbisesini de aldı.

Anası bir bicâdı {kilim gibi sert bir bez parçasını) ikiye böldü. Yarısını belden yukarısına izâr, yarısını da belden aşağısına ridâ ederek giydi. Ertesi sabah namazını Resûlullâh (s.a.v.) ile kıldı. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) âdeti olduğu üzere namazdan sonra gelen cemâate bakarken onu gördü ve "Sen kimsin" diye sordu. "Ben Abdüluzzâ'yım deyince (Uzzâ putunun kulu manasına olan ismini değiştirerek), Resûlullâh ona "Bilakis, sen Abdullah Zülbicâdeyn'sin, bana gelmeye devam et" buyurdular. Bu sebeple Zülbicâdeyn (iki bicâd sahibi) diye meşhur oldu. O vakitten sonra Resûlullâh'ın (s.a.v.) kapısından hiç ayrılmadı.

Öyle üstü başı toz toprak içinde olanlar vardır ki...

Öyle üstü başı toz toprak içinde olanlar vardır ki...

"Nice mühimsenmeyen, saçı sakalı birbirine karışmış, toz toprak içinde, kendisine değer verilmeyen insanlar vardır ki, Allah'a yemin etseler, Allah onları yeminlerinde sâdık kılar ve istediklerini kabul eder. İşte onlardan birisi de Berâ b. Mâlik'tir." Hadis-i Şerif

----

ASHÂB-I KİRÂM'DAN BERÂ (R.A.)

Hz. Berâ (r.a.), Enes b. Mâlik (r.a.)'ın kardeşidir. Resûlullah (s.a.v.)'in bazı seferlerinde güzel sesi ile şiir okurdu. Bedir hariç Resûlullah (s.a.v.) ile bütün savaşlarda bulunmuştur.
Yemâme Savaşı'nda Müslümanlar, müşrikleri sıkıştırdılar, hatta onları, Allah düşmanı Müseyleme'nin bulunduğu bahçeye sığınmaya mecbur bıraktılar. Berâ b. Mâlik "Ey müslümanlar! Beni onların arasına atın." dedi. Bunun üzerine onu tutup duvarın üstüne kaldırdılar ve duvardan bahçeye atladı. Bahçede onlarla kıyasıya savaştı. Bahçenin kapısını açıp Müslümanların da içeriye girmesini sağladı. Vücudunda seksen küsur ok ve darbe yarası vardı. Allah o gün Müseyleme'nin canını aldı.

Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin bağlıları (Süleymancılar) hangi partiye oy verecek? | Hangi parti tercih edildi? | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

Cemaat merkezi ( Muhterem Alihan Kuriş Beyağabey ) kararını açıkladı: KESİNLİKLE OY YOK! Kesinlikle AKP'ye ve MHP'ye oy ve...