abd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2017 Pazar

Türk hükumeti Katar'a gıda yardımı gönderirken, Katar F15 savaş uçağı alımı için ABD ile anlaşma imzaladı | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, türkiye, katar, abd, f15, savaş uçakları, körfez, gıda yardımı, gizlenen gerçekler, terör örgütleri, terör,


Uyu Ülkem ! 

Türk hükumeti Katar'a 71 uçakla 5 bin ton gıda yardımı gönderirken , Katar kendisini terör örgütlerine en çok yardım eden ülke olmakla suçlayan ABD'den 12 milyar dolar değerinde F15 savaş uçağı alımı için anlaşma imzaladı ve ABD ile körfezde ortak tatbikat yaptı.


Gerçek sahibi CIA olan Facebook ve benzeri sosyal ağlar bizi sansürlüyor. Bizi Telegram kanalımızdan takip edin: www.t.me/AkademiDergisi (Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

21 Nisan 2017 Cuma

Aktrollerin, oyları çalınan halkın sokağa dökülmesine dair korkusu o boyutta ki, akıl, mantık sırra kadem basmış. | Akademi Dergisi

abd, akademi dergisi, akp'nin gerçek yüzü, almanya, CIA, gizlenen gerçekler, ingiltere, Mehmet Fahri Sertkaya, mossad, terör örgütü, twitter, vpn,



Daha neler göreceğiz?

Burada garip olan nedir?

Bu ülkede AKPKK suç, terör ve ihanet örgütü, hangi muhalifin sitesini, blogunu, haber sitesini engellememiş? Rezillikleri iyice meydana çıkacağı hangi vakit, interneti kasten yavaşlatmamış? Tivitır mivıtır, hepsinin kökünü kazımaya, kaç açık beyandan sonra kaç kere teşebbüs etmiş?

Bu ülkede milyonlarca kişinin, istemeye istemeye, AKPKK'nin hukuksuzluğu ve terörü nedeni ile sürekli olarak VPN kullandığını ve başka ülkelerde göründüğünü bilemeyecek ya da tahmin edemeyecek evsafta mı bu AKtroller? Acaba evsaf ne demek biliyorlar mıdır...

Bir dalga ile CIA ve MOSSAD AKPKK'yi kurup iktidara getirmiş, bu herifler de bu dalganın tesiri ile fazla şişip, her şeyin uzmanı oluvermişler. Manzara tam anlamı ile bu... Ne sorsanız biliyorlar. Ne yorum yapsanız ve yanına delil getirseniz, mutlaka ama mutlaka bir itiraz yorumları vardır. Sonra üste çıkmaları da yetmez, birkaç dakika sonra size nasihat edip tavsiyeler de vermeye başlarlar.

Bir de ABD, Almanya'nın ve İngiltere'nin tavrı meydanda. Olabilecek en ama en duyarsız, itirazsız bir duruştalar. Bundan ötesini isteseler de yapamazlar ve bu adamlar Türkiye'yi sokağa dökmek için çabalayacak olsalar, yüz binle trol hesap kullanacak kadar kafayı kırmamışlardır ve buna imkanları da yoktur.

17 Nisan 2017 Pazartesi

ABD Dışişleri Bakanı Erdoğan’ı tebrik etmedi, AGİT raporuna işaret etti. | Akademi Dergisi

16 nisan, abd, agit, akademi dergisi, akp'nin gerçek yüzü, evet, hayır, ilhan tanır, julia mason, Mehmet Fahri Sertkaya, Recep Tayyip Erdoğan, referandum,


Washington Hattı'ndan İlhan Tanır'ın haberine göre Toner; ”her iki taraftan oy verenlere, partilere Türkiye’nin geleceği ve anlamlı bir siyasi diyalogun olabilmesi için beraber çalışma” tavsiyesinde bulundu.

ERDOĞAN TEBRİK EDİLMEDİ

Yapılan açıklamada ABD Dışişleri Bakanlığı seçim sonuçları için AKPKK hükümetini tebrik etmedi.

Demokrasiler farklı görüşlere, özellikle zor konularda, saygı duymasıyla güçlenir” eklemesi yapan ABD Dışişleri Bakanlığı açıklaması ayrıca AGİT’in bugün basın toplantısı ile vurguladığı ”taraflar eşit koşullarda olmadı” cümlesine vurgu yaptı.

'AÇIKLAMANIN ARKASINDAYIZ'

Washington Hattı’nın ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Julia Mason’a;

➥ ”ABD hükümeti bu referendum sonuçlarını kabul ediyor mu?” sorusuna karşılık ise Mason: ”yayımlandığımız açıklamanın arkasındayız. Bu açıklamaya yapacağımız bir ek yoktur” denmesi dikkatleri çekti.

Mason’ın ABD’nin referendumun sonuçlarını kabul ediyoruz veya tanıyoruz sözlerini kullanmaması dikkatlerden kaçmadı.

'AGİT'E TEŞEKKÜR EDİYORUZ'

Açıklamanın devamı şu şekilde:

➥ "Önemli çalışmaları için AGİT Referandum Gözlem Misyonuna teşekkür ediyoruz ve oylamanin ve kampanyanin yürütülmesine ilişkin ön değerlendirmede ayrıntılı olarak yer alan endişeleri not ediyoruz.

Bu endişeler arasında, olağanüstü haller koşulları altında yer alan oylamada, seçim günü gözlemlenen usulsüzlükler ve eşit olmayan koşullar altında yürütülen kampanyaya ilişkin kaygılar da bulunmaktadır. AGCE / ODIHR’nin nihai raporunu bekliyoruz, bunun birkaç hafta kadar süreceğini biliyoruz.

Türkiye hükümetinin, – 16 Nisan’daki oylarına bakılmaksızın – Türkiye vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini Türkiye anayasası tarafından güvence altına alındığı şekilde ve Helsinki Tüzüğü gibi Türkiye’nin uluslararası taahhütlerine uygun biçimde korumaya çağırıyoruz.

Birleşik Devletler ikili ilişkimizi güçlendirme konusundaki kararlılığını sürdürmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, hukukun üstünlüğüne olan bağlılığın ve çok sesli ve özgür bir medyanın vazgeçilmez unsuru olduğu demokrasinin, Türkiye’de gelişimine destek vermeye devam edecektir. “

AGİT: YSK'nın mühürsüz oy kararı kanunla çelişiyor | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, referandum, evet, hayır, agit, bbg, ysk, dkihb, halk oylaması, 16 nisan, abd, mühürsüz oy, yolsuzluk ve usulsüzlükler,

Türkiye'de bulunan uluslararası gözlem heyeti, anayasa değişikliği referandumunun "eşit olmayan şartlarda" gerçekleştiği sonucuna vardı. Heyet, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) dışarıdan getirildiği kanıtlanmadıkça mühürsüz oyların da geçerli sayılacağını açıklamasının kanunla çeliştiğini vurguladı. Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'na (AGİT) tepki gösterdi.

Rapor, AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu (DKİHB) ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyeleri, referandum ile ilgi,li olarak hazırladıkları ön raporu bugün Ankara'da kamuoyuna açıkladı.

Gözlemlerine ilişkin soruları yanıtlayan AGİT heyetinden Cezar Florin Preda;

➥ "Son dakika yapılan değişiklikler, sayım prosedürü ile ilgili önemli bir güvenlik mekanizmasını devre dışı bırakmıştır" dedi.

Preda, medyanın referendum yayınlarının da "tek taraflı" olduğunu ifade etti.

YSK'nın kararı tartışma yaratmış, referandumun iptalini isteyen CHP bunun için gerekirse önce Anayasa Mahkemesi'ne (AYM), sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuracağını açıklamıştı.

Dışişleri Bakanlığı: Heyet önyargıyla geldi

AGİT'e tepki gösteren Dışişleri Bakanlığı ise ön raporun "gözlem heyetinin Türkiye'ye önyargı ile geldiği ve tarafsızlık ilkelerini gözardı ettiği" anlamına geldiğini söyledi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada ayrıca, "Siyasi içerikli ve itham edici ifadeler üzüntüyle karşılandı", "Halk oylamasının uluslararası standartların gerisinde kaldığı gibi bir yorum kabul edilemez" ifadeleri yer aldı.

'Seçmenlere ayrı ayrı tercih şansı verilmedi'

AGİT heyetinin "İlk bulgular ve sonuçlar" başlıklı raporunda dile getirilen eleştiriler ise şöyle:

➥ 16 Nisan Anayasa Değişikliği Referandumu eşit şartlara sahip olmayan bir ortamda gerçekleşmiş ve kampanyanın iki tarafı eşit olanaklara sahip olmamıştır. 

➥ Altyapı projelerinin açılış merasimleri gibi devlet törenleri kampanya amacıyla kullanılmış, ilgili şehirlerde etkinlik günleri için kamuya ait toplu taşıma araçları sürekli olarak ücretsiz kullanıma sunulmuştur.

➥ Seçmenlere tarafsız bilgi sağlanmamıştır

➥ Referandum, başarısız darbe girişimi sonrasında ilan edilen vazgeçilmez olan temel özgürlüklerin kısıtlandığı bir olağanüstü hal altında gerçekleşmiştir.

➥ Medyada tek bir tarafın baskın şekilde yer alması ve medyaya yönelik kısıtlamalar seçmenlerin çoğulcu fikirlere erişimini azaltmıştır.

➥ Cumhurbaşkanı ve birtakım ileri gelen devlet yetkililerinin "Evet" kampanyasına etkin katılımı nedeniyle kampanya dengesiz olmuştur.

➥ Kampanya dili birtakım üst düzey yetkililerin "Hayır" destekçilerini terörist destekçileri ile bir tutması ile lekelenmiştir.

➥ "Hayır" destekçileri kampanya faaliyetleri sırasında çok sayıda durumda polis müdahaleleri ve şiddet içeren saldırılar ile karşı karşıya kalmışlardır.

➥ Sayım süreçlerindeki son değişiklikler önemli bir emniyet tedbirini ortadan kaldırmış ve bu değişikliklere muhalefet tarafından itiraz edilmiştir.

➥ YSK sürecin bazı yönlerine yönelik düzenlemeler yapmış ve talimatlar vermiş olsa da yasal çerçeve "gerçekten demokratik bir referandum gerçekleştirmek için" yetersiz kalmıştır. 

➥ Anayasanın 72 maddesini etkileyen 18 maddelik anayasa değişikliği teklifi, tek bir paket halinde oylanmıştır. Bu durum seçmenlere değişikliklerle ortaya konan farklı konuların her biri için ayrı ayrı tercih yapma şansını sağlamamıştır.

➥Önerilen değişikliklerin hiçbiri oy pusulalarında yer almamış; seçmenlerden basitçe "Evet" veya "Hayır" seçeneklerinden birini seçmeleri istenilmiştir.

➥ Sandık Kurullarında siyasi partilerin temsili tümüyle dengeli olmamıştır ve muhalefet partileri tarafından atanan 170 sandık kurulu başkanının reddedilmesi ile olumsuz şekilde etkilenmiştir.

➥ Birleşmiş Milletler rakamlarına göre Güneydoğuda yerlerini çeşitli nedenlerle terk etmek zorunda kalan 355 ila 500 bin kişi seçmen kaydı konusunda sıkıntı yaşamıştır. Referandum gününde, URGH gözlemcileri bu seçmenlerden bazılarının oy kullanamadığı yönünde bilgilendirilmiştir.

➥ Kamu kaynaklarının kötüye kullanımına dair durumlar ülke çapında gözlemlenmiş ve medyada geniş şekilde yer almıştır.

Raporda, referandumun teknik açılardan iyi idare edildiği ve referandum gününün düzenli bir şekilde yürütüldüğü ifadesi de yer aldı. Seçmenlerin seçmen listelerindeki bilgilerini doğrulayabildikleri ve değişiklik talep edebildiklerine de raporda yer verildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemcileri, bu raporu açıklayıncaya kadar referandum sonuçları ile ilgili yorum yapmayacaklarını söylemişti.

Rapor, AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu (DKİHB) ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM)'nin üyeleri tarafından hazırlandı.

| BBG

23 Ekim 2015 Cuma

Kürşad Berkkan kimdir? Ne yapmaya çalışıyor? Kitapları dikkate alınmalı mıdır? | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

kürşad berkkan, cinci hocalar, üfürükçüler, sahte kahramanlar, yazarlar, Mehmet Fahri Sertkaya, illuminati, masonluk, kitapları, kimdir,


GÜLSEK Mİ, AĞLASAK MI, memleketin sözde beyin takımının haline bir bakın!

Büyük görmek için üzerine tıklayınız!
Birisi şu arkadaşa, CIA'nın 1947'de ABD başkanı ve Mason üstadı Truman tarafından kurulduğunu ve ilk yıllarında hiç etkili bir gizli servis olmadığını, dünyanın dört bir tarafında dal budak salmadığını, on binlerce casusu dört bir yana dağıtmadığını, anlatmaya çalıştığı şeyleri, 1945 yılına kadar dünyanın tek süper gücü olan İngiltere'nin 1920'lerden çok çok önce yaptığını, ABD'nin 1940 tarihinde bile bir hiç olduğunu, 1945'te Hitler Amca İngiltere'yi perişan edince, ABD'nin ister istemez süper güç olduğunu ama 1950'de bile ABD'nin sanayi alt yapısı, yetişmiş bilim ve kültür adamları, üretim gücü, devlet gücü falan bulunmadığını, Siyonistlerin propaganda gücünün bulunduğunu v.s. anlatsın. 

Çok sayıda kitap neşretmiş, kitap neşri işini seriye bağlamış ve çok sayıda TV kanalında, kendisi gibi birikimsiz ve samimi olmadıklarını düşündüğüm kişilerin programlarına katılmış bu arkadaşı, yıllardır biliyor ve görüyorum. Kendisini TV programlarına çıkartarak, İslami referanslar ile konuştuğu halde milleti adeta İslam'dan-dinden çıkaran görüşler-inanışlar yayan şahıslarla, ciddi atışmalarımız olmuş, Allah'ın izni ile onların ne kadar boş, birikimsiz ve art niyetli olduklarını gözler önüne serip ezip geçmiştim. O gün bu gün hala sesleri çıkmıyor ve bana bulaşmıyorlar. 

Tam o sırada sayfamda, kimsenin ismini vermeden, bir genelleme yaparak ve kimseyi hedef almadan, profillerinde isimlerinin başına "yazar" diye yazan ve fazlaca taktik hareket ederek kendilerini yazar olarak tanıtmaya ve meşhur etmeye çalışan kişilerin dürüst hareket ettiklerini düşünmediğimi ve ne yazık ki bunların çoğunun sahtekar olduğunu gördüğümü yazmıştım

Kendisini televizyon programlarına çıkaran kişilerden sonra tam Kürşad Berkkan'a da sıra gelmişti ki o da anlamış olacak, hiç beklemediğim şekilde, hiç samimi bulmadığım bir üslupla bana o vakit sosyal medya profilimden mesaj göndererek "Üstad! Bana sahtekar demişsin. Ben bu yolda henüz yeni yeni yükselmeye çalışan genç bir kardeşinizim. Benim de hatalarım olursa özelden yazmanı rica edeceğim" demişti. 

Anında "Kimseyi açıkça muhatap alarak sahtekar demedim. Lakin sen üzerine alındı isen bu senin bileceğin şey. Benim için hiç de sıkıntı değil. Senin de samimiyetine inanmıyorum. Elbetteki, senin de yanlışlarını ve samimi bulmadığım hareket tarzını insanlara anlatacağım. Benim işim bu..." demiştim. 

Sonra davalar, ceza evi, adli para cezaları, icralar, borçlar, sıkıntılar, hususi hayatımdaki sıkıntılar, sürekli mücadele ettiğim bazı şahıs ve gruplardan fırsat bulamama derken, uzun zaman oldu da bir türlü fırsat olmadı... 

İyice bilinsin ki Kürşad Berkkan, samimi, dürüst, ehli sünnet müslümanların, itibar edeceği birisi asla değildir. İtikadı ehli sünnet değildir. "Acaba gerçekten bir müslüman mı, acaba gerçekten kalbinde iman ve Allah korkusu var mı?" diye endişeler duymama sebep olan tutarsız, birbiri ile tezat teşkil eden hareketlerini, sözlerini sürekli gördüm, duydum ve okudum. 

Bir Yotube kanalı var, bol bol İslam'ı malzeme ettiği bu kanalda rezillik diz boyu. İnsanın, onun bu yayınlarına cevap vermek ve hatalarını düzeltmek için onlarca cilt eser neşretmesi lazım. İnsanın ilk önce samimi duygularla hareket etmesi, sonra kendini gereğince yetiştirmesi ve sonra san, şöhret, itibar, alkış, maddi hedefler gözetmeden samimiyetle insanlığa hizmet etmesi lazım. 

Kürşad Berkkan, gözükmeye çalıştığı kişi de değildir. Bomboştur. Kendisi de bunun farkında. Kitaplar yazıyor ama zaten daha önce o alanlarda onlarca yeni kitap yazılmış, o da oradan buradan derliyor, biraz da kendisi doğru yalan, kanıtlı kanıtsız katıştırıp ortaya bir şeyler çıkarmaya çalışıyor. Akademi başta olmak üzere, ciddi emek ve birikimle hazırlanan sayfaları ve siteleri de yakından takip ediyor, işine gelen kısımlarını alıyor, kendi cümleleri ile aynı şeyleri anlatıyor, kaynak da göstermiyor. Mesele, sürekli insanların "Vaaoov" dediği konuları her yerden takip edip, kendisi anlatıp, adamdan sayılabilmek meselesi... Her halde bu yüzden "Üstad! Ben bu yolda henüz yeni yeni yükselmeye çalışan genç bir kardeşinizim." gibi, samimiyetten uzak, "Gizli bir art niyeti mi var?" sorularını akıllara getiren bir cümle kurmuştu. 


"Hatalarım, kusurlarım, yanlış bildiğim hususlar mutlaka vardır. Hepimiz insanız. Lakin hepimiz bu millete, bu ümmete ve insanlığa hizmet gayesi ile samimi duygularla, bedel ödenecekse ödeyerek hizmet etmeye çalışan insanlarız. Davamız bir ve o da san, şöhret, para, itibar kazanma davası değil, fisebilillah cihad etme davasıdır. Ben o gerçek yüzlerini, çirkinliklerini gözler önüne serdiğin kişiler gibi değilim. Tamam, onların programlarına çıktım ama bu onları doğru bulduğum, onlardan yana olabildiğim anlamına gelmez. Ben bulabildiğim her fırsatı değerlendirip, doğruları en kısa sürede en çok insana ulaştırmak için böyle bir yol tuttum. Lütfen, beni gerekli gördüğün hususlarda ikaz et." gibi bir cümle kurarak şansını deneseydi, ben de "İyi ama sen anlattığın kişi olsan, o şahıslar seni programlarına çıkarmak şöyle dursun, adamdan sayıp selam bile vermezler." demeyi düşünemese idim, belki durumu kurtarabilirdi.


Şu yukarıdaki ekran görüntüsüne bir bakın, daha en temel tarihi ve siyasi meselelere vakıf olmadığı, buna rağmen istediği her meselede çok bilgili ve tecrübeli biri edası ise yorumlar yapabildiği açıkça meydanda... Yeni Dünya Düzeni'nin 20. yüzyılda planlandığını falan da zan ediyor galiba... Bu kadar cahillik, hizmet için değil, anca samimiyetsizce okuyup araştırarak olabilir.

Yotube kanalında, bir cinin, kendisini telefondan aradığıni iddia ettiği ve video başlığına bile "gerçek kayıttır." ifadesinin düşüldüğü ama yine de kimsenin itibar etmediği, gündem olamadığı, TV'lerde tartışma konusu olamadığı "Şok, şok şok! Ünlü araştırmacı yazar, cinlerin hedefi mi oldu? Bu, dünyada bir ilk" spotlarının patlamasına sebep olamayan bir videosu var. Bu video ile gerçekten Türkiye'de ve dünyada gündem olmayı düşündü mü bilmem ama galiba insanlar artık bu soğuk, samimiyetsiz iddialara ve taktiklere ve şahıslara itibar etmemeyi yavaş yavaş öğreniyorlar. 

İslam'dan, müslümanların çilelerinden, sıkıntılarından, son dönemde müslümanlara kurulan tuzaklardan, masonlardan, illuminatiden bahsedip duran birinin...

İslam'ın zahirinden değil, ilmin batınından sırları çözmeye çalışan bir görüntü veren, kendini bu derece bilgili, birikimli ve ihlaslı bulan, böyle bir sahada faaliyette bulunmaya kendini yeterli görebilen, canlı yayınlarda ayetlere manalar vermeye kalkan birinin...


Facebook profilindeki şu resimlere bir bakın. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

Akademi'yi ve diğer site ve sayfalarımızı çok yakından yıllardır takip eden Kürşad Berkkan, Adıtürk hakkındaki yayınlarımıza hiç mi denk gelmemiş? Sabetaycılığını, Masonluğunu, İngiltere'nin işgal valisi olmayı teklif ettiğini, "Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkumdurlar." dediğini, "Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin yerin dibini boylamasını istiyorum" dediğini ispat eden yayınları ve daha bu hususlarda yüzlerce yayınımızı hiç mi görmemiş? Ya da bunları çatır çatır çürütebiliyormuş ve bu şekilde Kamalist kalabiliyormuş da, bize karşı olan nezaketinden dolayı mı bu yüzlerce yayının hatalarını meydana sermemiş?

İçim daralıyor böyle şahısları, sayfalarını, sitelerini, kitaplarını görüp takip etmek zorunda kalınca... Ama ne yaparsınız ki işim bu... Bu ülkede İslam'ı malzeme ederek, müslüman görünerek İslam'a bilerek ya da bilmeyerek zarar veren herkesin yolunu kesmek, gerçek yüzünü gözler önüne sermek benim işim...

Son olarak, hâlâ fırsat bulup araştıramadım, Berk-kan soy adı nereden geliyor, kökenleri ne, özel bir şeyler ifade ediyor mu, cinci hoca geçinen Erol Tan-gut ile Kürşad'ın bir ilişkisi var mı, varsa nasıl bir ilişkisi var, diye... 





Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin bağlıları (Süleymancılar) hangi partiye oy verecek? | Hangi parti tercih edildi? | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

Cemaat merkezi ( Muhterem Alihan Kuriş Beyağabey ) kararını açıkladı: KESİNLİKLE OY YOK! Kesinlikle AKP'ye ve MHP'ye oy ve...