Misyonerlik Faaliyetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Misyonerlik Faaliyetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2012 Pazartesi

İslam beldelerinde Müslüman olmayan bir gençlik ve misyonerlerin hedefleri

İslam beldelerinde Müslüman olmayan bir gençlik ve misyonerlerin hedefleri
İslam beldelerinde Müslüman olmayan bir gençlik ve misyonerlerin hedefleri


Bu yüzyılın hemen başlarında Kudüs'te taplanan dünya misyonerler kogresinde Papaz Züveymür, şöyle konuşuyordu:

"Aslında sizin (misyonerlerin) en önemli göreviniz, müslümanları dinlerinden etmenizdir. Böylece Allah ile, buna bağlı olarak ahlâk ile hiç bir ilgisi kalmasın. Çünkü milletleri hayatlarında ayakta tutan gerçekler bunlar olmaktadır. Siz İslâm beldelerinde müslüman olmayan bir gençlik hazırladınız. Böylece bunların Allah ile ilgileri kalmamıştır, hatta onu tanımak bile istemiyorlar. Siz müslümanı İslâmından ettiniz. Buna bağlı olarak da öylesi bir müslüman kesim oluştu ki, bu sömürgecilerin istediği doğrultuda bir İslâm bağlısı. Bunlar hiç bir zaman önemli işlere değer veremez olmuşlar, rahatı ve tembelliği sever olmuşlardır. Dünyada tek istedikleri şehvettir. Eğer bir şeyler öğrenirse bu, şehvetleriyle ilgilidir. Şayet mal edinmeye uğraşırsa bu, şehevi istekleri içindir. Böylece şehvetleri uğruna en değerli şeyleri verebilmiş olsunlar"

Yine Züveymir diyor ki:

15 Mart 2012 Perşembe

"Fethullah Gülen parti kuracak." Kadir Mısıroğlu




Partinin adı ne olur bilemeyiz de amacı belli: Ortadoğunun ve Asya'nın tamamen Hıristiyanlaştırılması yolunda Türkiye'nin azami yardımı sergilemesi ve ABD-İsrail menfaatlerini gözetmesi. Bunları yaparken de İslami bir hüviyeti sergileyerek bağlılarını aldatabilmesi... Dinler arası diyaloğun daha etkin hale getirilmesi ve gelecek kuşakların Türklerinin tamamen Hıristiyanlaştırılması...

14 Şubat 2012 Salı

Bunlar insanı dinden-imandan eder. Dinler arası diyalogda gelinen nokta...

Bunlar insanı dinden-imandan eder. Dinler arası diyalog da gelinen nokta...


- Bir kimse Yahudi ve Hırsityanların da cennete gireceğini söylerse İslam'dan çıkar.

- Bir kimse "Müslüman isevi" olabileceğini, peygamberimizi tasdik etmeyen Hıristiyanların da müslüman sayılabileceğini söylerse İslam'dan çıkar.
(Bu kavram ilk olarak Risale-i Nur'da kullanılmıştır ve bu risaleleri esas alanlar inatla bu batılı savunmaktadırlar. Muteber ehl-i sünnet alimlerinin hiç biri böyle uydurma bir kavram kullanmamışlardır.)

- Bir kimse "Yahudi ve Hıritiyanları dost edinmeliyiz" derse İslam'dan çıkar.
(Allah Kur'an-ı Kerim'de açık bir ifade ile "Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar" buyuruyor.)

- Bir kimse "Gayr-i Müslim mü'minler" diye bir şey iddia ederse İslam'dan çıkar...
(Bu batıl iddiaya Zaman gazetesinin eki Ailem dergisinde bir kaç kez yer verilmiştir)

Bu işte bir tuhaflık yok mu? PAPA ile neden Fethullah Gülen görüştü?

Bu işte bir tuhaflık yok mu? PAPA ile neden Fethullah Gülen görüştü?

Türkiye’den Papa’yla görüşmesi icab eden birisi varsa, bu sadece Diyanet İşleri Başkanı olmalıydı, niye Fethullah Hoca gitti?

Müftü değil, imam değil, vaiz değil, müezzin bile değil. Yani hiçbir resmî hüviyeti yok.

Buna rağmen kendisiyle görüşülmesi oldukça zor olan, ve değme resmî insanın 6 ayda bile kolay kolay görüşemediği Papa’yla rahatça görüşebiliyor; hayret. Bunda bir anormallik yok mu?

Diyalogcular Sayesinde Vatikan Artık Rahat Uyuyor, Buna İzin Verme

Dinler Arası Diyalogcular Sayesinde Vatikan Artık Rahat Uyuyor, Buna İzin Verme

Tarih boyunca hep öyle olmuş; hakim kültür, hakim güç, diğerlerini kendi potasında eritmeye çalışmıştır. Bu tehlikeyi gören, bilen, tedbirini alan kendini koruyabilmiş, en azından bozulmaktan, yok olmaktan kurtulmuştur.

Bugün de yapılan budur. Batı,kültürünü bütün dünyaya enjekte etmekte, kendi örf ve adetini, yaşayışını, dinini hakim kılmaya çalışmaktadır. Batı görünüşte, biz laikiz, Hıristiyan dininin etkisi altında değiliz dese de, her insan kendi dinin yayılmasını, dindaşlarının çoğalmasını ister, bu insanın tabiatında vardır.

Son zamanlarda iyice ortaya çıkmaya, açıkca ifade edilmeye başlandı. Batı, teknolojisi ile beraber mensubu olduğu Hıristiyan dinini el altından empoze etmektedir. Misyoner teşkilatının yoğun faaliyetleri, Hıristiyan Moon tarikatının ”Dinlerarası diyalog” adı altında, lüks otellerde toplantılar düzenlemesi ve kendilerine üye olan veya yakınlık duyan entelleri, aydın din adamlarını (!)yurt dışında lüks ortamlarda ağırlamaları, potada eritme çalışmalarının bir parçasıdır.

Bu faaliyetler, Osmanlının zayıfladığı son dönemlerde başlamıştı. İngilizlerin rehberliğinde başlayan bu çalışmaların geçmişte olduğu gibi hezimete uğramaması için çok ince planlar yapıldı. İslamiyete orijinal haliyle kaldığı müddetçe zarar veremeyeceklerini iyi anladıkları için onu içeriden çökertmeye karar verdiler.

9 Şubat 2012 Perşembe

Doritos Paketindeki Hıristiyan Haçı

Özellikle gençlerin sıkça yediği Doritos markalı ürünlerin paketlerinde Hıristiyanlığın sembolü olan figürler dikkat çekiyor. Dometesin içine yerleştirilen Haç ile aslında size ne yediğinizi anlatmak istiyorlar. Siz çitos yemiyorsunuz, aslında “bu misyonerliği yiyor ve aldığınız her pakette destek veriyorsunuz.”


Doritos Paketindeki Hıristiyan Haçı


Ve tepkiler üzerine Hıristiyan Doritos  paketlerini değiştirdi. Biz buna rağmen Doritos yemiyoruz...
Doritos Paketindeki Hıristiyan Haçı 


15 Kasım 2011 Salı

Filistin'i Kim Sattı?

Filistin'i Kim Sattı?


Akka'nın eski Umumi Müdürü Nabluslu Muhammed Tevfik Bihke'nin eski Reji Müdürü Muhammed Said Ve Bihkey'e bağlı Bihar Nahiye Müdürü Beyrutlu Suphi Efendilerin raporu, Filistin topraklarının rüşvet ve para hırsıyla Yahudilere gittiğini ispatlıyor.

Yahudilerin. Filistin'e yönelik yerleşme, yurt ve bağımsız ülke kurma operasyonları Temmuz 1882'lerde resmen başlamıştır. Önceleri Batılı Yahudi zenginlerin Filistin'den para ile Yahudiler için Osmanlı'dan toprak satın alma girişimleri ile başlayan bu operasyonlar, siyonizmin lideri Theodor Herzl'in 1896-1902 yılları arası tam beş defa İstanbul'u ziyaret ederek amacına ulaşmak için yaptığı girişimlerle yeni bir boyut kazanmıştı. II. Abdülhamid, Theodor Herzl'in her teklifini -vaat ettiği para ve medya desteğine rağmen- kesin bir dille reddetmiş, padişah, arkadaşı Newlinski aracılığı ile Theodor Herzl'e şu ültimatomu göndermişti:
"Eğer Bay Herzl, senin arkadaşın ise ona söyle, bu meselede ikinci bir adım atmasın. Ben bir karış dahi olsa toprak salmam. Zira bu valan hana degii milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır. O bizden ayrılıp uzaklaşmadan, tekrar kanlarımızla Örteriz. Benim, Suriye ve Filistin alaylarımın askerleri birer birer Plevnede şehit düşmüşlerdir. Bir tanesi bile geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanında kalmışlardır. Devlet-i Aliyye bana ait değil, Türk milletinindir. Ben onun biç bir parçasını veremem, Bırakalım Museviler milyonlarını saklasınlar, benim imparatorluğum parçalandığı zaman Filistin'i karşılıksız ele geçirebilirler. Fakat yalnız bizim cesetlerimiz parçalanarak, bu ülke taksim edilebilir. Ben, canlı bir beden ûzerinde ameliyat yapılmasına asla müsaade edemem." 2


"Filistin'i satmayız"

Fakat buna rağmen bugün olduğu gibi dün de Yahudiler Avrupa'da "Ermeni Meselesi"nde Türkiye'yi destekleyecek, Osmanlı'nın Avrupa'daki borçlarını ödeme girişiminde bulunanacak, hatta 30 milyon sterlini bulan tüm Osmanlı borçlarını Filistin'e karşılık tasfiye etme ve ödeme girişiminde bulunacaklardı. Hiç olmazsa Hayfa dahil Akkâ sancağı kendilerine verilmeliydi. Fakat Osmanlı yetkilileri, buna karşılık, Yahudi girişimcilere ekonomik bazı imtiyazlar verebileceklerini, ama asla Filistin'i vermeyeceklerini söylüyorlardı. Washington'daki Osmanlı Büyükelçisi Ali Ferruh Bey, 24 Nisan 1899'da bir Amerikan gazetesine verdiği demeçte "Ceplerimize milyonlarca atlın doldursalar, hükümetimiz Arap memleketlerinin hiç bir bölümünü satmak niyetinde değildir" diyordu. Ali Ferruh Bey aynı beyanatında, Filistin meselesinin ekonomik değil, siyasî bir mesele olduğunu, bu nedenle de Maliye Nezareti'ni ilgilendirmediğini söylemişti.3


Siyonistlere tedbir

2 Ağustos 2011 Salı

Osmanlı, İslam alimi kılığına giren hainleri idam etmişti

Osmanlı, İslam alimi kılığına giren hainleri idam etmişti

İranlı Molla Kâbız, Kanunî zamanında İstanbul'a gelip "Hz. İsa bütün peygamberlerden ve hattâ Peygamberimizden bile üstündür!" gibi sapık fikirlerle Müslümanların itikâdlarını bozmaya çalışıyor, bazı âyet ve hadisleri kendi kasır görüşü ile te'vil ve tefsir ederek, Müslümanlığı kabul etmiş görünerek Hıristiyanlığı ondan üstün göstermeye çalışıyordu.

O zaman İslâm hilâfetinin merkezi ve İslâmiyet'in muhafızı bir Sünnî Müslüman devletinin payitahtında(başketinde) böyle bir mugalatanın ortaya atılması, memleketin mâneviyyâtını sarsacak bir tehlike idi.

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Dikkat Misyoner Var

Dikkat Misyoner Var


Misyonerlerin, müslümanların inançlarını bozmak için takip ettikleri metodlardan bâzıları:

1 - "İslâm ibâdet dînidir, dünyâya âit meselelerle alâkadar olmaz" inancını yerleştirmek. İslâm dîni; îtikâd (inanç), ahlâk, ibâdet, muamelat, ukûbât müeyyidelerden müteşekkil bir bütündür. Böylece dînin sâdece ibâdet kısmı alınarak diğer kısımlarını yok saymak.

2- Gizli-âşikâr şu dört şeyi yaymak: İçki, kumar, zina ve domuz eti. Bu maksatla "insan müptelâ olmadıkça, hoş vakit geçirmek için, biraz kumar oynamanın ve sarhoş etmeyecek kadar içki içmenin herhangi bir mahzuru yoktur" derler.

Halbuki Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: "Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır."

3- "Peygamberlerin İslâm'dan kastının, mutlak din olduğu, Hıristiyanlık, Yahudilik gibi dinlerin de ona ulaştıracağı" bozuk fikrini yerleştirmek. Cennete gitmek için, Allah'a inanmanın kâfî geleceğini; peygamberlere îmânın şart olmadığı fikrini yayarak peygamberleri ve husûsî ile bizim peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ'yı (s.a.v.) devre dışı bırakmaya çalışmak.

21 Haziran 2011 Salı

Bir Kısım Ermeniler Bizi İçimizden Vurmuşlardı...Türklerle savaşan Ermeni Lejyonları...

Bir Kısım Ermeniler Bizi İçimizden Vurmuşlardı... ERMENİ SORUNU


Bir kısım Ermeniler, Balkan savaşları (1912-13) ve Birinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye düşmanları ile ittifak yapmış ve onlarla birlikte, gönüllü Ermeni birlikleri kurarak Türklere karşı savaşmıştır.
1914-17 yılları arasında, Ermeni gönüllü birlikleri Çarlık Rusyası ve İngiltere ordusunda Türklere karşı yürütülen hizmetlerde muharip olarak hizmet görmüştür.
Ermeniler, Türkiye ile savaş halinde olan Fransa ile 1916'da bir anlaşma imzalamışlar, Adana'da ve Arara'da (Filistin) Osmanlı ordusuyla çarpışmışlardır.
Osmanlı vatandaşı olan bir kısım Ermeniler, Van'ı zapt eden Rus ordusunu kurtarıcı gibi karşılamış ve Müslümanlara soykırım uygulamıştır.
(Bir kısım Yahudiler de Birinci Dünya Savaşı'nda Siyonist lejyonlar kurarak İngilizlerle birlikte Çanakkale ve Filistin cephelerinde Türklere karşı çarpışmıştır.)
Ermenilerin Osmanlı devletine baş kaldırmaları, Osmanlı'nın düşmanlarıyla işbirliği yapmaları, Osmanlı'ya karşı savaşmaları kendi aleyhlerinde netice vermiştir.

Ermenilerin bu coğrafyada var olmaları, kimlik ve kültürlerini muhafaza ederek yaşamaları Osmanlı barışı altında mümkündü.
Osmanlı düşmanı Ermeniler vehimlerinin, ihtiraslarının, misyonerlerin ve Emperyalistlerin kurbanı olmuşlardır.
Elbette bütün Ermeniler böyle yapmamışlardır ama neticede kurunun yanında yaş da yanmıştır.
Ermeniler yanlış ata oynamışlar ve kumarı kaybetmişlerdir.
Bir halk, bir "Millet" için en önemli şey hayatta kalmak, varlığını sürdürmektir. Ermeni komitacıları, Büyük Ermenistan hayalleri uğrunda Ermeni halkının varlığını yok etmişlerdir.
Ermenilerin misyonerlere ve Emperyalistlere kanması onlara çok pahalıya mal olmuştur.

1 Mayıs 2011 Pazar

Fethullah Gülen Soruya Cevap Vermek Yerine Kaçtı.Gülen'in villası Hıristiyan misyonerlerin yaz kampı çıktı

Fethullah Gülen Soruya Cevap Vermek Yerine Kaçtı.Gülen'in villası Hıristiyan misyonerlerin yaz kampı çıktı. Gülen MOON'a mı çalışor?
Fethullah Gülen Soruya Cevap Vermek Yerine Kaçtı. Gülen'in villası hıristiyan misyonerlerin yaz kampı çıktı




Kahvaltı ortamında gerçekleşen görüşmede Cüneyt Özdemir'in sorduğu şok edici soru Fethullah Gülen'i kahvaltı masasından kaçırdı. Ve bu soru görüşmeyi bitiren soru oldu.

Gülen ABD Pensilvanya’da yaşadığı 110 dönümlük göletli çiftliğinde, Türkiye’den dört gazeteci ile görüştü. Haber Türk gazetesi yazarı Serdar Turgut, CNN Türk Yayın Danışmanı Ferhat Boratav, 5N+1K programı yapımcısı Cüneyt Özdemir ile Zaman gazetesi yazarı Bejan Matur.

Kahvaltı ortamında gerçekleşen görüşmede Cüneyt Özdemir’in sorduğu şok edici soru Fethullah Gülen’i kahvaltı masasından kaçırdı. Ve bu soru görüşmeyi bitiren soru oldu.

Fethullah Gülen’in yaşadığı çiftlik daha önce Hiristiyan yaz kampı olarak kullanılıyormuş. Şimdi Fethullah Gülen cemaati kullanıyor..!

Time dergisinde Nisan 2010’da yayımlanan bir yazıda Fethullah Gülen’in ilk çalışanlarının da Hıristiyan misyonerler tarafından eğitildiği açıklanmıştı.

İşte o satırlar:

“Gülen'in metodu Katolik Cizvitler'in dini iyi bir eğitim ile yaymasına benziyor. Zaten Gülen'in ilk çalışanları da, Afrika ve Güney Amerika'da deneyim kazanmış Hıristiyan misyonerler tarafından eğitildi.”

Fethullah Gülen’in Hrsitiyanlığı,Yahudiliği ve Müslümanlığı birleştirerek, hoşgörü-diyalog ayakları ile dünya üzerinde yeni bir din oluşturma ve bu dinin lideri olma amacında olduğu akla geliyor, yürüttüğü faaliyetlere bakınca. Özellikle “Diyalog” ve “Hoşgörü” kapsamında İslama zarar verici radikal adımlar atması, bu hevesini açıkça ortaya koyuyor. Maalesef bu konuda kendisini destekleyen ve gaz veren de çok. Bugünlere de böyle geldi.

Cüneyt Özdemir’in çiftlik ile ilgili izlenimleri, daha önce basına yansıyan görüntülerle aynı.

“Fethullah Gülen Pensilvanyanın hemen yakınında 110 dönümlük bir çiftlikte yaşıyor. Türkiye’den ayrıldığında cemaatin öğrencilere eğitim amacı ile aldığı bir çiftliğe gelmiş yerleşmiş. Çiftliğin girişinde basit bir kulübe var. Arazinin içinde yaklaşık 10-15 müstakil ahşap bina dağılmış. En büyüğü üç katlı kahverengi bir bina. Bugün Gülen Cemaatine evsahipliği yapan bu çiftlik eskiden bir hristiyan okulunun yaz kampı olarak kullanılıyormuş. Ağaçların arasında yürürken karşınıza araziye ait bir göl çıkıyor. Şaşırıyorsunuz…”

Mavi Marmara ile ilgili daha önce “İsrail’den izin alınmalıydı” sözleri büyük tepki çekmişti. Bu defa daha çok tepki çekecek bir şey söyledi. Evet..Mavi Marmara’da hunharca katledilenler şehit değilmiş..! Cüneyt Ülsever anlatıyor:

“Sohbetimiz sırasında konu İsrail ve Mavi Marmara gemisine geliyor. Fethullah Gülen Mavi Marmara’da pek çok gönüllünün sürekli tekrar ettiği “şehit olmaya gidiyoruz” retoriğine şiddetle karşı çıkıyor. Böylesine bir şeyin şehitlik bile kabul edilemeyeceğini söylüyor.”

İsrail aleyhindeki kısımlar sebebiyle STV’de yayınlanan Tek Türkiye dizisine bile ayar vermiş:

“Bir ara konu STV’de yayınlanan Tek Türkiye dizisine geliyor. Hatırlayacaksınız bu dizi Stv’nin Kurtlar Vadisine alternatif olarak çektiği bir dizi. Gülen’in daha önce İsrail ile Türkiye arasında çeşitli diplomatik krizlere neden olan bu dizinin sıkı bir takipçisi olduğunu anlattıklarından anlıyoruz. Hatta dizinin içindeki kimi radikal bölümlerinin bizzat değiştirilmesini istediğini de söylüyor.”

Türkiye deki her şeyi yazarları bile tek tek internetten takip ediyormuş. Yani cemaat’in Türkiye’de yedikleri naneden ve ülkeye verdikleri zarardan, haberi yok değil..! Cüneyt Özdemir bunu şu cümleleri ile anlatıyor:

“Bir gün once New York’dan yaptığım yayını seyretmiş. ‘Arasıra arkadaşlar internet üzerinden gösteriyorlar yayınlarınızı takip ediyorum’ diyor. Şaşırıyorum…”

Ve işte Fethullah Gülen’i kahvaltı masasından kaçırtan soru… Hanefi Avcı’nın yazdığı kitapla ortaya çıkan ve yıllardır Türkiye’yi geren olaylar... Türkiye’deki cemaatin tüm operasyonlarını 35 yaşındaki Kozanlı bir gencin yönetiyor olması… Orduya karşı yürütülen operasyonlar, polis ve adliyedeki yapılanmalar vesaire.. Cüneyt Ülsever bir kitap yazıyor ve bu konuları çok merak ediyor. “Önemli İşler Dairesi” isimli kitabını yayına hazırlarken çok şey öğreniyor. İşte tüm bunları düşünerek o şok edici soruyu soruyor:

“Sohbet ilerledikçe Fethullah Gülen daha rahat konuşuyor. O konuştukça biz de rahatlayıp sorularımızı daha net bir şekilde sormaya başlıyoruz. Lafı hiç dolandırmadan soruyorum.

“Türkiye’da çok tartışılan konulardan bir tanesi cemaatin içindeki yöntemler. Sizin rahatsız olduğunuz olmuyor mu? Siz cemaat adına cemaatçilerin yaptıkları herşeyin farkında mısınız? Rahatsız olduğunuz var mı?” diye kafadan soruyorum.

Hafif bir sessizlik oluyor ama Fethullah Gülen kendinden emin. Bazen kendi iradesine rağmen aşırı davrananlar olabileceğini söylüyor. ‘Bana rağmen benden daha çok uğraşanlar olabilir” diyor. Onlara uyarıları direk ‘Şunu neden böyle yaptın?’ ya da ‘Bunu böyle yapma!’ şeklinde değil sohbet toplantılarında telkinlerle bildirdiklerini söylüyor.

Söyler söylemez de rahatsızlığı nedeni ile içeriye gitmesi gerektiğini söylüyor. Masadan kalktığında yardımcıları tatlı tatlı da olsa net bir şekilde ‘Daha fazla siyaset konuşulmamaması gerektiğini ve başka soru sorulmaması gerektiğini’ vurguluyorlar.

Ve bu gazetecilerin kahvaltı masasındaki son konuşmaları oluyor.

Daha sonra ağaçlarla kaplı göletli villalardan oluşan malikanenin patika yollarında dolaşırken cemaatin önde gelenlerinden biri lafı ağzından kaçırıyor:

“Mesela senin sorduğun soruyu başkaları alıp ‘Bakın Gülen kendi cemaatini bile kontrol edemiyor’ diye aleyhimize kullanabilirler. Oysa böyle bir durum yok.”

Görüşme sırasında Fethullah Gülen, Türkiye’ye dönerse yaşamak istediği yer olarak ise hiç çekinmeden İzmir olduğunu söylemiş. İzmir halkı, ABD’de göletli villalar içinde çiftlikte yaşayarak, arkasına dış güçleri alarak Türkiye’nin altını üstüne getirenleri, değil İzmir’de Türkiye’de bile yaşatmaz. Bu ülkenin düşmanlarını, Kurtuluş savaşında düşmanları denize döktüğü gibi döker..!

Görüşmeyi yapan gazetecilerin şaşırtan yönü ise, görüşmeyi ballandıra ballandıra ve çok olağanüstü bir şeymiş gibi anlatmaları. Büyülü bir hava varmış gibi vermeleri. Türkiye’den uzakta ABD’de göletli villalardan oluşan bir çiftlikte ünlü bir kişi ile karşılaşınca böyle oluyor galiba… Yavaş yavaş alışırlar, ünlülerle konuştukça, onların da sıradanlaştığını…

Görüşmeyi sitesinde yayınlayan Cüneyt Özdemir’e cemaatin destekçileri yorumları ile müthiş gaz vermişler. Talimat üzerine yazıldığı belli olan tek tip yorumlar oldukça belirgin ve yağ damlıyor…!

KAYNAK: dipnot.tv

24 Nisan 2011 Pazar

Misyonerlerin İtirafı

Misyonerlerin İtirafı


Vatikan ve Kiliseler Birliği adına "Dinlerarası Diyalog" fikrini ortaya atan misyonerler teşkilâtının lideri Louis Massıgnon'un Misyonerler Zirvesi nde yaptığı konuşma aynen şöyledir:

"Müslümanların her şeyini tahrip ile mahvettik. Dinleri, inançları, ahlâkları, dîne bağlılıkları ve insanî duyguları mahvoldu. Onların millî-mânevî değerlerini Batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik.

Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin bağlıları (Süleymancılar) hangi partiye oy verecek? | Hangi parti tercih edildi? | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

Cemaat merkezi ( Muhterem Alihan Kuriş Beyağabey ) kararını açıkladı: KESİNLİKLE OY YOK! Kesinlikle AKP'ye ve MHP'ye oy ve...