Peygamberler Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Peygamberler Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2012 Salı

İlahi adalet

İlahi adalet
İlahi adalet

Mûsâ (a.s.) yolculuk esnasında bir gün, bir dağın eteğinde bulunan bir pınara uğradı ve abdest aldı... Sonra namaz kılmak için dağa çıktı... O sırada bir atlı geldi ve su içip gitti... Ancak oradan ayrılırken; içinde gümüş paralar bulunan bir keseyi unutup bıraktı... Ondan biraz sonra da bir koyun çobanı geldi; keseyi alıp götürdü!.. Çobandan sonra ise; sırtında bir kucak odun yüklü, güçsüz bir ihtiyar geldi... Yükünü İndirip istirahat için yere uzanmıştı ki, çok geçmeden atlı kesesini aramak için geri döndü...

Bulamayınca da, ihtiyara yöneldi ve keseyi ondan istedi... İhtiyar; her nekadar keseyi görmediğini ve kendisinin almadığını söylediyse de, atlı onu öldürünceye kadar dövdü!., Bu manzara karşısında Mûsâ (a.s.):
Yâ Rab!, dedi; Bu işlerdeki adalet nasıldır?!

17 Şubat 2012 Cuma

İsa aleyhisselamın bir mucizesi; Yarasa

İsa aleyhisselamın bir mucizesi; Yarasa


îsâ aleyhisselam kavmine "Ben size Rabbinizden (peygamberliğimin alameti olan) bir âyet ile geldim: Ben size çamurdan kuş biçimi gibi bir mahlûk yaparım da içine üflerim. Allah'ın izni ile derhal kuş olur..." (Âl-i imran Sûresi, âyet 49) buyurdu ve bir yarasa yaptı. Üfleyince yarasa Allah'ın izni ile uçtu.

Yahudiler Hz. îsâ'nın bu mucizesini de gördükleri halde inanmadılar ve "Bu bir sihirdir" dediler.

îsâ aleyhisselam bunca kuş türü arasından yarasayı tercih etti. Çünkü o diğer yaratılmışlardan daha acaip, daha farklıdır:

2 Ocak 2012 Pazartesi

Medeniyetin Ulaştığı Son Nokta: Sodom ve Gomore

Medeniyetin Ulaştığı Son Nokta: Sodom ve Gomore


Kur'an'da Yüce Allah'ın Lut kavmi üzerine göklerden ateş yağdırdığını, o şehirleri ve orada yaşayanların hepsini yok ettiğini yazar. (Araf Suresi)O şehirler Sodom ve Gomorra şehirleridir. Peki bu şehirler Allah'ın gazabına neden uğramışlardır?

Lut, kavmine dedi ki:
" Alemlerde, sizden önce hiç kimsenin yapmadığı 'fahşayı' (hayasızlığı) mı yapıyorsunuz? Gerçekten siz, kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz, 'müsrif'(haddi aşan) bir kavimsiniz."

Lut Kavmi'nin cevabı:
"Bunları, yurdunuzdan sürüp çıkarın, muhakkak bunlar, çokça temizlenen insanlardır." demekten başkası olmadı.

Bunun üzerine Biz, karısı dışında, (Lut'u) ve ailesini kurtardık; (karısı) ise, helake uğrayanlardan oldu. Ve onların üzerine, bir (azap) sağanağı yağdırdık. Bak! Mücrimlerin(suçluların) akıbeti nasılmış?
[ARAF(7)/80-84]
Kur’an’a göre ahlaksızlık içindeki bu şehirler yerle bir edilmiş, yerin altına gömülmüştür.

Bu günahkar kentlerin İsrail'de, Lut Gölü'nün güneydoğusundaki el-Lisan Yarımadasının güneyinde sığ suların altında kaldıkları tahmin edilmektedir. Kuran'da anlatılan olayın başlıca karakterleri Hz. İbrahim ile yeğeni Lût'tur.

15 Kasım 2011 Salı

Süleyman Aleyhisselam ve Baykuş

Süleyman Aleyhisselam ve Baykuş


Ka'bü'l-Ahbâr (r.a.) Hz. Ömer'in huzurunda şöyle anlattı:

"Ey Emîrulmü'minîn, geçmiş peygamberlerin kitablarında okuduğum en acayip şeyi sana haber vereyim. Bir peçeli baykuş, Süleyman aleyhisselâmın yanına geldi, selâm verdi. Hz. Süleyman selâmını aldı. Sonra aralarında şöyle konuşma geçti:

"Ey baykuş, neden topraktan bitenlerden yemezsin?"
"Hz. Âdem topraktan biten şey (buğday) sebebiyle cennetten çıkarıldı." dedi.

"Niçin su içmezsin?" diye sordu;
"Çünkü Nûh aleyhisselâmın kavmi suda boğuldu." dedi.

"Neden îmar edilmiş mâmur yeri terk edip harabeleri mesken tutarsın.?"
"Harabeler Hz. Allah'ın mirasıdır, ben de Hz. Allah'ın mîrâsında otururum.

28 Temmuz 2011 Perşembe

Bahtiyar ve bedbaht eden beş şey

Bahtiyar ve bedbaht eden beş şey


Âdem aleyhisselam beş şey ile bahtiyar oldu.

• Zellesini (hatasını) i'tiraf etmek,
• Pişmanlık duymak,
• Nefsini ayıplamak,
• Tevbeye koşmak,
• Rahmetten ümidi kesmemek ile.



İblis (şeytan) de beş şey sebebi ile bedbaht oldu:

Peygamberlerin hepsi çobanlık yapmış, koyun gütmüştür

Peygamberlerin hepsi çobanlık yapmış, koyun gütmüştür


PEYGAMBERLERİN (A.S.) MESLEKLERİ

Cebrâîl aleyhisselâmın öğretmesi ile ilk defa dokumacılık, terzilik, Kasaplık, çiftçilik ve demircilik yapan Adem aleyhisselâmdır. (Anlaşılacağı üzere taş devri diye bir devir yaşanmamıştır. Mevla, eşyanın hepsinin isimlerini Adem aleyhisselama öğretmiştir. Hatta Adem aleyhisselam çocuklarına farklı farklı lisanlar/diller öğretmiştir))

İdris aleyhisselâm terzilik ve yazıcılık sanatını ilk yapandır.

Nûh aleyhisselâm marangoz idi. Gemi yapma sanatını vahiy ile öğrenmiştir ve bu sanatın ilk üstadıdır.

Hûd aleyhisselâm tüccar idi.

Hz. Lokman hekim terzi idi.

Şâlih aleyhisselâm ticâret yapar, kumaş dokurdu.

İbrahim aleyhisselâm, kumaş tüccarı idi.

Lût aleyhisselâm, çiftçilik yapardı.

17 Temmuz 2011 Pazar

Baykuş Uğursuz mu?

Baykuş Uğursuz mu?


Hz. Süleyman (aleyhisselam), huzuruna girip selâm veren baykuşa sormuş

- Ey Baykuş! Evlere konunca niçin uzun uzun ötersin?
- İnsanoğlu bu kadar ağır imtihanla karşı karşıya iken nasıl rahat uyur? demek isterim.
- Gündüzleri niçin dışarı çıkmazsın?
- İnsanoğlunun birbirine olan zulümlerinden dolayı...
- Feryadında ne dersin?
- Ey gafiller! Yolculuk var. Hazırlıkta bulunun, derim.

Hz. Süleyman (a.s.) şöyle buyurmuş: "İnsana böyle yolgösteren başka bir kuş yoktur. Neden insanoğlu onu uğursuz sayar, anlamadım."

( Süleyman peygamber hem insanlara hem de cinlere peygamber kılınmış ve bütün mahlukatın lisanı ona öğretilmiştir.)

Yeryüzünde kılınan ilk cenaze namazı

Yeryüzünde kılınan ilk cenaze namazı


Yer yüzünde ilk cenaze namazı, Hz. Âdem için kılınmıştır.Übey b. Kâ'b'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Âdem (a.s.) ölüm döşeğinde oğullarına: "Evlâtlarım! Ben cennet meyvelerinden yemeyi arzuluyorum, özlüyorum!" dedi.

Oğulları, babaları için cennet meyveleri aramaya gittiler. Meleklerle karşılaştılar.Meleklerin yanlarında Hz. Âdem (a.s.) için kefen, koku, kazma, kürek ve zenbil vardı. "Ey Adem'in oğulları! Nereye gidiyor, ne arıyorsunuz?" dediler.Onlar da; "Babamız hastadır. Cennet meyvelerinden yemeyi arzuluyor, özlüyor. Onu toplamak için bizi gönderdi." dediler.

7 Temmuz 2011 Perşembe

Yüzyıllarca Uyutuldular, Korundular; Ashab-ı Kehf

Yüzyıllarca Uyutuldular, Korundular; Ashab-ı Kehf


Îsâ aleyhisselâmdan sonra, din düşmanları her tarafı kapladığı bir zamanda, dinlerini korumak için her şeylerini terk edip, hicret eden ve Efsûs (Tarsus)taki mağarada medfun bulunan yedi kişi ile Kıtmîr adındaki köpekleri. Kur’ân-ı kerîmde Kehf sûresinde kıssaları uzun bildirilmektedir.

Eshâb-ı Kehf denilen îmânlı gençler, Efsûs yâni Tarsus şehri ahâlisinden idiler. Bunlardan altısı sarayda vazîfeli, hükümdâra yakın kimselerdi. Hazret-i Ali’nin rivâyetine göre Eshâb-ı Kehf’in adedi yedi olup, bunların altısı hükümdârın müşâvere heyetinde idi. Onun sağında ve solunda bulunurlardı. Sağındakiler Yemlîha, Mekselînâ ve Mislînâ idi. Bunlara “Eshâb-ı yemîn” denmiştir. Hükümdârın solunda bulunanlar ise, Mernûş, Debernûş ve Şâzenûş’tur. Bunlara da “Eshâb-ı yesâr” denmiştir.

Hükümdâr o târihte Roma imparatorlarından Dimityanus veya Dokyanus olup, rezil, zâlim bir kimseydi. Putlara tapardı. Sonra tanrılığını îlân etti.Putperestliği kabul etmeyen az sayıdaki mü minleri yakalatıp parçalattıktan sonra şehrin kapılarına astırdı. Hükümdâr bir ihbâr üzerine saraydaki bu îmânlı gençlerin durumlarını öğrendi. Büyük bir öfke ile onları çağırıp tehdid etti. Fakat onlar, îmân yolunda sebât gösterip, şirki ve putperestliği kabul etmediler. Üstelik Dokyanus’u îmâna dâvet ettiler. Eshâb-ı Kehf bu hak sözleri Dokyanus’a sarayda, hazır olan bir topluluk içinde söylediler. Çünkü Dokyanus bunları oradaki topluluk içinde putperestliğe çağırmıştı. Onlar da, saray erkânı içinde büyük bir cesâretle: “Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbi’dir. Fânî (yok olucu) şeyler nasıl yaratıcı olabilir.” dediler. Hükümdâr onların eski günlerine dönmeleri için zaman tanıdı. Bu da îmânlı gençlere Allahü teâlânın bir lütfu oldu. Çünkü bu bekleme esnâsında birbirleriyle istişâre ederek, hicret imkânını elde ettiler. Dinlerini korumak için gerekli hazırlıkları gizlice yapıp, şehre yakın bir dağ cihetine gittiler.Yolda giderken Kefeştetayyuş ismindeki bir çoban onların hâlini anlayıp îmân etti ve yedincileri oldu. Çobanın köpeği Kıtmîr de onlara katılıp, arkalarından tâkib etti. Dağa yaklaştıklarında çobanın gösterdiği bir mağaraya girdiler. Onlar mağarada Allahü teâlânın rahmet ve lütfunu dileyerek duâda bulundular. Allahü teâlâ bu husûsu Kur’ân-ı kerîmde Kehf sûresinin 13. âyet-i kerîmesinde meâlen şöyle bildirmektedir:

30 Haziran 2011 Perşembe

Dikkat; Gerçek İsevilik Bozuldu ve Hıristiyanlığa Dönüştü, Sizi Aldatmasınlar!

Dikkat; Gerçek İsevilik Bozuldu ve Hıristiyanlığa Dönüştü, Sizi Aldatmasınlar!



ÎSEVÎLİK

Îsâ aleyhisselâmın getirdiği hak dîne verilen ad. Îsâ aleyhisselâma nisbetle Îsevîlik, yerleştiği yer olan Nasıra’ya nisbetle Nasrânîlik adı verilmiştir.

Allahü teâlâ insanlara, dünyâda ve âhirette kurtuluşa ermeleri için yol gösterici peygamberler göndermiştir. Bu peygamberlerden bir kısmı yeni bir din getirmiş bir kısmı ise bu dînin emir ve yasaklarını tebliğle vazifelendirilmiştir. Yeni bir din getiren peygamberlerden birisi de Mûsâ aleyhisselâmdır. Mûsâ aleyhisselâma Tevrat adında ilâhî kitap indirildi. Mûsevîlik dîninin esaslarını insanlara tebliğ etmesi emredildi. Mûsâ aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamberler de Mûsevîlik dîninin emir ve yasaklarını insanlara tebliğ ettiler. Peygamberlere karşı çıkan ve hatta onları şehid eden İsrâiloğulları Tevrat’ı ve Mûsevîlik dînini değiştirdiler.

Allahü teâlâ Kudüs yakınındaki Nâsıra şehrine yerleşmiş olan Îsâ aleyhisselâma otuz yaşındayken peygamberlik emrini bildirdi. Îsâ aleyhisselâm insanların Allahü teâlâya inanmalarını ve O’nun emirlerini yapıp yasaklarından kaçınmalarını istedi. İsrâiloğulları onun dâvetini kabul etmedikleri gibi O’na karşı çıktılar. Îsâ aleyhisselâm birçok mûcizeler gösterdi. Fakat O’na pek az kimse îmân etti. Kendisine îmân edenler arasından seçtiği havârî adı verilen on iki kişiden Allahü teâlâya îmân ve ibâdet edeceklerine dâir söz aldı.

İsra ve Mi'raç Mucizesi

İsra ve Mi'raç Mucizesi


Resulullah Efendimiz (s.a.v.), Hicretten bir buçuk sene evvel Receb ayının yirmi yedinci gecesi Burak ile Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürüldükten sonra sahradan semaya(gök yüzüne) çıkartıldı.
Sema katlarının her birinde peygamberlerden biriyle görüştü. Nice melekler gördü. Cennet ve Cehennemi müşahade etti(seyretti).
Sidre-i Münteha’yı geçti, Allahü Teala’nın melekutundan bir çok acayibat gördü. Beş vakit namaz emri ile aynı gece geri döndü.
Sabahleyin mescide çıkıp Kureyş’e haber verdi. Şaşkınlık ve inkardan kimi el çırpıyor, kimi elini başına koyuyordu.İman etmiş olanlardan bazıları dinden döndüler.

İçlerinden bir kısmı Hz. Ebu Bekir’e(r.a.) Koştular; Ebu Bekr-i Sıddık; “Eğer O, bunu söylediyse şüphesiz doğrudur.” Dedi.
“O’nu buna karşıda mı tasdik ediyorsun?” Dediler. O’da “Ben O’nu bundan daha ötesinde -yani peygamberliğini- tasdik ediyorum!” Dedi. Bunun üzerine “Sıddik” diye isimlendirildi.

24 Haziran 2011 Cuma

Ad Kavmi ve İrem Bağları (Akıl almaz kibrin feci sonu)

Ad Kavmi ve İrem Bağları (Akıl almaz kibrin feci sonu)


Allah her daim darlıkla, hastalıkla, sıkıntı ile imtihan etmez, bazen de bollukla, güçle, kuvvetle, imkan genişliği ile, çeşit çeşit nimetlerle imtihan eder... Ad Kavmi... Geçici nimetlerle imtihan olup aldanıp ebedi hayatlarını mahveden kavim...

****

Hud aleyhisselamın peygamber olarak gönderildiği ve isyanları yüzünden rüzgarla helak edilen kavim. Bu kavim, Nuh aleyhisselamın oğullarından Sam'ın torunlarından Ad'ın neslidir. Yaşadıkları yer Ahkaf diyarı olup, Yemen'de Aden ile Umman arasındadır. Bu bölgeye Şihr de denilmiştir.

Nuh aleyhisselam zamanındaki tufandan sonra gemide bulunup kurtulanlar değişik bölgelerde yerleşip çoğaldılar. Ad kavmi de kendi arasında yirmi üç kabileden meydana gelen büyük bir Arap kavmi idi. Ad kavminin insanları, iri cüsseli, uzun boylu, kuvvetli, tuttuğunu koparan uzun ömürlü kimselerdi. Yaşadıkları bölgenin toprağı çok verimli, yağmuru boldu. Her taraf yemyeşil, bağlar, bahçeler, pınarlar, akarsular ile kaplı olan yerler "İrem Bağları" diye tanınmıştı.

Bu kavim büyük kayaları yontarak direk ve bu direkler üzerine çok gösterişli binalar yaptılar. Yaşadıkları bölgede her taraf akıl almaz süslere, göz kamaştıran güzelliklere sahipti.

Nuh aleyhisselam zamanındaki tufandan sekiz asır gibi bir zaman aradan geçmesi sebebiyle tufanı görüp, ibret alanlar ve bunları nesillere anlatanlar çoktan vefat etmişlerdi. Ad kavmi insanları sıhhatlerine, kuvvetlerine, zenginliklerine ve servetlerine bakarak her geçen gün kibirleniyor, büyükleniyor, taşkınlıklarını artırıyordu. Onların bu halleri Kur'an-ı kerimde mealen şöyle bildirilmektedir: "Yer yüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve bizden daha kuvvetli kim var (olabilir) ki dediler." (Fussilet suresi: 15)

Şeddad'ın YAPAY CENNETİnde Elektrik vardı

Şeddad'ın YAPAY CENNETİnde Elektrik vardı


İrem bağının sahibi olan Şeddad ibnü Ad, öyle suni bir cennet yaptı ki, hiç bir yerde ve hiç bir belde de onun misli halk olunmadı ve olunmayacak. Rüzgarın bir taraftan esmesi ile ağaçların üzerinde duran kuşlar, diğer tarafta sada veriyormuş. O zaman da elektriğin mevcut olduğu anlaşılıyor.Fenniyatta(bilimde) da muazzam terakki (ilerleme) varmış. Sonra Süleyman (a.s.) zamanında sönmüştür.

(Süleyman Hilmi Tunahan kuddise sirruh)

---

(İrem Bağı, Hûd Aleyhisselâm zamanında Âd Kavminin reisi olan ve Hûd aleyhisselâma inanmayan Şeddâd bin Âd’ın, “Ey Hûd! Senin ilahın o dünyada yaptığı Cennetle öğünürse, ben de bu dünyada bir cennet yapayım ki, onun Cennetinden daha şâhâne olsun!” diyerek dünya servetini dökerek yaptırdığı bir bahçedir.)

Süleyman aleyhisselam devrinde insanlık bilim ve tekniğin zirvesine çıkmıştı

Süleyman aleyhisselam devrinde insanlık bilim ve tekniğin zirvesine çıkmıştı


Süleyman aleyhisselam, üçyüzbin kişilik ordusunu Taif'den Filistin'e havadan bir günde nakletmiştir.

Ordusuyla bir çiftlik üzerinden geçerken, yerde çift süren fakir bir çiftçi o hali görünce,

"Allah'ım al-i Davud'a ne büyük saltanat verdin" demiş.

Bunu işiten Hazreti Süleyman hemen ordusuyla yanına inip,

"Cenab-ı Hakk'ın bana verdiği şu saltanata sakın gıpta etmeyesin. Eğer hayatını Hazreti Allah'a ve O'nun peygamberine bağlı olarak geçirirsen, sana verilecek ebedi saltanatın yanında bu gördüğün hiç kalır." buyurmuştur.

Süleyman aleyhisselam zamanında fen terakki edip çok ileri gitmişti. Lakin fen ilerledikçe tahribatı da çoğalmış ve insanlar yoldan çıkmaya başlamışlar. Bunun üzerine Süleyman aleyhisselam veziri Asaf'a emredip bütün fünunu (fen ilimlerini) gömdürmüştür.
Çağımızda da aynı şeyler oluyor ve insanlık aynı sonuca gidiyor nerdeyse...

(Süleyman Hilmi Tunahan kuddise sirruh)

2 Mayıs 2011 Pazartesi

İstanbul Boğazı, meşhur ismiyle Boğaziçi nasıl oluştu?

İstanbul Boğazı, meşhur ismiyle Boğaziçi nasıl oluştu?



“İstanbul Boğazı, daha meşhur ismiyle Boğaziçi nasıl oluştu?” Bu soru yüzyıllardır bilim dünyasını meşgul etmiştir. Günümüzde uzmanlar, İstanbul Boğazı açılmadan önce Karadeniz’in küçük bir tatlı su gölü olduğunu belirtmektedirler. Ama İstanbul Boğazı’nın insan gücüyle mi yoksa kendiliğinden mi oluştuğu sorusuna henüz bir cevap verilememiştir. İnsan gücüyle açılan Süveyş Kanalı ve Panama Kanalı, uzun mesafeleri kısaltmıştır; ancak İstanbul ve Cebelitarık boğazının açılması daha eski çağlarda olduğundan bunlar hakkında arkeolojik çalışmalar yapılmaktadır.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde, İstanbul Boğazı’nı ve Cebelitarık Boğazı’nı İskender-i Zülkarneyn ve onun ordusunda bulunan Hızır Aleyhisselam’ın açtırdıkları anlatılmaktadır. Ayrıca, Üsküdar ile Sarayburnu arasında çok mamur bir şehrin olduğu ve bu şehrin İstanbul Boğazı’nın patlamasıyla sular altında kaldığı da aktarılır. Evliya Çelebi, İstanbul ve Cebelitarık boğazlarının açılışını şu şekilde anlatmaktadır:

“Allahü Teâlâ, yeryüzünü bu­günkü şekline koymak için İskender-i Zülkarneyn'i yarattı. Zira “Cenâb-ı Al­lah bir şey murad ederse, sebebini hazır eder.” âyeti üzere, Âdem (a.s.)'ın dünyaya gelişinden 5079 yıl sonra yeryüzünde İskender-i Kübra pa­dişah oldu. Bütün hükümdarlar ona itaat ettiler. Fakat Yunanlı­ların Makedonya ve İzmirne sahibi Kaydâfe, İskender'e itaat etmeyip, kuvvetli bir hasım oldu. İskender, Kaydâfe'ye bir türlü galip gelemiyordu. Sonunda İskender, seyahat maksadıyla gizlice Kaydâfe'nin ülkesine ayakbastı. Kaydâfe’nin divanına girdi. Onun hal ve hareketini araştırırken, Allah'ın hikme­ti, Kaydâfe’nin askerleri İskender'i tanıdılar. Onu yakalayıp Kaydâfe’nin huzuruna getirdiler. Kaydâfe, daha önce İskender'in res­mini yaptırmış olduğundan, onu hemen tanıdı ve hapse attırdı. İs­kender, uzun zaman hapiste kaldı. Sonra Kaydâfe, İskender’i ha­pisten çıkarttı. Kendisi ile savaş etmeyeceğine ve kılıç çekmeyece­ğine dair İskender’e yemin ettirip onu serbest bıraktı.

“İskender, oradan Elburz Dağı eteğinde hükümet merkezi olan Irak Daviyân'a geldi. Bütün bilginleri toplayıp bir görüşme yaptı. Vezirleri: ‘Pâdişâhım, Kaydâfe denilen o kadının ne haysiyeti ola! Denizler gibi asker ile üzerine gidip vilâyetini harab edip, halkını kılıçtan geçirip, ciğerlerini kebap edelim’ dediler. İskender onlara: ‘Kerim olan verdiği sözünde durur. Kaydâfe beni hapisten çıkar­dığında, üzerine asker göndermemeye ve kılıç çekmemeye söz verip yemin ettim. Buna bir çare verin ki, Kaydâfe’den intikam alalım.’ diye cevap verdi. O anda hemen Hızır (a.s.): ‘Ey İsken­der! Eğer Kaydâfe’den intikam alalım dersen, savaş yapmaya bile lüzum yok. Hemen Karadeniz'i Makedonya yakınından kesip, Akdeniz'e akıtalım. Kaydâfe’nin bütün ülkesini suya boğar ve intika­mını alırsın. Böylece ettiğin yemin ve verdiğin sözünde de durmuş olursun.’ dedi. İskender'in bütün bilginleri: ‘Allah mübarek eyleye, Allah'ın ilhamı ile en güzel çare bu ola.’ diyerek karar verdi­ler. Derhal bilginler, hocalar ve mühendisler Karadeniz ile Akde­niz'in yüksekliğini ölçtüler. Karadeniz daha yüksek idi. Yedi yüz bin, dağ deviren işçi toplandı. Karadeniz'in suyunun kesilmesine baş­landı. Bütün bu işlere Hazret-i Hızır bakıyordu. Zira Hazret-i Hızır, İskender-i Zülkarneyn’in ordusu­nda asker idi.

“İskender ile karanlıklara varıp, âb-ı hayatı (Hayat suyu = ölümsüzlük) içmek Hızır'a nasib oldu. Hâlâ zinde durumdadır. Hazret-i Musa ile arkadaş olduğuna dair Kur'an-ı Kerim'de âyet var­dır. Hâlâ deniz işlerinde memurdur. Karadeniz'in Akdeniz'e karıştırılmasına sebep, Hızır Ne­bî olmuştur. Bu çalışma, üç sene sürdü. Neticede boğaz açıldı ve Kaydâfe'nin şehirlerinden Makedonya'yı, Es­ki İstanbul'u, Yoruz Kalesi’ni ve yedi yüz kadar şehri su basıp askerinden bir kişi bile kurtulamadı. Bu meşhur kıssa daha sonraları bir beyitte şöyle yer almış: Fırsatında düşmana veren amân / Kaydâfe gibi olıser bî-güman

“O asırda Karadeniz ile Akdeniz arasında binlerce köy ve kasaba ve büyük şehirler vardı. İstanbul'un Sarayburnu ile Üs­küdar arasında Makedonya şehri vardı. Yedi yüz ılıcalı büyük bir şehir idi. Suda kaybolmuş, İskender-i Kübra da böylece Kaydâfe’den intikam almıştı. Sarayburnu'nda Makedonya şehrini hemen onarmaya başladı. O zamandan beri Macar ülkeleri Sirem ve Semendire sahraları, Leh, Çeh, Kırım, Kamer el-Kam, Kıpçak ve Heyhat vadileri denizden uzaklaştı. Hepsi İrem bahçeleri gibi gönül açıcı yerler oldu. İnsanoğlu ve hayvanlar için otluk ve ekilir yerler oldu.

“Büyük İskender, Makedonya'yı hükümet merkezi yaptı. Sonra yine Allah'ın emri ile Akdeniz'in Septe Boğazı (Cebelitarık) olan yeri de açıp, Akdeniz'i okyanusa akıttı. Yunanca'da Okyanus Denizi derler. Arap dilinde Muhit Denizi (Bahr-i Muhit) denir.”

Yedikıta Dergisi
(9.sayı, Mayıs 2009)

9 Nisan 2011 Cumartesi

İSA aleyhisselam DİRİ OLARAK SEMAYA YÜKSELTİLDİ. YAHUDİLER O’NU ÇARMIĞA GEREMEDİ, ÖLDÜREMEDİ.

İSA aleyhisselam DİRİ OLARAK SEMAYA YÜKSELTİLDİ. YAHUDİLER O’NU ÇARMIĞA GEREMEDİ, ÖLDÜREMEDİ.


Batı Dünyası, 7 Nisan'da Hz. İSA'nın Öldürüldüğüne İnanıyor fakat İSA aleyhisselam DİRİ OLARAK SEMAYA YÜKSELTİLDİ. YAHUDİLER O’NU ÇARMIĞA GEREMEDİ, ÖLDÜREMEDİ.


Yahudilerin “Allah’ın Rasülü olan Meryem oğlu Mesih İsa’yı katlettik” demeleri , yani peygamberlikle alay ederek bir peygamberi öldürdük diye iftihar etmeleri sebebiyle Allah onları gazap ve zillete duçar etmiş, belalarını vermiştir.

Halbu ki, onlar İsa aleyhisselamı hakikatte ne katlettiler ne çarmıha gerdiler. Bu iddiaları tamamen gerçeğin zıddınadır. Fakat Hazreti İsa’yı öldürmeye cür’et gösterenler için şöyle bir benzetilme oldu.

Hz. İsa aleyhinde bulunan bir şahıs, O’nu katillere teslim etmek için Hz. İsa’nın evine gitmiş, İsa aleyhisselam ise Allah’ın kudreti ile semaya kaldırılmış Allah tarafından bu münafığın çehresi Hz. İsa’ya benzetilmiş, kafirler de bunu yakalayıp Hz. İsa zannederek asmışlardır.

Diğer bir rivayete göre ise, Yahudiler, suikastta bulunmak isterken Hz. İsa’nın semaya kaldırıldığını görmüşler, bu yüzden halk arasında bir fitne meydana geleceğinden korkmuşlar, bir şahsı yakalayıp asmışlar, insanlara da bu asılanın Hz. İsa olduğunu söylemişler. Zira halkın çoğu İsa aleyhisselamı şahsen değil ancak ismen tanıyordu.

Bu hadiseden sonra öldürdükleri şahsın Hz.İsa olup olmadığı hususunda ihtilaf eden(ayrılığa düşen) Yahudiler muhakkak bundan dolayı şüphe içindedirler. Buna dair zanna tabi olmaktan başka hiçbir ilimleri yoktur.

Halbu ki “Biz Mesih’i katlettik” diyenler O’nu yakînen (kesin emin olarak) katletmediler. Bundan dolayı katil cinayeti ile iftihar etmeleri de bir yalandır. Onların katle teşebbüsten maksatları asla hasıl olmadı. Gerçi ortada bir cesedin maktul olduğu yaşanmış bir gerçekti, fakat onların katletmek istedikleri Mesih bu değildi. Asıl Mesihi öldüremediler.Allah O’nu kendine yükseltti. Cenab-ı Hakk, o mübarek peygamberini ilahi kudreti ile “hayatta olduğu-diri olduğu halde” semaya kaldırdı. Allah ezelden bir aziz ve hakimdir. Mülkünde dilediği gibi tasarruf etmesine kimse mani olamaz.

Ehli sünnet vel cemaat akidesine(inanç esaslarına) göre Allah tarafından hayat sahibi olduğu halde(ölmeden) semalara yükseltilen Hz. İsa(a.s.) kıyamete yakın semadan arza inecek ve kendi şeriatı nesh edilmiş (getirdiği dinin hükümleri kaldırılmış) olduğundan Muhammed Mustafa (s.a.v.) in dinine tabi olacaktır. (Nisa Suresi’nin , 157-158. ayetlerinin tefsirinden)

Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin bağlıları (Süleymancılar) hangi partiye oy verecek? | Hangi parti tercih edildi? | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

Cemaat merkezi ( Muhterem Alihan Kuriş Beyağabey ) kararını açıkladı: KESİNLİKLE OY YOK! Kesinlikle AKP'ye ve MHP'ye oy ve...